“One Minute”un Rövanşı mı?

Son günlerde gelişen ayaklanma girişimlerini izlerken Emre USLU’dan gelen tweetler dikkat çekiciydi. Emre USLU “bu, halkın başbakana ‘one minute’ demesidir” diyor. Sadece halkın değil dışarıdan da “one minute” diyenler olduğunu söylüyordu. Bildiğiniz gibi eski derin devlet, asker kökenlilerden; yeni derin devlet, polis kökenlilerden oluşuyor. Hadiseler bana tankların Sincan’dan yürütülmesini hatırlatıyor. Yeni “polis derin devleti” hükümete gözdağı veriyor.
 
Kanaatimce Polis kökenli derin devlet önceki derin devletin kötü bir taklidini yaparak kaos oluşturarak hükümete “hükmetme” teşebbüsünde bulunmuştur. Bu da bir nevi darbe girişimidir. Hakan FİDAN darbe girişiminden daha etkili ve ciddi bir girişimdir. Asker içinde darbelerin arkasındaki isimler gibi bu girişimin arkasında da olanlar üç top sakallı gibi görünüyor. Tetikçi fedailer nasıl eylemden sonra azmettiricinin selamını ya da bir işaretini olay mahalline bırakırlarsa USLU da “one minute” demekle kim adına hareket edildiğinin işaretini vermiş oluyor.
 
Bilindiği üzere derin devlet ile hükümet arasındaki savaşın üç temel nedeni; israil’e rağmen MİT Daire Başkanlığı’na Hakan FİDAN’ın atanması, Mavi Marmara olayı ve açıkça israil’e “ONE MİNUTE” denmesidir. 
 
Gelişen olayların kıvılcımını “polisin aşırı, gereksiz ve orantısız güç kullanmak” suretiyle ateşlediği herkesin ortak görüşüdür. Hadiselerde polislerin resmi olanlarının kasklarındaki numaraları kamufle etmeleri ve bazı provakatörlerin sivil polis olduğuna dair söylentiler de bu kanaati daha da pekiştiriyor.  
 
Bu olaylar başka hakikatlerin de daha iyi anlaşılmasına neden olmuştur. Kâfirlerin ipi ile kuyuya inilmez. Şimdiye kadar Türkiye’den en yüksek düzeyde ağırlanan Başbakan’a ilk ihtarı çeken müttefik, başbakanın bulunmaz Bursa kumaşı olmadığının sinyalini vermiş oldu. Bütün batılı devletler ağız birliği etmişçesine adeta ayaklanmanın arkasında olduklarının sinyalini verdiler. Şimdiye kadar yapılan uygulamalar ‘Demokrasi Put’una ihtiram içeriyordu. Hizbuşşeytanın ilkelerine dokunulmuyordu. Ancak şeytanın partisinin en temel ilkelerinin başında gelen alkole dokunmak büyük şeytanı gazaba getirdi. Alkol yasaklanmamış olsa da yapılan düzenlemeler diğer batılı devletlerinkine uygun olsa da böyle bir dokunuşun Müslümanlar tarafından yapılmış olması kabul edilemezdi. Aynı düzenlemeyi CHP yapabilirdi. Ancak AK Parti asla yapamaz.
 
AK Parti bu olaydan ders çıkarır mı, gerçek dostunu düşmanını tanır mı? Bu yönde gerekli önlemleri alır mı? Bilemem. Gerekli önlemleri almadığı takdirde ileride dinime hizmet ederim düşüncesi ile daha çok şeytanın izinden gitmeye devam eder. Şeytan, en ufak bir yoldan sapışında bu şekilde karşısına dikilir. Demokrasi dini, İslam dini gibi değildir. İslam’da Cenab-ı Hak imtihanın sırrı gereği İMHAL eder, lakin İHMAL etmez. Ancak demokrasi dini en ufak bir sapmada devreye girer ve yoldan sapanı çarpar. 
 
Temennim o dur ki bu hükümet Müslüman halkı temsil ediyorsa Rabbine güvenerek artık İslam’ı referans aldığını açıkça söylesin. Allah ile işbirliği, kâfirlerin işbirliğinden daha güvenlidir. Bundan şüphesi olana sözüm yok.
 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.