REKLAM

Bu hafta görülen lüzum üzerine şu reklam alımıyla ilgili birkaç kelam etmek istiyorum. Malumunuz bir ürünün, eşyanın veya hizmetin satışının arttırılmasında ve tanıtılmasında kullanılan araçlardan bir tanesi olan reklam, günümüzde büyük bir sektör haline gelmiş, hatta neredeyse her firmanın, her ticarethanenin, her üretici veya satıcının vazgeçilmezi olmuştur. Büyük üretici firmalardan tutun da satıcı olan küçük müteşebbislere kadar bu sektörden yararlanmayan neredeyse kalmamıştır.  

Reklamda iş o kadar ileriye götürüldü ki, çoğu kez reklamı yapılan metaın dışında, reklam nesnesi olarak kullanılan figürlerin şekli şemalı ön plana çıkarıldı. Bunu fırsat bilen kötü niyetliler ‘reklam’ adı altında kendi ahlaksızca yaşam biçimlerini, kendi hayat felsefelerini empoze etmeye çalıştılar, çalışıyorlar. İşin hazin tarafı İslamcı geçinenlerin de buna alet olmaları. Öz be öz kendi pis kanalları üzerinden yapmaya çalıştıklarının aynısını, sözüm ona İslamcı-muhafazakâr kanallar üzerinden de yayınlayabilme başarıları garipsenmiyorsa, ciddi bir erozyon vardır demektir.

Şuan İslamcı takınanlarla diğerlerinin ‘kanal’izasyonlarında akanın birbirinden hiçbir farkı kalmamıştır. Neredeyse istisnasız şuan yoğun izlenen bütün kanallarda aynı pislik büyük bir çaba ve gayretle akıtılmakta ve zihinlere bütün bunlar normalmiş gibi algılatılmaya çalışılmaktadır. Çünkü reklamın amacı zaten budur. Reklam, insanları gönüllü olarak belirli bir düşünceye yöneltmek, dikkatlerini bir ürüne, hizmete, fikir ve kuruluşa çekmeye çalışmak, onunla ilgili bilgi vermek, ona ilişkin belirli bir görüşü ya da tutumu benimsemelerini sağlamaktır. Bu amaçla iletişim araçlarından yer ya da süre satın alınmaktadır.

O halde günümüz dünyasında medya ile reklam birbirleriyle anılır olmuş ve medya ağı üzerinden reklam hizmetinin çok gelişken bir şekilde yapıldığı ortada bir gerçektir.

İslamî ve insanî (insan, aile ve neslin ifsadına sebebiyet veren reklam, film ve yayınlardan kaçınmayan kanallara insanlığa hizmet edenler gözüyle bakmadığım için insanî kavramını özellikle yazdım) yayınlar yapma gaye ve endişeleri olmayanların reklam alımında her hangi bir sınırları yoktur. Bunlar kapitalist ve paraperest olan ve beyinleri sadece banknota kodlanan, onun için hiçbir değer, ahlak tanımayan mahlûklardır.  Bunlar, ‘yeter ki para gelsin, ne olursa olsun’ zihniyetindedirler.

Geriye ahlak, İslam ve insana hizmeti esas edinmiş, sayıları az ama kaliteli yayınlar yapan kanallar ve gazeteler kalıyor. Bu medya kuruluşları her ne olursa olsun ve maddi anlamda getirisi ne olursa olsun elbette ki ifsada ve gayri ahlaka kaynaklık edecek reklam, ilan vb. yayınlara tevessül etmezler.

Ancak reklamdan değil de, reklamı veren firmanın fiyat vesair konulardaki -kendimize göre- tutarsızlığından kaynaklanan durumlar, bizi reklamı yapan yayına karşı bir tutum içerisine sürüklemesin. Reklamı veren herkes, dört dörtlük hassasiyet sahibi olmayabilir ve bu kişi babamızın oğlu da değildir. Reklamı alan gazete veya televizyonun, reklamı verenin yedi sülalesini araştıracak bir misyon ve görevi de olmadığına göre, bunu öğrenmesi de mümkün değildir. Zahiri manada verilen reklamın bir sakıncası yoksa, bu reklam gayri ahlaki değilse, reklamı yapılan ürünün içinde dinimizin haram ettiği katkılar yoksa ve bu ürünle ilgili bir ihtiyacımız varsa, geri kalan kısmını ilgili yerle irtibata geçerek ve gerekli araştırmaları yaparak almamız gerekir. Reklamı Çağrı (Rehber) Tv. veya Doğruhaber’de çıktı diye gözü kapalı ve hatta sünnet olan bir fiyat pazarlığını bile yapmadan bir ürünü almamız doğru değildir.  Reklamı çıkan bir elektronikçiye, hiçbir hizmet almadan veya tutarlı bir anlaşma yapmadan kapora vermek ve ardından gelen mağduriyet için reklamı veren yayını sorumlu tutmak ne kadar insaflı olur. Bunun akli bir izahı yoktur. Reklamın kendisinin sakıncalı bir yönünün, bir tarafının olmadığını kabul etmekle beraber tüketicinin o ürünü alırken araştırma, fiyat pazarlığı vs. kontrolleri yapmaması ve sonradan çıkan problemlerden reklamı yapan gazete veya yayını neredeyse sorumlu ilan etmesi ne kadar doğru olur? (Bu, dürüst olmadığı anlaşılan firmanın reklamının devam edeceği anlamına da gelmesin. Elbette ki güven problemi peyda olan firmanın reklamıyla ilgili ayrıca değerlendirme yapılır.)

Bu vesileyle burada bir kez daha ilan etmek gerekir ki; İslamî bir sakıncası olmadıktan sonra İslamî yayınların da reklam almaları bir zaruret, bir ihtiyaçtır. İhtiyacı olan bireylerin de bu reklamlardan yola çıkarak alacakları ürünle ilgili fiyat, kalite vesair araştırma yapmaları, gözü kapalı hiçbir ürünü veya hiçbir hizmeti almamaları kendilerinin faydasınadır.

Selam ve dua ile…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar