Rabbim şehadet kapılarını Müminlere kapatmasın, yoksa zillet kapıları

Aslında herkes gibi biz de seçim sonuçları üzerine yazmayı planlıyorduk. Ak Partinin oy kaybının gerekçelerini kendimizce yazacaktık. Şunları hatırlatmayı düşünüyorduk. 6/8 Ekim olaylarından sonra Sayın Davutoğlu ile basına kapalı bir toplantıya katılmıştık. O toplantıda Başbakana 6/8 Ekim olaylarından sonra iç Anadolu'da 7 ilde İslami STK ile bilgilendirme toplantıları yaptığımızı, istişarelerde bulunduğumuzu ve özellikle üzerinde ittifak edilen konunun sürecin yanlış işlediği görüşü olduğunu sürecin arkasındaki manevi desteğin çökmekte olduğunu söylemiştik. Süreç tek taraflı işletilmekle PKK'nın güçlendiğini, hâkimiyet alanının genişlediğini, Öz savunma alanlarını şehirlere taşıdığını söylemiştik. Yine PKK' nın her eve değil, eli tutan her yandaşına Kaleşnikof' dağıttığını, bununla yetinmeyip araziye cephanelikler gömdüğünü söylemiştik. Bu çalışmaların önlemi alınmazsa, hedefin ülkemizi de Irak ve Suriye'ye dönüştürmek olduğunu söylemiştik. Kendileri de bizi onaylamıştı. Ancak biz önlem alınacağını düşünmüştük, yanılmışız.

Hükumetin HDP'yi güçlendirdiği, bizzat Sayın Beşir Atalay tarafından itiraf edilmiştir. Beşir ATALAY: “Çözüm sürecinde HDP'ye rol verdik, onları güçlendirdik” Diyor. Nasuhi GÜNGÖR “Pişman değil misiniz?” dediğinde akla ziyan bir ifade ile “değiliz”, diyor. Yıllarca bunun vahim bir hata olduğunu haykırmamıza rağmen Onlar bildiklerinde ısrarcı oldular. Hala Çözümsüzlükten öte Ülkeyi adım adım kaosa götüren sürece kırmızıçizgimiz demekte ısrar ediyorlar. Ak Partinin kırmızıçizgim dediği “ÇÖZÜMÜ” net olarak bize şunu anlatmaktadır: “Şehit olan kardeşlerimiz asker ve ya polis değil ya! AK Parti için “asker öldürme! Bunun dışındaki herkesin kanı size helal olsun”. Anlayışından ibarettir. İşte bu çarpık anlayış Hükumetin halk tarafından cezalandırılmasının en gerçekçi maddi nedenidir.

Uyarılarımızın ilk emareleri ortaya çıktı. Silahlar gömüldükleri yerden çıkartıldı. “HDP seçimden zaferle çıktı niye böyle şeyler yapsın?” diyenlere Fredrikenin “PKK nın silah bırakması beni tedirgin eder” başlıklı makalesini hatırlatıyoruz. Fredrike tedirgin olmasın diye PKK şimdi görev başındadır. Fredrike ve patronlarının yeni planı kaos oluşturmak, iç savaş çıkartmak, akabinde Orduyu göreve davet ettirmek; sonra çatışan tarafların batıya yani Fredrike'nin patronlarından destek çağrıları, bu çağrılara karşılık koalisyon uçaklarından halkın üzerine bombalar yağdırması kısaca ülkeyi SURİYE'ye dönüştürmektir. Bu gidişle Allah göstermesin biz de Suriye gibi enkazdan bebek cesetleri toplayacağız. Aytaç kardeşimize saldırıyı yapan kişi bilerek veya bilmeyerek orduyu göreve davet etmiştir. Demirtaş da konuşma aralarında “biz istersek ülkeyi nefes alınmaz hale getirebiliriz” tehdidinde bulunuyor. Yani herkes onun izni ile nefes alabiliyor. Bu demektir ki Patronları emrettiğinde nefes alınmaz hale getirecekler.

Ak Partiyi çok daha vahim tehlikeler bekliyor. Muhalefet partileri 3. Göz veya üst akıl tarafından bir araya getirilirse Ak Partiye Mısırdaki İhvan muamelesi yapılabileceği, gözden ırak tutulmamalıdır. Bunun bizce manevi gerekçesi gayretullaha dokunmalarıdır. Rabbim Mustazaf camiaya çektirenlere ZÜNTİKAM sıfatıyla muamele ediyor. Ergenekon, Balyoz, paralel örneklerinde görüldüğü gibi. Ak Partiyi bu konularda dostça kardeşçe yazarak, konuşarak, uyarmıştık. Ergenekoncular, Balyozcular kesinleşmiş çoğu müebbet mahkûmiyetlerine rağmen hepsi serbest bırakıldılar. Onlara uygulanan hukuku vatandaşlarınıza eşit uygulayın demiştik. Gelin Yusufilere yapılan bu zulme son verin demiştik. Ak Partinin mustazaf camiayı görmezden gelmesini, PKK nın insafına terk etmesini El- BASİR (cc) görmüştür. ZÜNTİKAM sıfatıyla gereğini yapacağından şüphemiz yoktur. Buna mani olacak gücümüz de yoktur. Ak Partinin Mustazaf camiaya, yusûfilerine ve İnancından dolayı zindanlara atılanlara yaptıkları zulme rağmen biz onlar için rabbimizden bağışlanma diliyoruz.

Son olarak bölgemizin barışı için önerimiz Enfal 60. Ayet uyarınca hareket etmektir. Düşmanlarımızı ve Allah'ın düşmanlarını KORKUTMALIYIZ. Allah (cc) bize asıl tehlikenin ne olduğunu bakara 195. ayette açıklamıştır. Buna göre asıl tehlike cihadı terk etmektir.

Evet kardeşler, içinde bulunduğumuz bu hassas süreçte; Calutla (PKK) ile savaşacak hiçbir gücümüz yok diyenler de olacak; Onlarla savaşacak AZ BİR TOPULUK da olacaktır, Allah'ın huzuruna varacaklarına inananlar, nice az topluluk Allah'ın izniyle çok topluluğu yenmiştir.

Müminler caydırıcı önlemler almalı, En büyük yardımcıdan başka kimseden yardım beklememelidir. Zira o en güzel vekildir.

“Onlar (Tâlut'a itaat eden mü'minler) Câlut ile askerlerine karşı (savaşmak için) meydana çıktılar ve dediler ki; “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve (kalplerimizi cihada karşı kuvvetlendirerek) ayaklarımızı sabit kıl ve kâfir kavme karşı bize yardım et.”  AMİİİN

Önceki ve Sonraki Yazılar