Hukuksuz yargılanan herkes serbest bırakılmalı

Malumunuz Ergenekon terör örgütünden ceza alan Mustafa Balbay tahliye edildi. Balbay’ın tahliyesi, Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvurudan sonra Anayasa Mahkemesi’nin uzun tutukluluktan Balbay’ı haklı bulması ve tazminata hükmetmesinin ardından İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla gerçekleşti. Balbay, hem tahliye oldu hem de beş bin lira manevi tazminat kazandı.

Zamanında her ne kadar onlar böyle bir erdem içerisinde olmadılarsa da ve tahliye olan Müslümanlar için içlerindeki kini ve zehri o vakit kustularsa da ben Balbay’ın bırakılmasıyla ilgili pek bir şey söylemeyeceğim. Ancak buradaki çifte standardın neredeyse bütün kesimlerce kabul ve makbulmüş gibi görülmesinin doğru olmadığını belirtmek istiyorum.

Hele medyanın çukurların seviyesini aşan tavrı en başta lanetlenmesi gereken şey olsa gerek. Tam 10 yıl cezaevinde kaldıktan sonra Ceza Muhakemeleri Kanunu 102. Maddesi gereği serbest bırakılan Müslümanlarla ilgili basının tavrını hepimiz gördük! Tam bir linç kampanyası başlatılmıştı. Açık kanun hükmü gereği bırakılan Müslümanlar, medya dinozorlarının hışmına uğramış ve cezaevi önündeki karşılamayı; aile, dost ve dava arkadaşlarının sevgi nümayişlerini kâbus ve dehşet görüntüleri şeklinde vermeye çalışmışlardı.

Aylarca gözaltı yaşamış, işkencenin her türlüsünden geçmiş Müslümanlar yine kendi helvadan kanunları gereği serbest kaldılar diye nasıl da şaşkınlık ve pişmanlıkla karşılıyorlardı! Nasıl da hazmetmiyorlardı!

Oysaki onlar aylarca gözaltı yaşamış ve 10 yıl gibi bir süre tutuklu kalmışlardı. Onların da aileleri ve çocukları vardı. ‘Deniz’ ve ‘Yağmur’ları olmasa da Hasan, Sümeyye, Merve ve Fatımaları onları dört gözle bekliyordu. Daha doyamadıkları çocukları, torunları vardı. Onların da baba ve dedeleriyle sevinmeleri haklarıydı. Üstelik hiç kimseye ‘genç subaylar rahatsız’ veya ‘aksaçlı derinler mutsuz’ gibi bir çıkışları olmamıştı. ‘Sonbahar sıcak geçecek’ gibi bir tehditleri de olmamıştı. Ama emir en yetkili ağızdan geliyordu. O zaman adeta ‘Pardon rahatsız olan gençler ve derin aksaçlılar varsa hemen gereği yerine getirilsin’ denilircesine yargıya talimatlar veriliyordu.

Yanlış değilsem 04.01.2011’de gerçekleşen tahliyeler için 06.01.2011’de Bekir Bozdağ Yargıtay ve ilgili dairelere çağrıda/talimatta bulunarak, Yargıtay’ın, istediği takdirde Hizbullah dosyasını bir saat içinde karara bağlayabileceğini ve hükmü kesinleştirebileceğini söylüyordu. Ardından da verilen mahkûmiyetler hepimizin malumu.

Şu yargılamalarla ilgili başka bir husus da şu an içerde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, uzun tutukluluk ve işkence gerekçesiyle haklı bulduğu ve kendilerine yönelik muameleye karşılık da tazminata hükmettiği birçok mahkûm var. Peki, ya bunlarla ilgili niye bir tahliye işlemi gerçekleştirilemiyor? Diyebilirsiniz ki onların hükümleri kesinleştirilmiş. Ben de derim ki neye göre hükümleri kesinleştirilmiş? Tamamen gayr-i hukuki ve şiddete dayalı yöntemlerle sanıktan delile varmak suretiyle suç ihdası veya suçlu ilan etme yöntemiyle gelinen veya varılan bir mahkûmiyet ne kadar adilane olabilir?
 
Dolayısıyla sanıkları mahkûm kılan yöntem adilane ve hukuki olmamış ki üzerine bina edilen hüküm hukuki ve adilane olsun.

Bir, iki veya üç ay işkence ettiğiniz bir insana neler kabul ettiremezsiniz ki veya hangi belgeyi imzalatamazsınız ki! Doğal olarak bunun üzerine bina edilen, kanunsuz yöntemlerle elde edilmeye çalışılan sözüm ona delillerle verilen mahkûmiyetler “ke en lem yekün” yani yok hükmünde olup olmamış gibi sayılmalıdır. Onun için değişik vesilelerle 90’lı yıllar ve sonrasında özellikle dindarlara ve Kürtlere yönelik davalardan mahkûm edilenlerle ilgili bir çıkış yolunun aranması gerektiğini hep söyleye durduk.

Balbay 34 yıl 8 ay ceza almış bir mahkûmken hukuksuz yargılamalar gerekçesiyle daha beş yılı bile dolmadan tahliye ediliyorsa -adı üzerinde- hukuksuz yargılanan -ki kiminin hukuksuz yargılandıklarına dair AİHM kararları var- herkesin ama herkesin, cezası onaylanmış olsun olmasın fark etmez, bu haktan istifade ettirilmesi gerek, yoksa hiç kimse bana hak hukuk ve adaletten söz etmesin!

Selam ve dua ile…
 
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.