Kim İçerde Kim Dışarda?

Yıllar önce gazeteci Ruşen Çakır’ın “Ayet ve Slogan” kitabı yayınlandığında oldukça ilgi görmüştü.

Sadece ilgi değil biraz da şaşkınlık vardı aslında.

Çakır, sosyalist kimliğiyle tanınan biriydi; ama Müslüman grup ve cemaatleri o kadar “içerden” anlatıyordu ki, herkes şaşkındı.

Öyle ya aynı Çakır o dönemin provakatör; ama enformasyon anlamında acemi dergilerinden birinde çalışıyordu ve o dergi sık sık “Camiden çıkanlar Kur’an’dan ayetler okuyarak dağıldılar” türünden gaflara imza atıyordu.

Dergi “irtica” yaygarası koparıyor ve genellikle gülünç duruma düşüyordu.

Ama Çakır’ın kitabı öyle değildi.

Çok sonraları bilgilerin İslami camianın tanınmış isimlerinden biri tarafından ona verildiğini duyduk.

Kulisler “Mehmet Metiner” ismini telaffuz ediyordu.

Metiner, İslami piyasayı bilen ve bu piyasada bilinen bir isimdi.

Keskin çıkışlarıyla bilinen “Girişim” dergisinin yayın yönetmenliğini yapmıştı yıllarca.

Ruşen Çakır’ın kitabı böyle çıkmıştı ortaya.

Böylece Çakır’ın nasıl bu kadar “içerden” konuşabildiğini de anlamış olduk.

Tabi Ruşen Çakır bununla yetinmedi ve araştırmalarını bu alana yoğunlaştırdı.

Günümüzde kendisi “İslami Hareketler” konusunda “uzman” sayılıyor.

“Dışardan” biri; ama “içeriyi” iyi takip ediyor.

Şimdi gelelim bu konuyu neden anlattığıma.

Biliyorsunuz Mustazaflar Hareketi adında siyasal bir hareket başladı.

Mustazaf Der’in kapatılması sonrası ciddi bir hareketlilik söz konusuydu.

Şimdilerde İstişare Toplantıları yapılıyor, kamuoyunun nabzı tutuluyor.

Partileşme konusu konuşuluyor, tartışılıyor.

İnşallah tüm mustazaf halklar için hayırlı olur.

Yanı sıra Sıtkı Zilan ve arkadaşlarının “Azadi insiyatifi” var.

İki hareket de Diyarbakır merkezli.

Hem AKP hem de BDP konuyu takip ediyor.

AKP, “Taban bulamazlar” diyor.

Peki ya BDP…

Onlar da bilgi alıyor.

Yaşadıkları coğrafyanın insanına ve değerlerine o kadar yabancılar ki, Altan Tan’dan bilgi alıyorlar.

“Eski İslamcı” Altan Tan, Mardin’de BDP’lileri bilgilendirmiş.

Şimdi kendisi kızıp “Ben “eski” değilim, halen İslamcıyım” diyebilir.

Bence pek öyle değil.

Bakın açıklamasından bir bölüm alıyorum buraya.

“Kürt halkı içerisinde de İslamcı, sosyalist, liberal, Sünni, Alevi var. Bütün siyasal oluşumlar Kürt halkının kimlik talebinde ortak hareket etmelidir. Gerektiğinde ittifak yapılmalıdır. AKP, Türk İslamcı ve milliyetçi bir anlayışa sahip. BDP ise kendini sol, sosyalist bir parti olarak tanımlıyor. BDP son seçimlere emek, demokrasi ve özgürlük bloku altında girdi ve tüm Kürt partileri ve kişilere kapısını açtı. Bu blokun genişlemesi halinde İslami düşüncedeki Kürtler de kendi kimlikleri ile temsil edilebilir. Yeni kurulacak partiler ancak böyle bir zeminde var olabilir. Bu partiler kurulursa tabii ki bir tabanları var; ama bunun ne kadar genişleyebileceğini zamana bırakmak lazım. BDP olarak yakinen takip ediyoruz.

Altan Tan, İslamcı olduğu dönemde BDP zihniyeti için şunları söylüyordu:

“Şimdi bugün bölgedeki siyasi yapıyı bir düdüklü tencere gibi düşünmek gerekiyor. Tencerenin kapağı Marksist ve Alevi çizgidedir. (...) Çoğu Stalinist bir anlayıştan geliyor. Tencerenin kendisi ise Sünni, Şafi ve Nakşibendi’dir. Dolayısıyla bugün tencereyle kapak arasında bir uyum sorunu var.”

Tencere ve kapak yer değiştirmediğine göre Altan Tan nerede duruyor?

Eskiden “dışardan” değerlendirme yapmıştı, şimdilerde “içerden” değerlendirme yapıyor.

“BDP olarak yakinen takip ediyoruz” diyebilecek kadar “içerden” konuşuyor Altan Tan.

Tencerede durmaya razı olup kapağa selam çakan Tan, bununla da yetinmiyor ve İslami yapıları da yanına çağırıyor.

Müslüman halkın, “Marksist-alevi çizgideki, Stalinist anlayıştaki kapağın altına girmesini istiyor.

Kendisi orada çok şey bulmuş olmalı.

Ruşen Çakır, eskiden de “dışarda” idi halen de “dışarda.”

Altan Tan ise “dışarda” söylediklerini yutup “içeriye” girdi. Şimdi “içeride”kilere “dışarısı” hakkında bilgi veriyor.

Hangisi tutarlı davranıyor dersiniz?

Önceki ve Sonraki Yazılar