Abdulhalim SEÇKİN

Abdulhalim SEÇKİN

Su'i zan yerine husni zan

Daha evvel maddi durumu çok iyi değilken sonradan zengin olan biri hakkında “kesin haram yollardan bu sermayeyi kazanmıştır. Faize bulaşmadan bu parayı kazanamaz” gibi konuşmalar işitmişizdir. Böyle söylemek doğru mudur? İşin hakikatini bilmeden böyle söylemek kötü zan değil midir?

Bir tüccarın bir kişiye “bana on milyar verirsen, sana % 30 kar vereceğim” dediğinde, aklımıza direk faiz gelir ve şaşırırız. “Yahu adam direk %30 kar vaad ediyor. Peki, bu faiz olmaz mı?” diye düşünürüz. Hatta işi biraz daha ileri götürerek “falan tüccar faizle para alıp veriyor” deriz. İşin hakikatinde tüccar bir mal bulmuş, o malı satın alacak ve satacağı yer de bellidir. Ne kadar kazanacağı da belli... O parayı alıp gidip o malı alıp satacak kazanacak ve % 30 kar payı verecektir. Ancak bu ticaretini uzun uzun anlatmak yerine “bana on milyarını ver, sana üç miyar kazandırayım” diyor. Burada direk paraya para değil yapılan ticaret üzerinden kar payı veriyor. Ama biz işin hakikatini bilmeden kötü zan besliyoruz.

Bir tanıdığından on milyar alan biri, o parayla bir araba satın alsa ve her ay bu arabanın kirası olan iki yüz elli TL'yi para sahibine gönderse faiz olur mu? Araba para sahibi adına alınmış her tür bandrol, sigorta ve tamir para sahibine aittir. Satıldığında da karı ve zararı para sahibine aittir. Para sahibi tüm bu ayrıntıları anlatmadan ben on milyar falankese vermişim ve bana her ay iki yüz elli TL veriyor derse ne olur? Biz karşımızdakinin dini hassasiyetine bakmadan, direk “vay be adam basbayağı faiz yiyiyor” deriz. Ama bu da kötü bir zandır ve işin hakikatini öğrenmeden böyle düşünmek doğru değildir.

Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Her ne surette olursa olsun kötü zan haramdır. Günahtır. Hangi konuda olursa olsun fark etmez. İşin hakikatini öğrenmeden kötü zan beslenmemelidir.

“ Ey iman edenler! Zannın birçoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır...” (Hucurat 12)

Ayetten de açıkça anlaşılıyor ki su-i zan(kötü zan); insanlar hakkında gerçeği öğrenmeden aslına varmadan, kötü bir fikre ve düşünceye sahip olmaktır. Dille başkasının kötülüğünü söylemek haram olduğu gibi, bir Müslüman hakkında da açık bir delile ve ispata dayanmadan, tahmin ve ihtimallerle su-i zanda bulunmak, zanla hareket etmek haramdır.

Allah (c.c), Kuran-ı Kerim'de kesinlikle su-i zan gibi kötü düşüncelerden biz müminleri men ediyor, uzak durun, Allah'tan korkun diyor. Peki, ama bunca uyarıya rağmen, bizlere ne oluyor da ‘zandan çok sakının' emr-i ilahisini dinlemiyor ve kalbimiz hiç titremeden, vicdanlarımız hiç sızlamadan en yakınımızdan en uzağımızdaki mümin kardeşimize kadar pek çok insanlar hakkında su-i zanda bulunuyor, gıybetini yapıyor onu tanıyan veya tanımayan insanların ve o kardeşlerimizin hakkında yanlış düşünmelerini ve yanlış intibalarda bulunmalarına sebep oluyoruz. Kalbimizde ısrarla bu su-i zan hastalığını taşımamızın temelinde ne yatıyor acaba?

Su-i zan hastalığını kalbimizden nasıl atacağımıza ve tedavi edeceğimize gelince de, tedavisi gayet basit ve zahmetsizdir. Kalbimize, beynimize sui zan yerine hüsn-ü zanı yerleştirmek, dilimizi de buna alıştırmak gerekir. Devamlı mümin bir kardeşim hakkında hep iyi sözler sarf edeceğim, onun hakkında kötü şeyler düşünmeyeceğim diye pozitif düşünerek kalbimizde ve beynimizde müspet yer açmak için irademizi zorlamak durumundayız.

Çağımızın kötü hastalığı olan, toplumumuzu kanser gibi saran bu su-i zan hastalığından kurtulmak için ya da böyle bir hastalığımız yoksa bile bu hastalığa karşı tedbir almak için hüsn-i zan etmeyi hayatımızda bir disiplin haline getirmeli, kalbimizi ve irademizi zorlayarak bu şuuru düstur ve rehber edinerek içimize yerleştirmeliyiz. Güzel düşündüğümüz ve güzel sözler sarf ettiğimiz zaman hayatımız daha da güzelleşecek, dostluk ve kardeşlik içinde yaşanacak ve bu kısacık ömrümüzde Rahman'a yürüdüğümüz bu yolda daha fazla mesafe de kat edebileceğiz.

(Kıyamet günü, ALLAH'u Teâlâ bir kulunun Cehenneme atılmasını emreder. Cehenneme götürülürken arkasına dönerek, “Ya Rabbi! Dünyada sana hep hüsn-i zan ettim” deyince, “Onu Cehenneme götürmeyiniz! Kulumu bana olan zannı gibi karşılarım” buyurur.) [Beyhekî]

Su-i zan yerine husn-u zan diyor ve sizi Allah'a emanet ediyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.