Mehmet İkbal ATAK

Mehmet İkbal ATAK

"Suriye Dostları", Gazze Düşmanı mı?

Hafta içerisinde siyonist katiller sürüsünün Gazze’ye dönük hava saldırısında 20’den fazla Gazzeli hunharca katledildi, yüzlerce kişi de yaralandı.

Bu son saldırı, siyonizmin kirlenmiş ruh haritasında yer edinen rutin bir saldırı olarak görülebilir. Saldırı ve katliamlar silsilesinin sıradan bir halkası olarak da değerlendirilebilir.

Oysa bölgeye dayatılan Suriye merkezli yeni stratejik planlamalar ve bu kapsamda Hamas’a yeni stratejik konumlama dayatan henüz ibiği çıkmamış bölgesel horozların keskin ötüşleri arasında bu son saldırının yaşanması, siyonizme tanınan sıradanlıkla geçiştirilebilecek bir durum değildir.

Bu saldırı, Suriye arenasında “kanlı gömlek” dolaştırma olimpiyatlarının düzenlendiği, bölgesel aktörlükte arz patlamasının yaşandığı bir atmosferde yapılmış olması, bölgesel çapta stratejik planlamalarla hedeflenen yeni konumlanmaların içyüzünü deşifre etmesi açısından önemliydi.

Suriye’de dolaştırılan “kanlı gömlek” özgürlük isteyen halkların haklı istemlerine adanmıştı. Aylardır birbirini kovalayan ikili, bölgesel ve uluslararası toplantılar silsilesi, baş döndürücü diplomatik seyahatler, havada uçuşan tehdit salvoları, “İslamcı teröristlikten” “Müslüman lejyonerliğine” transfer edilen grupların silahlandırılarak Suriye sahasına sürülmesi…

Eş zamanlı olarak Hamas’ın Suriye dışına çıkarılması, Oslo teslimiyet sürecinin kim bilir hangi yalancı vaadler karşılığında Katarlaştırılarak Hamas’a dayatılması, Suriye’de savaş ve işgal tamtamları çalınırken Filistin’e barış geleceğine dönük manipülasyonların yapılması…

Ortaçağ Avrupai tipi feodal diktatörlerin “Şeyh’leştirilip Emir’leştirilerek” özgürlük havarisi olduklarına dönük beyin yıkama operasyonlarına paralel olarak bölgenin direniş dinamiklerinin düşmanlaştırılması kampanyaları…

Bölgenin merkezine yerleştirilmiş saatli bombadan farksız olan, bölgedeki tüm huzursuzlukların temel kaynağı siyonist katil gruhuna dönük bellek formatlama operasyonları sürdürülürken Esad’ın şahsında İran ve Hizbullah’ın, bölgenin ve dahi Sünni İslam dünyasının en büyük düşmanı oldukları sahte bilincinin petrol şırıltıları, dolar şakırtıları eşliğinde formatlanan beyinlere nakşedilmesi operasyonları tüm hızıyla sürmektedir.

“Tüm kötülüklerin kaynağı israil” gerçeğine karşın “Tüm kötülüklerin kaynağı İran-Hizbullah” yalancı tezi ısrarla stratejik bir bilince çıkarılmak istenmektedir. Bölgenin İslami dinamiklerinin “Şia”laştırılarak Sünni düşmanlığına evrilmesi ve yalnızlaştırılması, Hamas’ın Suriye’den çıkarılmasıyla bariz bir ivme kazandı.

Ancak Gazze’ye dönük son saldırı, “Tüm kötülüklerin kaynağı israil” tezini gizleme çabalarını açığa çıkarması açısından önemliydi.

Evvela israil, “kötülük şampiyonasında” rekoru elden bırakmayacağını, gizli dostlarını deşifre etme pahasına ortaya koydu.

Şam’ın semalarında kanlı gömlek dolaştırarak dikkatleri kötülüklerin merkezi Tel Aviv’den çevirip Şam-Tahran-Beyrut hattına odaklamayı hedefleyen bölgesel illüzyonist takımının medya gücüne dayanan “hokus pokus”lukları deşifre oldu. İkinci dereceden kıytırık birkaç kınama sesinden başka tek kelimelik bir tepki yükselmedi. Esad’a yem edilen halkın ölümlerini bölgesel dizayna dönüştürmekle görevli “türeme aktörlerin” aslında Washington tarafından atanan kadrolu memurlar oldukları açığa çıktı.

Direnişten fiili olarak vazgeçilmesi karşılığında Hamas’a yalancı vaadler vererek Şam karargâhını dağıtanlar, Gazzelilerin ölümü karşısında resmen sobelenmiş oldular. Gazzelilerin kanını ucuza çıkaran, Siyonizme helal gören bu yaklaşımın Şam sahasındaki feryatlarının sahiciliği büyük yara aldı.

Esad rejimi karşısında Suudi’den, Libya’dan, Katar’dan silahlı grupları özel istihbarat operasyonlarıyla Suriye’ye taşıyanlar, BM’de işgal harekatı için çırpınıp duranlar, Humus için “insani yardım koridoru” adı altında fitne koridoru için uğraş verenler, “Suriye Dostları”na oynayıp her türlü diplomatik kıvraklığı sergileyenler, söz konusu Gazze olunca sükutu altın bellemekten geri durmadılar.

Gazze karanlığa boğarken… Amerika’ya petrol akıtanlar, tek elektrik santraline bir tanker yakıtı çok görürken… Gazze gıdasızlığın pençesinde kıvranırken… Gazze‘ye zorunlu tıbbi malzeme dahi sokulamazken… Arap Birliği neden toplanmaz? Esad’ın muhaliflerine silah, cephane yağdırmayı halkların özgürlüğüne adayanlar Hamas’ı Katar arenasına çekerek fiili uzlaşıyı dayatmalarının anlamı nedir?

Esad rejimine karşı fetva yarıştıranlar neden bir kere bile olsa siyonizme karşı cihad fetvası yayınlamaz, siyonist dostlarını kınamaya yanaşmaz?

Suriye sahasından çoğu şaibeli haber bombardımanıyla Arap kamuoyunu sürü gibi güden Firavun’un sihirbazları hükmündeki kral hazretlerinin haber kanalları, Gazze bombardımanına karşı neden sessiz kalmaktadır?

“Suriye dostları” neden bir kerecik bile Gazze’ye dostluk elini uzatmamaktadır?

Ve Hamas! Yeni yetme aktörlerin dayattıkları Oslo’nun Katarlaştırılmış versiyonunun nasıl bir plan olduğunu, Gazze’ye dönük son bombardımanla daha iyi anlamış oldular.

Diasporada yaşayan Hamas sorumlularıyla Gazze sahasında tüm zorlukları iliklerine kadar yaşayan sorumlular arasında gösterilmek istenen huzursuzluklar, açıklamalar, bu tür saldırılarla daha fazla derinleştirilmeye çalışılacaktır. Katarlaştırma sürecinin bir hedefi de zaten hareketi bölme-parçalama ve güçten düşürme taktikleri değil midir?

Tüm manevralar Esad rejiminin zalimliği ile açıklanabilir, Suriye’de dolaştırılan kanlı gömleğin arkasına sığınılabilir? İyi de yumuşak güç kullanarak bölgeye şekil verme görevini alan Washington onaylı yeni aktörlerin çoğu, Esad’dan daha mı az yamyamdırlar?

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar