Kürtler, Hz. Yusuf ve İsrailoğulları

Kürdistan coğrafyasının kalbi olan Amed’in, Diyarbekir’in fethinin yıldönümünü yadettiğimiz günlerdeyiz. Allah Resulü’nün (s.a.v.) vefatından sadece 7 yıl sonra Ashab-ı Kiram öncülüğünde 27 Mayıs 639 yılında bu coğrafya can-ı gönülden İslam’a teslim oldu ve o günden bugüne dek bu inancını hakkıyla muhafaza etti. Bugün gelinen noktada, batı ve batıcıların sömürge anlayışlarına payanda olmadığından ödetilen tüm bedellere rağmen inancından taviz vermeyen Müslüman Kürt halkı, batı ve İslam dışı tüm güçlerin desteği ile içerden çökertilmek üzere, içinden çıkarılan seküler ve laik bir güruhla karşı karşıya bırakılmış durumdadır. Cumhuriyet rejiminin katliam, baskı ve sindirmelerine rağmen inancından koparamadığı Müslüman Kürt halkı, maalesef bu zihniyet tarafından hedef alındı, kutsal değerler, inanç ve namus anlayışı tarumar edildi. Kürtlerin mazlumiyet ve mahrumiyetlerini iyi kullanan bu malum güruh; hak, hukuk ve özgürlük adına tüm kutsalları yerle bir etti. Cumhuriyet rejiminin tek parti anlayışı ile Müslüman Kürt halkına yaşattıklarının Kürt versiyonunu sergileyen bu Truva atı, asıl amaçlarının Kürtlerin hak ve hukuku olmadığını özellikle son dönemlerde gün gibi ortaya koymuştur.       

Köken olarak kimi tarihi kayıtlar Kürtleri, Yahudilerin de soyundan geldiği Hz. İshak’a dayandırmaktadır. Doğrusunu Allah bilir, ancak önemli olan kökenin nereye dayandığı değil, sahip olunan anlayış ve takip edilen istikamettir. Hz. İshak’ın torunları ve Hz. Yakub’un (İsrail) oğulları olan evlatları içerisinden, Hz. Yusuf gibi bir peygamber ve Aziz çıktığı gibi, azgınlıkta ve haddi aşmada tarihe mal olmuş olan Yahudilerin de ataları çıkmıştır. Dolayısıyla Hz. İshak’ın soyuna dayandığı söylenen biz Müslüman Kürtler, kendimizi Hz. Yusuf’un evlatları ve takipçileri olarak görürken, Müslüman Kürtlerin inanç, değer ve kutsallarına başkaldıran malum zihniyeti de, Hz. Yusuf’un kardeşleri olan ve peygamber babalarını, kendi inanç ve değerlerini çiğneyen Yahuda’nın izinde görmekteyiz. Zira yaşananlar da bire bir benzeşmekte ve örtüşmektedir. 

Onlar şeytanın telkini ile kardeşleri Yusuf’u kör kuyulara atarak yok etmek isterken, bugün de şeytan batının telkinleri ile Müslüman Kürtlerin kuyuları seküler Kürtler tarafından kazılmaktadır. Onlar bunu en azından babalarının sevgisini kazanmak için yaptıklarını iddia ederken, bugün batının yani küfrün sevgi ve sempatisini kazanmak adına bunlar yapılmaktadır. Amerika ziyareti sonrasında yaşanan 6-8 Ekim olay ve katliamları bunun bariz bir ispatıdır.

İsrailoğulları yaptıklarından sonra suçu bir hayvan olan kurda yükleyerek sıyrılma yoluna gittiler. Bugün de sığınılan kavram provakatör olmuş ve böylece sıyrılma yolunu seçmektedirler. İsrailoğulları nasıl ki kaypak bir topluluk ise bugünküler de onlardan farksız ve düşmanlıklarını direk din ve inanç ile savaş şeklinde sergileyememektedirler. Gerçi son dönemlerde bazı beyanatları ile düşmanlıklarını izhar etmektedirler ama sonrasını bin bir kıvırtma takip etmektedir.

 Yusuf’un tüm iyi niyetli yaklaşımlarına rağmen kötülük, zulüm ve düşmanlıktan geri kalmayan İsrailoğulları gibi, malum zihniyet de bugün Müslüman Kürtlerin tüm iyi niyet ve sağduyu çağrılarına rağmen, fırsat bulduklarında vahşet ve katliamlardan geri kalmayacaklarını yakın tarihte gösterdiler.  İyi niyet ve mutedil yaklaşımlar, bugün de devam ettiği gibi ne Yahudilerin ne de bu zihniyetin gözünde bir anlam ifade etmemektedir. Onlar, kendi zihniyet ve anlayışları dışında hiç kimseye hayat hakkı tanımayan, barbar ve vahşi bir anlayışa sahiptir maalesef…

Yusuf’u öldürmeye güç yetiremeyen kardeşleri, Onu yabancı bir kervana köle olarak satmak suretiyle kurtulma yoluna gittiler. Birkaç kuruşluk dünya menfaati karşılığında… Bugün de sözde Kürtlerin temsilciliğini yaptığını iddia eden bu zihniyet, batıyla batılda yaptıkları işbirliği ile boyun eğdirip yok edemedikleri Müslüman Kürtleri jurnallemekte ve satmaktadırlar. Akıldan mahrum olmayan biri sormaz mı? Acaba Amerika ziyaretleri sonrasında yaşanan vahşet ne anlama gelmektedir. Onların temsilcilerinin sık sık yaptıkları bölge ziyaretlerinde acaba yatırım ve halkın maslahatı mı konuşulmaktadır? Hayır, konuşulan şey, Müslüman Kürtlere karşı düşmanlıktaki işbirliğidir, başka bir şey değil. Böylece Müslüman Kürtlerden kurtulma yoluna gidebilir ve bu hevese kapılabilirler ama Allah elbette Mısır saraylarına gidecek yola yönlendirmeye Kadir’dir.  

 Yusuf’a düşmanlık yapan kardeşleri arasında insaf sahibi olan da vardı. Ama bu, yapılan zulmü dillendirmeye yetmedi ve dilsiz şeytan olma yoluna gidildi. Bugün de bu zihniyet ve onları destekleyenler içerisinde insaf sahibi olan vardır muhakkak. Ama maalesef yaşanan vahşet ve düşmanlığı hakkıyla ortaya serecek şekilde ses çıkmamaktadır. İçlerine kattıkları sözde dindar kişiler öncülüğünde bir tevil yoluna gidilmekte, masum ve meşru gösterilmeye devam edilmektedir. Ancak bilinsin ki bu durum sonrasında yaşanacak vicdan azabı ile birlikte, Allah indindeki korkunç vebal de altından kalkabilecekleri kadar kolay olmayacaktır.

Ailesinden, yurdundan ve özgürlüğünden mahrum bırakılan, her türlü acıya, sürgün, iftira ve zindanlara maruz bırakılan Yusuf, Mısır’a Aziz olma yolunda ilerleyecek ve bunu engellemeye hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Aynen bugünün Yusuf ve yusufileri olan Müslüman Kürtler de, yaşatılan tüm acı ve sancılara rağmen, ümmetin azizleri olma yolunda ilerlemeye devam edecek ve inşallah bunu hiçbir güç durduramayacaktır.

Ve son olarak, Yusuf’a her türlü düşmanlığı yapan kardeşleri nasıl ki zillete düçar oldular, zelil ve perişan halde Aziz Yusuf’a muhtaç oldular ve yine rahmet ve merhameti Ondan gördüler ise, Müslüman Kürtlere her türlü düşmanlık ve zulmü reva gören çağdaş İsrailoğulları da şunu bilsin ki, bugün işbirliği yaptıkları batı ve bilimum İslam düşmanları, işleri bittiğinde yine menfaat putlarına tapmaya devam edecek ve sözde dostluklarını sona erdirip, onları yüzüstü bırakacaklardır. Onlara merhamet kanatlarını açacak olan, yine Müslüman ve Mustazaf Kürtler olacaktır.

İzzet ve şeref Yusufi olmakta iken, yazıklar olsun Yahuda’yı takip eden kardeşlere…   

 

Önceki ve Sonraki Yazılar