M. Zülküf YEL

M. Zülküf YEL

Türkiye'deki seçimlerin Ortadoğu'ya etkisi

Önümüzdeki Pazar günü ( 1 Kasım) yapılacak olan seçim, Türkiye  ve bölge için çok önemli bir dönüm noktasıdır. Türkiye'nin 7 Haziran seçimlerinden evvelki durumu, İslam dünyası açısından oluşmuş olan bir denge idi. 7 Hazirandan sonra, eski duruma kıyasla bir boşluk oluştu. Eğer Türkiye'nin tercihi mevcut dengeden yana olmaz ise, ülkenin iç meselelerinden kaynaklanan tutum değişikliği bütün Ortadoğu'ya yansıyacaktır.  Oluşan boşluk daha da derinleşecek ve bölgesel dengeleri sarsacak boyutlara varabilecektir. Özellikle Suriye'deki krizin boyutu çok değişebilir. Türkiye'de iktidar değişikliği veya koalisyon demek, mevcut Suriye politikasının önemli ölçüde istikamet değiştirmesi demektir. Türkiye'nin yeni bir pozisyon alması demek, küresel, bölgesel ve yerel aktörlerin siyasetlerini yeniden revize etmesini beraberinde getirecektir. Özellikle rejime karşı savaşan direniş unsurları, önemli bir mevzi kaybedecektir.

Yine Filistin meselesi, Türkiye'de oluşacak yeni dengelerden etkilenecektir. Irak ve Kürdistan bölgesi de bu yeni durumdan fazlasıyla nasibini alacaktır. Ve bunu gibi İslam âlemine yansıyacak nice neticeleri olacaktır. Bu yüzden bu seçim sonuçları ile sadece Türkiye halkı ve partileri değil, küresel güçler ve bölgesel güçler de ilgilenmektedir. Özellikle Türkiye'de başta seküler yapılar, sermaye kesimi ve oluşan denklemden rahatsız olan herkes bu dengenin yıkılması için güç birliği yapmış durumda. Küresel ve bölgesel güçler de seçim sonuçlarını etkilemek için elinden geleni yapmakta ve bütün imkânları seferber etmektedir. “Artık olay, bir partinin tek başına iktidar olması veya olmaması sınırlarını aşmıştır. Mesele dengeler meselesidir.” Ak Parti, bu dengeler içerisinde özgül ağırlığı ve niceliği olan bir unsurdur. Türkiye'deki seçmenler iradelerini sandığa yansıtırken, bu hassas noktayı görebilmelidirler. Yani büyük fotoğrafa odaklanmalı,  arızi durumları tercih sebebi yapmayıp tolere edebilmek lazımdır.

Seçmen, tercihini yaparken ideale yoğunlaşmak yerine, seçenekleri mukayese edip tercihte bulunursa çok daha isabetli bir yaklaşımda bulunmuş olur.

Yapacağımız tercih, mevcut olan tablodan daha iyisini ortaya çıkarma hedefine yönelik olmalıdır. Rahatsız olduğumuz bazı politikaları ve durumları tercih sebebi yapar isek, yarın ortaya çıkacak olan tablo, bizlere nedametin kapılarını aralayabilir.

İslam ümmeti üzerinde çok büyük bir oyun oynanmaktadır. Bu büyük oyunun saç ayaklarında birisi de Türkiye'deki durumdur. En azından şunu düşünmek bize bu hususta fikir verir: Amerika, israil, Fransa, İngiltere, Rusya, Almanya, seküler yapılar ve örgütleri, Amerika'nın hesabına çalışanları ve hiçbir zaman bir araya gelemeyecekleri bir araya getiren nedir? Üst akıl, hiçbir zaman bir araya gelemeyecekleri bir araya getirmiş ve mevcut dengeleri sarsmak için motorize etmiştir. Bütün bu şer güçlerin motrize olup aynı cepheden atış yapmaları bir anlam ifade etmiyor mu? Şer cephesi, neden mevcut dengelerin odağında olan bir siyasi partiyi hedef seçiyor? Bunu iyi düşünmek lazımdır. Eğer bu şer ittifakı başarılı olursa, Türkiye'de nasıl bir tablo oluşur, buna bakmak lazımdır. Özellikle Türkiye Kürdistanı'nda yaşayan Müslümanlar için nasıl bir tablonun oluşacağına dikkat edilmelidir. En ufak bir mevzi kazanan şer güçlerin yerel müttefiki olan HDPKK, dindarlar kan kusturmakta ve tahammülsüzlüğünü en acımasız şekilde sahaya yansıtmaktadırlar. Oluşacak olan yeni tabloda bu yerel zalimlerin ve peygamber düşmanlarının, Müslümanların bütün temel hak ve özgürlüklerine saldıracakları açıktır. Suriye'de Müslüman Kürtleri katleden veya sürenler, bu mazlumların bütün özgürlüklerini nasıl ellerinden aldılarsa,  burada da şüphesiz ki aynısını yapacaklardır. Bu gün düğünden gelin kaçıranlar, yarın milletin kızlarını tek tek evlerinde alabilirler. Bu gün halkın mallarını ellerinden alanlar, tam muktedir olduklarında neler yapmazlar ki? Bu gün Peygambere hakaret edip mütemadiyen İslam'a saldırmayı politika haline getiren peygamber düşmanları, yarın muktedir olduklarında neler yapmazlar ki?

Bu yüzden tercihte bulunurken, büyük fotoğrafa odaklanmak lazımdır. Bu büyük oyunda, nisbeten küçük olan kusurlara odaklanırsak, büyük fotoğrafı gözden kaçırabiliriz.

Neticede hiçbir fikrimiz yoksa bile, şer güçlerin ve onların yerli piyonlarının hedefinde kim varsa, demek bu yapılar şer güçleri rahatsız ediyor demektir. O halde tercihimizin; küresel, bölgesel ve yerel şer güçlerin oklarının hedefinde olanların etrafında yoğunlaşması isabetli bir yaklaşım olur, diye düşünüyorum.

Seçmenlerin sorması gereken ve tercihlerini yönlendirmesi gereken soru şudur:

Hangi, tercihte bulunursam daha iyi bir tablo ortaya çıkar?

Önceki ve Sonraki Yazılar