M. Zülküf YEL

M. Zülküf YEL

Şerr İttifakı

Mısır ve Gazze’de, Muvahhid Müslümanları saf dışı edebilmek için, şer ittifakı kuran El Fetih-Mısır Cuntası-İsrail, her geçen gün saflarını daha da sıklaştırıyor.

Filistin halkı nezdinde ihanetle özdeş olarak görülen ve sıfırı tüketen El Fetih, tüm umutlarını bu şer ittifakına bağlamış görünüyor. Filistinliler üzerindeki hâkimiyeti tamamen yabancı mahreçli olan bu ihanet şebekesi, şimdilerde zalim Sisi’den Gazze’ye operasyon düzenlemesini istiyor. Bir yandan İsrail ile sözde barış (hakikatte ihanet) görüşmeleri devam ederken, diğer taraftan siyasal desteğini muhkemleştirmek için Mısır Cuntası ile daha sıkı bir işbirliğine gidiyor. Filistin’de direniş kırıcılığı yapan ve Filistin direnişinin ağaç kurdu olan Abbas ve çetesi, Cuntayı destekleyen gösteriler yapıyor. Mısır’da yapılan zalimce darbe, tüm dünya Müslümanları tarafından kınanırken, bu kıyım ve katliam, El Fetih için siyasi bir ışık haline gelmiş durumdadır. El Fetih, Mısır darbesini Gazze’ye de taşıma hesapları yapıyor.

İsrail ve Mısır’ın yardımı ile, Hamas yönetimini devirmenin hesaplarını yapıyor. Bu şer denkleminde Siyonistlerden de destek alabilmek için, ihanet görüşmelerinde önemli tavizlerin sözünü verdiği açıktır. Mesela, kamuoyuna yansıdığı kadarıyla; İşgal devleti Savunma Bakanı, Ramallah yönetimiyle yürütülen siyasi müzakerelerde Batı Yaka`da kurulu Yahudi yerleşkelerinin boşaltılması konusunun tartışılmayacağını söylemiş. Siyonistlerin Savunma Bakanı, Yahudi yerleşkeleri konsey başkanlarıyla yaptığı toplantıda, kesin bir ifade ile şöyle demiş:
"İsrail-Filistin görüşmeleri Yahudi yerleşkelerinin boşaltılması konusunun tartışılmasını içermiyor". Yine aynı Siyonist yetkili, Batı Yaka`daki "Yehuda" ve "Es-Samira" bölgelerinin İsrail`i koruyan cephe olduğunu söylemiş.
Bu güne kadar İsrail ile yürütülen müzakerelerde; görüşmeler, genelde israil’in istediği mecrada seyretmiştir. Şu an el Fetih’in mevcut konjonktürde siyasal ihtirasları uğruna her şeyi göz alabileceğini bilen Siyonistler, daha ağır şartları masaya getirecektir.

Filistin halkının büyük bölümü, Abbas yönetiminin işgal rejimiyle yürüttüğü müzakerelere, Filistin tarafına daha çok taviz vermekten başka hiçbir kazandırmayacağı ve Yahudileştirme faaliyetlerinin hızlanmasına yol açacağı düşüncesiyle karşı çıkıyor.

Bu görüşmeler neticesinde İsrail sürekli olarak mevzi kazanmış ve bu kazanımlarını muhkemleştirmiştir.
Mısır’daki askeri darbeyi yaptıran Siyonistler, bu işten en fazla karlı çıkan taraf oldu. Çünkü Mısır cenahından bir müttefik kazandığı gibi, aynı zamanda El Fetih ile yapılan müzakerelerde elini daha da güçlendirdi ve El Fetih’i tamamen etki alanına aldı.

Filistin halkından daha ziyade Siyonistlere yakın duran, hatta halkı ile tamamen kopuk bir pozisyonda olan Mahmut Abbas ve çetesi, kendi siyasi ihtiraslarının tozu dumanında Filistin davasını tamamen unutmuştur.

Mursi iktidarı ile beraber nispetten rahat bir nefes almaya başlayan Gazze yönetimi, askeri cuntanın işbaşına gelmesi ile beraber yine başa dönüyor. Mısır darbe yönetimi, Gazze’den gelen tüm tünelleri yıkıyor ve Gazze’nin can damarını kesmeye çalışıyor.

Bu yolla ekonomik bir kaos ortamı oluşturmayı hedefliyor. Bu ekonomik buhranın yanı sıra Gazze’ye askeri operasyon düzenleme seçeneği de masada var. Yani siyonislerin başaramadığını, el Fetih ve Sisi yapmaya çalışıyor.

Şu an Filistin köklü bir kırılmanın eşiğindedir. Filistin davası, kirli ve meşum yöntemlerle asli mecrasından uzaklaştırılmak isteniyor. Bu dava; basit, lokal ve asli köklerinden koparılmış, misyonu etkisizleştirilmiş bir soruna indirgenmeye çalışılıyor.
Tüm dünyanın gözleri Suriye’ye yapılabilecek bir müdahaleye odaklanmışken, bu şer ittifakı Filistin tarihinde bir ihanet sayfası yazmanın gayreti içerisindedir.

Yahudi lobilerinin Suriye’ye bir operasyon yapılmasını ısrarla istemeleri ve çeşitli zeminlerde kulis ve çaba yürütmelerinin bir nedeni de bu toz duman içerisinde Filistin konusundaki emellerini gerçekleştirmektir.

Yeni Yahudi yerleşim yerleri açılıyor, demografik yapı Siyonistlerin lehinde değiştirilmeye çalışılıyor ve Siyonistlerin mütecavizliği tüm hızı ile devam ediyor.

Ama Mahmut Abbas’ın bu felaketlerle ilgilenme gibi bir kaygısı yok. Şu an Mahmut Abbas’ın en büyük arzusu, Gazze’de bir kaos ve bunun neticesinde bir darbe gerçekleştirmektir.

Duyarlı Müslümanlar, İslam Ümmeti’nin namusu mesabesinde olan Filistin davasının, bu kargaşa ve kaos ortamında ellerimizin arasında kayıp gitmesine göz yummamalıdırlar. Her zeminde Müslümanlar seferber olup bu asli davaya sahip çıkmalıdırlar.

Yarın Ortadoğu’daki toz duman dağılıp manzara netleşince, artık çok geç olabilir. Bilinmelidir ki, Hamas’ın düşmesi, İslam Ümmeti’nin mağlubiyeti ve büyük ölçüde Filistin davasının kaybedilmesidir.
 
 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar