Toplumu tanıyan, dini bilimlerde gelişen alim tipine ihtiyacımız vardır

Toplumu tanıyan, dini bilimlerde gelişen alim tipine ihtiyacımız vardır

​Mardin Artuklu Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Ceylan, İttihad'ul Ulema tarafından düzenlenen 3'üncü Alimler Buluşmasında yaptığı konuşmada.toplumu tanıyan, dini bilimlerde gelişen alim tipine büyük ihtiyacın olduğuna dikkat çekti.

Âlimler ve Medreseler Birliği (İttihad-ul Ulema) tarafından düzenlenen ve Türkiye, İran, Irak ve Suriye'den alimlerin katıldığı 3'üncü Âlimler Buluşmasının ikinci günü son oturumla devam etti.

Moderatörlüğünü Ahmed Cemal'in yaptığı ikinci günün ikinci ve son oturumunda üçüncü olarak söz alan Mardin Artuklu Üniversitesi (MAÜ) Edebiyat Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Ceylan, “Medreselerin asli fonksiyonlarına kavuşması için yapılması gerekenler” konulu konuşma yaptı.

Kur'an'ın doğru anlaşılması için Hazreti Muhammed'in ve sahabenin Kur'an'ı nasıl anladıklarının bilinmesi gerektiğini söyleyen Ceylan, "Siyer ve siretin iyi bilinmesi gerekir. Kur'an ve sünnetin anlaşılması için de Arapçanın bilinmesi gerekir. Arapça öğretimi bu yüzden çok önemli görülmüştür. Ancak tek başına Arapça, Kur'an ve hadis bilmek insanların sorunlarını çözme becerisini bize vermemektedir. Bunun için insanın iyi tanınması gerekir. Tanımadığımız bir toplumun, bir insanın sorunlarını çözemeyiz. İşte medreselerin 3 asırdır acziyet içine düşüp fonksiyonlarını kaybettikleri alan burasıdır. Medreseler dertlere çözüm üretemez duruma düşmüşlerdir. Çözüm bulmak alimlerin asıl görevidir. İslam'ı bilmek tek başına yetmez. İçinde yaşadığımız dünyayı ve toplumu da tanımamız lazımdır. İnsanın kültürel, ekonomik sorunlarını Kur'an ve sünnete aykırı olmadan çözmemiz lazımdır. Beşerin sahip olduğu tüm bilgi birikiminin bilinmesi lazımdır." dedi.

İnsani bilimlerin alanının insanı ve toplumu anlamaya, bilmeye dayandığını söyleyen Ceylan, "Dil, edebiyat, sosyolojik, siyasi bilimler gibi ilimlerdir. Bunlar insan ve toplumu araştırma alanlarıdır. Aslında bizim dini bilimler dediğimiz alanlar da hadis ve Kur'an hariç tutulursa insani bilimler alanına girer. Fıkıh, tasavvuf gibi bilimlerin ana kaynağı Kur'an olsa da insan aklının ürünleridirler. Dini ilimler de esasında insani bilimler altına alınabilir." diye konuştu.

"Toplumu tanıyan, dini bilimlerde gelişen alim tipine ihtiyacımız vardır"

Hiçbir ilimin, insandan soyutlanamayacağına ve insanın inanç ve kültüründen izler taşıdığını belirten Ceylan, "Fizik kimin elinde gelişirse onun izin taşır. Burada dini ilimlerin önemi ortaya çıkar. Tevhid inancını özümsemiş, sireti öğrenmiş bir insan hangi ilimde eğitim görürse görsün bu inancını bu bilim dalına yansıtacaktır. Bu açıdan toplumu tanıyan, dini bilimlerde gelişen alim tipine ihtiyacımız vardır. Sorunlara doğru çözümler bulacak kişilere ihtiyaç duyulmaktadır. Alimin bu ilimlerden en az birinden uzman olmalıdır. Aksi takdirde alimin topluma hiçbir faydası olamaz. Bu yüzden medrese eğitimi alan bir kişiye, medrese eğitimi almış bir doktor, savcı ve mühendislere ihtiyacımız vardır. Zaman içerisinde bunlara medrese talebelerine ders verdirilmesi lazımdır." değerlendirmesinde bulundu.

Geçmişin içtihatlarıyla günümüz insanının problemlerinin çözülemeyeceğini vurgulayan Ceylan, "Biz asırlardır bizden önceki alimlerin içtihatlarını naklediyoruz. Taklitçilik ve içtihatla sorunlar çözülmez. İçtihatlar birbiriyle çelişebilir. Tarih içinde kalması gereken, günümüzle alakası kalmayan fetvaları günümüz insanına dayatmanın mantığı yoktur. 'Başı açık birinin şahitliği kabul edilmezle' bugün amel edemezsiniz. İmam Şafi Mısır'a geldikten sonra kimi fetvalarını güncellemiştir." ifadelerini kullandı.

İmam Gazali'nin dini ilimlerin yanında diğer ilimleri öğrendikten sonra filozofların yanlışlarını ortaya koyduğunu hatırlatan Ceylan, böyle bir alim tipine şiddetle ihtiyacın olduğunu söyledi.

Ceylan, "Denizcilik nedir bilmeyen bir alimin deniz ticareti konusunda fetvası çok komik olacaktır. Ekonomiden anlamayan bir alimin günümüz bankacılık alanlarına çözüm üretmesi düşünülemez. Ciddi bir fonksiyon icra edemez. İnsanlık, tarım toplumundan geçmiş ve günümüzde bilgi toplumuna geçmiştir. İşte bizim, usullere uyarak günümüz şartlarına uygun fıkıh geliştirmemiz gerekir. Günümüzde kuantum fiziğini bilen alimlerin oluşturduğu medreselere ihtiyaç vardır."

Medreselerin asli fonksiyonlarına ulaşması için öneriler

Ceylan, konuşmasının devamında medreselerin asli fonksiyonlarına ulaşması için şu önerilerde bulundu:

"Hızlı verimli ders programları geliştirilmeli.

Geçmişin taklidinden ziyade günümüzden faydalanılmalı. Takva sahibi hocalardan faydalanarak fizik, kimya, edebiyat derslerinin medrese öğrencilerine aktarılmalıdır.

Medreseler sadece dini ilimler öğretilen yerler olmaktan çıkarılmalıdır. Diğer ilimlerin de temel düzeyde öğretilmesi gerekir.

Medrese eğitimiyle birlikte imam hatip veya düz lise de bitirilmelidir. İmam hatip olamayacak birinin medresede okumasına müsaade edilmemelidir. Kaymakam, vali, savcı, hakim, mühendis olsa daha iyi olur. Her alanda Müslüman ve alim tipine ihtiyaç vardır.

Kabiliyeti olanların bu alanlarda üniversiteye gitmesi desteklenmelidir.

Medreselerde ders zamanı dışında 2 saat serbest okuma zorunluluğu getirilmelidir.

Belli bir aşamaya gelen talebeler bir batı dilini öğrenmeye teşvik edilmelidir.

Zeka düzeyi, azmi alim olmaya uygun olmayanlara fazla emek sarf edilmemelidir.

İçinde bulunduğu dünyanın sorunlarını bilmeli, zaman zaman talebe ve müderrisler bir araya gelip fikirlerini ortaya koymalı."

İLKHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.