Konu Gazze ve Mescid-i Aksa ise gerisi teferruattır

Son Gazze saldırıları tekrar gösterdi ki ümmet canlı ve dimdik ayaktadır. Yine bu saldırılar bize hakkımızda şer gibi görünenlerin hayır olabileceğini göstermiştir. Ümmet adım adım Mescid-i Aksa’ya yaklaşıyor.

Kafirlerin sünni ve şiileri çatıştırma hayalleri suya düşüyor. İşgalci rejim şu an mezhep meşrep ayrımı olmaksızın bütün Müslümanların hedefindedir. Ümmeti beşşar fesat üzerinden parçalama silahı, ümmet düşmanlarına dönmüştür. Suıriye’deki mücahitlerin, elde ettikleri silahları iç çatışma biter bitmez siyonist hedeflere yönelteceklerinden kimsenin kuşkusu yoktur.

Türkiye’nin hükümet olarak bütün gücü ile Gazze’nin yanında yer alması kukla Arap rejimlerini de cesaretlendirmiştir. Sayın Başbakanın konuyla ilgili açıklamaları ümmetin duygularına tercüman olmuştur. Ümmet, yürekten desteklediği bu söylemin en yakın zamanda eyleme dönüşmesini beklemektedir.

İşgal rejimini sığınaklara sokan, yüreklerini hoplatan füzelerin menşei bir gerçeği gün yüzüne çıkarmıştır. İran’ın mezhepçilik yaptığı iddiası kökten çürümüştür. Gazze’de direnen örgütlerin tamamı sünnilerden oluşmaktadır. Kafirler, aslında bu ayrımcılığın tutmayacağının bilincindedirler. Konu Gazze olunca ümmetin nasıl da mezhebi meşrebi teferruatın teferruatı saydıkları görülmüştür. Yine konu işgal rejimi olunca ABD ve Batının nasıl ittifak ettikleri de görülmüştür. Bu da küfür tek millettir hükmünün tezahürüdür.

Dikkat edilirse İran’ın hükümet yetkilileri ile Türkiye hükümeti hiçbir zaman birbirlerini doğrudan hedef haline getirmediler. Türkiye, Zalim Beşşarı hedefine koyarken İran da ABD-Batı ittifakını hedefine koymuştur. Ancak bunların basireti körelmiş taraftarları batının oyunlarına gelmiş görünmektedirler. İki taraf da müspet gelişmelere kör, menflikleri ön plana çıkartmaktadırlar.

Bir taraf işgal rejimini ilk tanıyan T.C devletinin mevcut hükümetinin işgal devletine karşı adeta İhavanı müslümin gibi duruşunu görmezden gelirken diğer taraf gözleri kamaştıran ve kulakları sağır eden FECR füzelerine karşı kör ve sağır. Rabbim bu fanatiklere fehm, feraset ve basiret ihsan etsin.

Kanaati acizeme göre işgalci necisleri ortadan kaldırmak için; İran ve Hizbullah, gerek füzeleri gerek Yermük silah fabrikası ve gerekse Hizbullah mücahaitleri vasıytasiyle eliyle, Türkiye, Mısır, Suud ve diğer müslüman ülkler diliyle, şimdilik Filistinli şehitlere şehit diyemeyen diyalogcular da kalpleriyle buğz etmek suretiyle gereğini yapıyorlardır.

Hepimiz Furkan savaşıyla, ve Temmuz harbi ile kağıttan bir kaplan olduğu ortaya çıkan işgal rejiminin bu son girşiminin de uyuşturlan ümmetin uyanışına vesile olmasını dileyelim. Yıllarca narkozlanan ümmeti uyandırmak o kadar kolay olmasa gerek. Bunun için daha çok şehitler vermemiz gerekebilir.

Gazzeyi ziyaret eden Sayın Davutoğlu ve beraberindeki Arap Dış İşleri bakanlarana “Saih (turist) istemiyoruz, silah istiyoruz” diyen Flistinli kardeşlerimizin de dile getirdiği gibi inşallah saihlerini gönderen halklar, silahlarını da göndermeye muvaffak olurlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar