Mehmet ŞENLİK

Mehmet ŞENLİK

Mısır, Birçok Şeyi Ayan Beyan Etti

Mısır’da batı güdümlü askerlerce gerçekleştirilen askeri darbe ve insan kanı donduracak derecede işlenen vahşet ve katliamlar, bütün dünyaya ve özellikle Müslüman halklara çok şeyler öğretti ve birçok sahtekârın gerçek yüzünü de ortaya çıkarıp dünyaya deşifre etti.


Bir kere “Arap Baharı” diye tabir edilen devrimlerin gerçek devrim olmadığı, yalancı şafak gibi aldatıcı olduğu ortaya çıktı. Şimdi ise gerçek devrim sürecinin daha yeni başladığını ve adım adım sona doğru yaklaştığını görüyoruz. Daha doğrusu Mısır halkının inkılaba doğru adım attığını ve bunu gerçek bir inkılaba dönüştürmek azminde olduğunu görüyoruz.


Mısır’da Hüsnü Mübarek’in devrilmesi ve Muhammed Mursi’nin demokratik yollarla iktidara gelmesi normal bir devrimdi. Bir nevi iktidar değişikliğiydi. Ama ne zaman ki Muhammed Mursi tabulaşmış bir takım kurumlara dokundu, onlara yönelik değişikliklere gitti, tabuların gerçek sahipleri ortaya çıktı ve ona geçit vermediler. İşte o tabuları değiştirmek için inkılap gerekiyor. İnkılap, yöneticinin değil yönetim sisteminin temelden değişmesidir. İnkılap, İslami olmayan bozuk bir sistemi ıslah etmek değil onu kökünden söküp atmak ve yerine Allah’ın şeriatını koymaktır. Artık bugünden itibaren Mısır halkının nihai hedefi bu olmalıdır.


Mısırdaki gelişmeler, şimdiye kadar “demokrasi” diye önümüze konulan ve yutturulmaya çalışılan oyunun gerçek sahiplerinin kimler olduğunu ve niçin bu oyunla hep karşımıza çıktıklarını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Batıların insan hakları, özgürlük ve demokrasi dediği aldatıcı maskelerin arkasında çirkin yüzlerinin ortaya çıktığına şahit olduk. Aslında Batının istediği özgürlük, demokrasi ve insan hakları kendi kriterlerine uygun olursa yani Fransız devriminin formatında olursa kabullenilir. Yok, eğer Müslümanların arzuladığı İslami kriterlere uygun ve İslam’a hizmet edecek bir şey ise o zaman hemen “yaşasın krallık, yaşasın firavun Sisi ve yaşasın velet Esat” dercesine bir tavır içine girerler.


Aslında onlar, halkın iradesi dedikleri oyunla Müslümanların hayatından ilahi iradeyi uzaklaştırdıktan sonra kendi iradelerini getirmek istiyorlar. Ne yazık ki Müslümanlar da bu döngünün içine girerek onların tuzaklarına yakalanıyor ve kendi özünden uzaklaştırılıyorlar. Dünya tarihinde bugüne kadar tezgâhta çalışan bir tezgâhtarın tezgâhı ele geçirdiği görülmemiştir. Demokrasilerde tezgâhtarlar değişebilir. Yani yönetim değil yönetici değişir. Tezgâhın asıl sahibi ise orada, yerinde sağ salim durmaktadır.


Bu olaylar Arapların kral ve emirlerinin Amerikan kuklaları ve israil işbirlikçisi olduklarını da orta yere koydu. Suud kralı Abdullah, katliam sonrası yaptığı açıklamayla bizzat kendi ayağına sıkmıştır. Artık hacıların gidip orada şeytanın temsili mekânını taşlamasına hacet yoktur. Onun yerine canlı canlı kral Abdullah’ı taşlasalar daha makbule geçer. Bir gün bütün yeryüzü Müslümanları, “Hacca özgürlük” deyip kıyam ederlerse o zaman bakalım kral Abdullah ne halt işleyecek!


Rezillerin rezili Mahmut Abbas’ın tutumu ise çok daha garip! Onun gerçekten Filistinlilerden yana mı yoksa israil’den yana mı olduğu netlik kazandı. Ezher Bel’amı Tayyip ve Selefi Nur Partisi münafıklarının firavun Sisi ile birlikteki görüntüleri, onların ne olduklarını ele vermiş ve suçüstü yakalatmıştır. Onlar milyon kere Nil Nehri’nde yıkansalar da yüzlerine sıçrayan masumların kanlarından temizlenemeyecek; müminlerin beddualarından, lanetlerinden ve tükürüklerinden kurtulamayacaklardır.


Hâsılı Mısır, çok şeyleri ayan beyan etti. Biz milyarlarca dolar para harcasaydık onların bu ihanetçi yüzlerini Müslüman kamuoyuna tanıtamaz, ispatlayamazdık. Ama kendileri cuşa gelip dilleri altındaki baklayı çıkarınca maskeleri düştü, bir bir deşifre oldular. Artık bundan sonra dünya onlara dar gelecek, işleri bitince sigara izmariti gibi üzerlerine ayak basılacaktır. Ahiretteki rezillikleri, uğrayacakları azap ise çok daha çetin olacaktır inşaAllah-u Tealâ.


Mısır zalimlerini anlatacak bu satırları yazarken bir de baktık ki Suriye’nin zalim oğlu zalimi Esat’tan da bir katliam haberi daha geldi. Allah’ım! Zalimler kana doymuyor, dünyanın dört bir yanında mustaz’af ümmetin kanı akıyor. Kadın, çocuk, yaşlı demeden sivillere yönelik büyük katliamlar gerçekleştiriyorlar. Allah’ım! Zalimlerin kahrolacağı ve müminlerin gönlünün ferahlanacağı günü yakınlaştır. Zalimlerin ve onlara çanak tutan Bel’amların emellerini kursaklarında bırak! Onların yüzlerini karaya çıkar, bedenlerini de zillete mahkûm et. Müminlerin ayaklarına sebat ver ve onlara zaferini gönder.
Ruhumuzla, bedenimizle ve yüreğimizle müminlerin yanında olmak dileğiyle…
 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.