Selahaddin YILDIRIM

Selahaddin YILDIRIM

Suriye`de değişen bir şey yok

Suriye üzerinde oynanan oyunlar aralıksız devam ediyor. Amerika, Esed sonrası Suriye’de şekillenecek muhtemel yapıdan duyduğu korkudan dolayı Suriye muhalefet güçlerine yardıma izin vermiyor. İsrail ve ABD, Suriye’nin ikinci bir Mısır olmasını istemiyorlar çünkü. Açıkçası, göçecek rejimin yerine istedikleri bir alternatif bulamayana kadar Esed düşsün istemiyorlar. Bunun için Suriye muhalefetine rejimle görüşmeler yapması için baskı uyguluyorlar. Rejimin ömrünü uzatma ve muhalefeti birbirine düşürme planı uygulanıyor. Bu kapsamında Amerika, en etkili silahlı İslami gurup “Cephetü’n- Nasr”’ı terör listesinin başına koydu. Sonra, rejimi devirmede etkili güce sahip silahların muhalif savaşçıların eline geçmesine de “şimdilik” müsaade etmiyor. “Baas rejimi değişecekse, bu işi de biz yaparız ancak” Amerika’nın Suriye sorunu karşısındaki tavrını en iyi belirleyen ifade bu olsa gerek .

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu(SMUK) Başkanı Ahmet Muaz el –Hatip, iki gün önce rejim ile görüşmeler yapabileceklerini açıklayınca ortalık yeniden karıştı. Bu saatten sonra yapılacak görüşmeler akan kanı durdurabilir mi? Baas rejimi verdiği sözleri tutar mı? Muhalif güçler, Muaz’ın bu tavrının Suriye devriminin amaçlarına aykırı düştüğünü, bunun kendi şahsi görüşü olduğu ve rejimin ömrünü uzatmaktan başka bir işe yarayamayacağını ifade etti ve buna şiddetle karşı çıktı. Muaz el-Hatib’i topa tutan muhalefetin ilerleyen günlerde kendisini istifaya zorlayacakları söyleniyor.

El-Hatib’in, rejimle görüşmeler yapma konusunu müzakere için Münih’te, önce Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, akabinde de İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi ile görüşmeler yapması da muhalif güçlerin sert tepkisini çekti. Muhalefetin başında duran kişinin bu beklenmedik çıkışı her hal-ü karda Baas rejiminin işine yaramıştır yorumları yapıldı. Baas rejiminin, Muaz Hatib’ın şart koştuğu şekilde görüşme önerisini büyük bir ihtimalle geri çevireceğini tahmin ediyoruz.
Ülkeyi harabeye çeviren silahlı mücadelede her iki tarafın da yorgun düştüğü bir gerçek. Rejim, ülkeyi yönetme ve koruma gücünü kaybetti. Muhalif güçler de henüz rejimi devirecek silahlara ve güce sahip değiller. İki yıldan beri dış desteğe rağmen muhaliflerle baş edemeyen rejimin yaptığı tek şey ülkeyi ve kaynaklarını tüketmek oldu. Esed, içeride güvenliği sağlayamadığı gibi, dışardan yapılan saldırılara da karşılık verebilecek cesaretten mahrum bir aciz olduğunu ortaya koydu. Hava sahasını ihlal eden Türk uçağını düşürmede tereddüt etmeyen Esed’in, İsrail saldırısına neden cevap vermediği / veremediği konusunda değişik yorumlar yapılıyor.

İsrail, Şam yakınında, Suriye yetkililerine göre askeri bir araştırma merkezi olduğu ifade edilen bir yere hava saldırısında bulundu. İsrail kaynakları ise Suriye’den Hizbullah’a giden bir silah konvoyunun hedef alındığı iddiasında bulundu. Saldırının hedefi neresi olursa olsun, bu eylem saldırıya uğrayan Suriye’nin egemenliğinin çiğnenmesi yanında uluslararası hukuk ve anlaşmaların da sarih bir ihlalidir.

İsrail daha önce de Suriye’ye hava saldırısı gerçekleştirmiş ve bir misilleme ile karşılaşmamıştı. Arap rejimleri genel olarak İsrail’in bu tür saldırılarına tepkisiz kalmayı gelenek haline getirmişlerdir. Geçen yıl Sudan da İsrail hava saldırısına maruz kalmıştı. Saldırıların akabinde yapılan misilleme tehditleri hep fos çıktı. Baas rejiminin bu seferki misilleme tehdidinin de öncekilerden farklı olacağını sanmıyoruz. Keşke karşılık verilebilseydi. Yıllardır İsrail karşısında yaşanan ihanet ve zillet daha ne kadar sürecek? Halkına yabancı, onun desteğinden mahrum bu rejimler varlığını sürdürdüğü sürece bu zillet de üzerimizden kalkmayacaktır. Bu saatten sonra Baas rejiminin Suriye’yi idare edemeyeceği belli. Rejimi şimdiye kadar desteklemeye devam eden Rusya ve İran’ın da bu gerçeği görmediklerini söylemek gerçekçi olmaz. Ama bu devletler, stratejik çıkarları uğruna Suriye’de yaşanan insani dramı görmezden geldiler. Şimdi ise ülke İsrail’in saldırısına uğradı. Şayet yarın bir İsrail işgali söz konusu olsa bile Baas rejimini destekleyen Rusya ve İran bir şey yapacaklar mı acaba? Bir şey yapmayacakları/yapamayacakları bugünden belli. İşin özeti, ne rejimi ne de muhalif savaşçı gurupları destekleyen devletler samimi ve dürüst değiller.Suriye’deki insani faciadan Baas’ı destekleyenler kadar, muhalif güçleri kışkırtıp şimdi yardımsız bırakanlar da sorumludurlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar