Mehmet ŞENLİK

Mehmet ŞENLİK

Komşusu aç iken tok yatan, bizden değildir

İslam dininin temel prensiplerinden birisi de Peygamberimiz (s.a.v)in “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” uyarısıdır.
 

İçinde yaşadığımız dünyanın bir gerçeğidir ki, İslam dışı insanlığa dayatılan her türlü hayat tarzı, ideoloji, anlayış ve düşünce farklılıkları; insanlığı aşırılıklara, anarşiye, teröre ve buhrana sürüklediği gibi lükse, israfa bencilliğe ve vurdumduymazlığa da alıştırmıştır. Oysaki İslam: “Müminler birbirlerini kenetleyen bir binanın tuğları gibidir” diyerek bütün müminleri bir bütün olarak görmektedir. Müminlerin bazıları dünyanın bir başka kıtasında veya başka bir devlette yaşıyor olması bu külli kaideyi bozmuyor ve bizi bu sorumluluktan kurtarmıyor.

Böyle bir sorumluluğumuz varken yanı başımızda Suriye mülteci kamplarında çamur içinde yoksullukla pençeleşen Müslüman kardeşlerimize karşı ne gibi bir görevimizin olduğunu idrak ediyor muyuz? Lüks villalarda, batı tarzı süit dairelerde oturan ve bu daireler için büyük paralar döken Müslüman zenginlere sesleniyorum! İki ayda bir araba değiştiren yıllık ev eşyalarını yenileyen bürokrat ve teknokratlara sesleniyorum! Şu anda ölüm üçgeni denilen Afrika’daki açlık kamplarında, özellikle Güney Afrika Somali, Myanmar, Arakan ve Mali’de yaşayan insanların durumundan haberiniz var mı? Bütün bunları bildiğiniz halde vicdanınız rahat, kalbiniz mutmain mi?

Evet, bütün bir insanlık bunları görüyor ve uzaktan seyrediyor. Sudan’daki kıtlık sırasında “Kevin Carter” tarafından çekilen ve halen internet sitelerinde duran bir fotoğraf, insana, insanlığından utandıracak bir sahneyi sergilemektedir. Fotoğrafta derisi kemiklerine yapışmış bir çocuk, emekleyerek 1 km ötedeki Birleşmiş Milletler yemek kampına gitmeye çalışıyor. Arkasındaki akbaba, çocuğun ölmesini bekliyor.

 Fotoğrafı çeken “Kevin Carter” Fotoğrafı çeker çekmez oradan ayrılıyor. Ama kimse çocuğa ne olduğunu bilmiyor. Fotoğrafçı Canter ise, bu fotoğraftan dolayı büyük bir ödüle layık görülüyor, ama yaşadığı dehşet manzarası, bir türlü gözlerinin önünden gitmiyor ve bir zaman sonra eksoz gazıyla intihar edip hayata veda ediyor.

Oralarda yaşayan insanlar, kızgın çöllerde ve kızgın güneşin altında, çoluk, çocuk, kadın, ihtiyar ve hasta demeden açlığa ve kıtlığa direniyorlar. Kaldıkları yerlere, baraka bile denemeyecek çalıdan çırpıdan ve kartondan yapılmış iğreti barınakların altında, gece gündüz açlık içinde hayata tutunmaya çalışıyorlar.

Böyle bir dünyada lüks ve israf içinde yaşayan zenginler, varlık sahipleri, para babaları vicdanen rahat olabilecekler mi? Bunlar, bu kardeşlerimizin açlığı, sefilliği, yoksulluğu, kimsesizliği ve hayati haklarını koruyabilmeleri için neler yapıyorlar? Acaba bu konuda bir düşünceleri planları var mı? Acaba bunlar, kendi kendilerine bir vicdan muhasebesi yapıyorlar mı?

Her insan, her toplum birbiriyle doğrudan veya dolaylı olarak ilişkilidir. İkamet ettiğimiz bir binadaki daireler birbirinin komşusudur. Biz buna daire komşumuz diyoruz. Her apartman diğer apartmanla komşudur. Biz buna da apartman komşumuz diyoruz. Her şehir de diğer şehirlerle komşudur. Böyle düşünürsek her ülke de diğer ülkelerle komşudur. Şayet din, dil, ırk ve coğrafi farklılıkları bir tarafa bırakırsak, bütün insanlık tek bir ailedir. Dolayısıyla hepimiz insanlık ailesinin birer üyesiyiz. Komşuda yangın varsa alevi ve harareti bizi de etkiler.

“Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” buyuran Peygamberimiz (s.a.v)in uyarısına, yeniden kulak vermeli ve Asrı saadetteki gibi, Ensar ve Muhacirin arasında tesis edilen İslam kardeşliğini esas almalıyız. Buna vesile olmak isteyen ve kendilerini ortaya koyan şahıslara, yardım kuruluşlarına destek olmalı ve katkıda bulunmalıdır.

Malın da mülkün de gerçek sahibi Allah’tır. Biz de bu dünyanın misafirleriyiz. Dünyada bize verilen nimetlerin hakkını vererek şükretmeliyiz. Bize lütfedilen zenginlikleri Allah’ın rızasını kazanmak için, darda ve zorda bulunan kardeşlerimizle paylaşmasını bilmeliyiz. Materyalist dünyanın yaptığı gibi mala kul ve köle olarak hizmetçi değil, malı kendi hizmetimizde İslam’a ve Kur’an’a hizmet yolunda kullanmalı ve harcamalıyız

Müslümanlar zengin olmalı, maddi ve manevi her zenginliğe kavuşmalıdır. Ancak zenginliğini de züht ve takva içinde yaşamalıdır. Şu da bilinmelidir ki, zenginlik israfı önlemekle gerçekleşir. Bir taraftan komşusu açlıktan kıvranıyor ve ölüyorsa, bir taraftan da israfın haram olduğunu bildiği halde, lüks ve konfor içinde yaşayan insan inandığı değerler açısından izah edilir bir durumu bulunmamaktadır. Aşırılıklardan uzak mütevazı bir hayatı tercih etmeniz dileğiyle.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.