Üstünlerin Hukuku mu? Alçakların Hukuku mu?

Balbay’ın tahliyesi üzerine beş yıla daha ulaşmamış olan tutukluluğun çok uzun bir süre olduğu konusunda ittifak oluşmuştur. Tahliye edilen kişi hem laik, hem Kemalist, hem darbeci, hem gazeteci hem de milletvekili olunca yılların uzunluğu da farklı oluyor. Bu tahliye ister istemez laik Kemalist darbecileri sevindirmiştir. Ancak sırf gazetecilik ve milletvekilliği refleksiyle mutluluğunu dile getirenler de var. Ama aynı zevat Hizbullah sanıkları için 10 yıl tutuklu kalmayı çok da uzun bir tutukluluk süresi olarak görmüyorlardı. Hizbullahiler, serbest kalınca “sanki dün tutuklanmışta bir gün sonra serbest bırakılmışlar” gibi affedersiniz hırlayan, zırlayanlar bugün insan hakları havarisi kesilen zevattı. Bu vesileyle 5 yılın 10 yıldan daha uzun bir süre olduğunu da öğrenmiş olduk!

 

Hukukçu olmam nedeniyle böyle siyasi bir kararla ilgili olarak hukuki yorumda bulunacak değilim. Bu hukuka saygısızlık olur. Bazıları bu karar ve uygulama ile üstünlerin hukukunun uygulandığını dile getiriyorlar. Kimlerin üstün olduğu bakış açısına göre değişir. Akidemize göre “inananlar üstündür”. Bu nedenle uygulama ancak “üstün olmayanların yani alçakların hukuku” olarak nitelendirilebilir. Üstünlerin hukuku uygulansa idi inananlar cezalandırılmaz, ödüllendirilirlerdi. Bu nedenle Şeytani düzenlerde üstünlerin hukukunun uygulandığını kabul edemem.

Anayasa Mahkemesi kararına dayanarak ne kadar üstün olmayan varsa serbest bırakmaya üstünleri de içerde tutmaya bir formül bulmuşlar gibi. Bir genel aftan inananları mahrum etmenin yeni formülü bu olsa gerek. Zira hala hükmü Yargıtay safhasında olan ancak ceza almış çok sayıda darbeci mahkûm bu kararla tahliye bekliyor. Bunun işaret fişeklerini önceden görmüştük. 28 Şubat davasının nasıl kadükleştirildiğini biliyoruz. Nerdeyse içeride tutuklu bırakılmadı. Fethullah Gülen’in “Ben olsam bunları serbest bırakırım” mealindeki ifadeleri, yargı içerisindeki hizmet erlerince emir olarak algılanıp gereği yapılmıştır. Muhtemelen Yargıtay Ergenekon dosyasını bozacak ve çok kişi beraat ederek fakir fukaranın vergilerinden milyonlarca lira tazminatlar alacaktır.  Bu tazminat Cemaat ve AK Parti arasındaki iktidar kavgasının millete faturasının bir cüz’ü olacaktır.  Eğer Hizbullah hükümlülerini kapsam dışında tutacak bir formül bulunsa cezası kesinleşen balyoz mahkûmları için de bir tahliye yolu aranacaktır.

Gezi türü bir eylem yeniden başlatılırsa önceki gibi sonuçlanmayacaktır. “Dershanelerin kapatılmasından kaygılı” iş adamları Koç’u yalnız bırakmayacaklardır. Tahliye edilen Balbay ve benzerleri geziye yeni kan pompalayacaklardır.  Çatlayan ittifak, yeni ittifakların sağlanmasına yol açacaktır. Hükümet’in giderek ülkeyi bağımsızlaştırdığı, artık iç ve dış vesayetin bittiği iddiaları da havada kalacaktır.

Anlamadan, manasını idrak etmeden Kur’an okumanın acı sonu bu olsa gerek. En çok okunan “İsti’aze”nin yani şeytandan Allah’a (cc) sığınmanın anlamının nasıl da ıskalandığını görüyoruz. Şeytan’a imtihanımızın sırrı gereği güç ve kuvvet verilmiş, buna karşı da Allah’a sığınmak gerektiği bize bildirilmiştir.  Gerek şeytan ve gerekse avenesinin gücü karşısında lafla isti’aze edenler fiilen ne yapıyorlar? Daha büyük bir şeytana sığınmayı tercih ediyorlar. Hükümet ve cemaatin karşılıklı birbirlerini şeytanlaştırması karşılığında görülen o ki herkes kendine uygun daha büyük bir şeytanla ittifak arayışına girecektir. Daha açık ifade ile yine şeytana sığınacak ve ondan yardım dileyeceklerdir. Buna da “İslam’a ve Müslümanlara daha iyi hizmet için” gibi fetvalar uyduracaklardır. 

İslami çalışmalarından dolayı mahkûm edilen Yusuf’i kardeşlerinize neden yardımcı olmuyorsunuz diye sorulduğunda, sözde iktidardakilerin cevabı “şeytan bu işe ne der” şeklinde olmaktadır. İktidar olmak için şeytanın desteğine ihtiyaç duyulursa olacağı budur. İktidarınızda şeytanın dostları serbest bırakıldığı halde Allah dostları zindanlarda ömür çürüteceklerdir.

Mesele anlaşılmıştır. Şeytanla stratejik ittifaklar sonlandırılmadıkça ki, bu gidişle sonlandırılamayacaktır, iktidarın İslamcı olduğu iddiası havada kalacak, İslami davadan mahkûm edilenlere hiç bir faydası olmayacaktır. Zaten Allah’a sığınanların da bunlardan bir beklentisi yoktur. Bunlar İslamcı geçinip şeytan ve avenesine hizmet etmekle sadece kendilerine yazık etmişlerdir.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar