Yâr-ı Ğar (Mağara Arkadaşı) / Sıddîk Hz. Ebubekir (radiyallahu anh)

Yâr-ı Ğar (Mağara Arkadaşı) / Sıddîk Hz. Ebubekir (radiyallahu anh)

Parlaklığı, diğerlerine nazaran göz kamaştıran yıldızlar var semada. Işığıyla gönüller aydınlatan yürek yıldızları ise yeryüzünün yıldızlarıdır.

a-) Kimdir?

Parlaklığı, diğerlerine nazaran göz kamaştıran yıldızlar var semada. Işığıyla gönüller aydınlatan yürek yıldızları ise yeryüzünün yıldızlarıdır. Bu aydınlatma, asırlara sığmayan bir dirilişle bir nüfuzla devam edecektir elbette. İşte bu aydınlatıcı yıldızlardan biri de Hz. Ebubekir’dir.

Hafif kamburumsuydu. Zayıf, açık tenli olan Hz. Ebubekir, sarıya çalan beyaz bir görünüme sahipti. Parmakları ince, gözleri içe doğru, kemer burunlu, ince bacaklıydı. Buna rağmen güçlü biriydi. Saçını ve sakalını kınalardı.

Hz. Ebubekir’in cahiliye dönemindeki asıl adı Abdülkâbe’dir. Teymoğulları kabilesine mensuptur. Ebubekir, kelime olarak “Deve Yavrusunun Babası” anlamına gelmektedir. Lakabı olan Atik’in güzel, soylu, eski ve azad edilmiş gibi manaları vardır. Annesi Ümmü’l Hayr’ın oğlan çocukları doğduğunda öldükleri için onu Abdülkâbe diye isimlendirip “Ey Allah’ım! Bu, ölümden azad ettiğindir. Onu bana bağışla!” diye dua ettiğinden dolayı ilerde Atik olarak anıldı. Müslüman olduktan sonra Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem tarafından Abdullah olarak isimlendirildi.

Babası Ebu Kuhafe’nin asıl adı Osman, annesi Ümmü’l Hayr’ın asıl adı ise Selma idi. Babası Mekke’nin fethinde Müslüman oldu. Buna karşın annesi Darü’l-Erkam’da İslam’a davetin ilk dönemlerinde Müslüman olmuştu.

Hz. Ebubekir’in hanımlarının ilki Katile(Kuteyle) binti Abdiluzza idi. Çocuklarından Abdullah ve Esma ondan doğdu. Abdurrahman ve Hz. Aişe ise Ümmü Ruman binti Amir adlı hanımından dünyaya geldi. Ümmü Ruman ilk Müslümanlardandı.

Yine ilk Müslümanlar ve ilk muhacirlerden olan diğer eşi Esma binti Umeys’ten Muhammed adlı oğlu oldu. Ümmü Gülsüm adlı kızı ise son hanımı Habibe binti Harice’den Hz. Ebubekir’in vefatından sonra doğdu.

Hz. Ebubekir, İlk halifedir.

Hayatında hiç puta tapmadığı gibi içki de içmemiştir.

Kumaş ticareti yapan zengin biridir.

Miladi 573 yılında Mekke’de doğmuştur.

Aşere-i Mübeşşere’dendir.

Yetişkin erkeklerden ilk Müslümandır.

Tevbe suresinde “mağarada bulunan iki kişiden biri” kendisidir.

Mekke yönetiminde eşnak/kan diyeti ve kefalet ödenmesi işlerine bakardı.

Arapların nesep ve ahbar ilminde uzmandı.

b) – Hidayeti ve Hayatı:

Müslüman olmadan önce Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem’in arkadaşı olan Hz. Ebubekir, iman etmeden yıllar önce bir rüya görmüştü. Gökten inen bir ay Kabe’ye inmiş, paramparça olmuştu. Parçalardan her biri Mekke evlerinin üzerine düşmüştü. Sonra bu parçalar tekrar bir araya gelerek gökyüzüne yükselmişti. Buna karşın Hz. Ebubekir’in evine düşen parça, gökyüzüne yükselmemişti. Olayı gören Hz. Ebubekir, hemen evinin kapısını kapatmıştı. Sanki ay parçasının gitmesine engel olmuştu.

Ticaret için yolu Rahip Bahira’ya düştüğünde rüyasının yorumunu isteyince Bahira, nereli olduğunu sormuş, şu tabiri yapmıştı: “Orada bir peygamber çıkacak ve hidayet nuru Mekke’nin her yerine ulaşacak. Sen O’nun “veziri ve halifesi” olacaksın.”

Hz. Ebubekir, bu rüya ve tabiri hiç kimseye açıklamayıp sakladı. Mekke’ye dönüşünde Ukbe b. Ebi Muayt, Şeybe, Ebu Cehil ve Ebü’l Bahteri onu evinde ziyaret etti. “Ebu Talib’in yetimi Peygamberlik davası güdüyor.” diye Mekke’deki gelişmelerden onu haberdar edip şikâyette bulundular.

Hz. Ebubekir, bu olaydan sonra Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem’in yanına gidip sordu:

“Peygamberlerin peygamberliklerine delilleri var. Senin delilin nedir?”

“Peygamberliğime delil, gördüğün rüyadır.”

“Ey Ebabekir; seni Allah ve Resulü’ne davet ediyorum.” dedi. Hz. Ebubekir de şehadet getirerek hemen Müslüman oldu.

Müslüman olduktan sonra akrabalarını, arkadaşlarını, kölelerini İslam’a davet etmeye başladı. Güzel ahlakı, olgun kişiliği, iyilikseverliği ve fedakarlığı davetine icabeti artırıyordu. Öyle ki ilk Müslümanlardan Osman b. Affan, Zübeyr b. Avvam, Talha b. Ubeydullah, Sad b. Ebi Vakkas, Abdurrahman b. Avf, Osman b. Mazun, Ebu Ubeyde b. Cerrah, Ebu Seleme b. Abdilesed, Erkam b. Ebi’l Erkam, Bilal b. Rebah, Ammar b. Yasir ile babası ve annesi Sümeyye; Hz. Ebubekir’in vasıtasıyla Müslüman olanlardı.

Ayrıca işkence gören Müslüman köleleri satın alıp özgür bırakıyor, babası Ebu Kuhafe’den sitemler işitiyordu. “Babacığım! Bir şey yapıyorsam Allah rızası için yapıyorum.” derdi. Hz. Bilal, Amir b. Füheyre, Zinnire, Nehdiyye ve kızları gibi köleler satın alıp özgür bıraktıklarından bazılarıydı.

Müslümanlara yapılan işkenceler ve eziyetler tüm hızıyla devam ederken Hz. Ebubekir’in ilk hicreti Habeşistan’a oldu.

İsra ve Miraç olayında müşriklerin şüpheci yaklaşımlarını ve tuzaklarını “Eğer O demişse doğru söylemiştir.” sözleriyle bozan da Hz. Ebubekir’di. Ardından Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem’e koşan “Doğru söylüyorsun. Allah’ın Resulü olduğuna şahitlik ederim.” deyip “Sıddık” sıfatını alan yine oydu.

Bu ortamda Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem onu hicret arkadaşı olarak seçti. Medine’ye hicrette malı, ailesi, kendisi yoldaşlığın ötesinde yer aldı. İki binek temin etmesi, kılavuz ayarlaması, yolculuk boyunca arkadaş olması, gelecek tuzaklara karşı bir öne bir arkaya kaçması, Sevr Mağarasına önce kendisinin girip ortamı hazırlaması Hz. Ebubekir’in neden yol ve hareket arkadaşı olduğunun ölçüleridir.

Sevr’de iken oğlu Abdullah, gündüz Mekke’deki gelişmeleri geceleri getirip söylüyordu. Kızı Esma yiyecek taşıyor, köleleri Amir b. Füheyre de koyunlarıyla mağaraya giden izler üzerinden geçerek siliyordu. Müşrikler bir iz sürücü eşliğinde Sevr’in ağzına geldiklerinde Hz. Ebubekir, oldukça tedirgindi. Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem “Ey Ebubekir; üçüncüleri Allah olan iki kişi için seni üzen şey nedir?” dedi. Nihayet üç günlük bu organizeli dayanışma, Medine’ye hicretle son buldu.

Medine’ye varışta Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem’in yanından hiç ayrılmadı. Mescid-i Nebevi’nin arsasının alımında, her ihtiyaç anında hep öne atıldı. Öyle ki Bedir savaşında müşrikler cephesinde yer alan oğlu Abdurrahman’a kılıç çekip öldürmek istemişti. Çünkü yaşanan, bir inanç savaşıydı. Uhud, Hendek savaşlarında ve Hudeybiye’de Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem’den hiç ayrılmadı.

İfk Hadisesinin ağırlığı, duruşunu hiç bozmadı. Huneyn günü de duruşunu Hevazin kabilesine ve ordusuna karşı korudu. Tebük seferinde herkesten daha çok fedakarlıkta/infakta bulundu. Hz. Osman ordunun üçte birini donatırken, Hz. Ömer malının yarısını verirken o, hepsini vermişti. Ailesine ne bıraktığı sorulunca “Allah ve Resulünü bıraktım.” demesi teslimiyetti.

Hicretin 9. yılında Hac Emirliğini üstlendi. İlk defa bu görevle görevlendirildiğinde yine tevazu elbisesine bürünmüştü. Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem vefat ettiği ana dek, hep sağ kolu gibiydi. Temeli atılan Medine’deki İslam devletinin ana sütunlarından biri, hep o oldu.

Yine Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem vefat ettiğinde Hz. Ömer adeta kendinden geçmiş, öldüğünü söyleyenleri ölümle tehdit ediyordu. Başta Hz. Ömer olmak üzere kendinden geçmiş herkese seslendi: “Sizden her kim Muhammed’e ibadet ediyorsa şunu bilsin ki Muhammed ölmüştür. Ancak her kim Allah’a ibadet ediyorsa bilsin ki Allah diridir ve ölmez.” (Âl-i İmran, 144) İnsanlar birden uykudan uyanır gibi gerçeği kabullenip sessizce gözyaşları döktüler.

O esnada gelen habere göre Ensar’ın ileri gelenleri, başta Hazrec kabilesinin saygın reisi Sad b. Ubade olmak üzere Sad oğulları Sakifesinde (çardağında) toplanmıştı. Hz. Ebubekir, kendisini çağıran Hz. Ömer ve Ebu Ubeyde bin Cerrah’la beraber Sakifeye/Ensar’ın yanına gitti.

Yapılan görüşmeler sonunda hazır bulunanlardan Beşir bin Sad, Hz. Ebubekir’e ilk biat eden oldu. Sırayla Hz. Ömer, Ebu Ubeyde, ardından Useyd b. Hudayr ve kabilesi Evs de biat edince Ensar’ın hepsi biat ederek Hz. Ebubekir’in halifeliğini tanıdılar. Ertesi gün Müslümanlar mescitte toplanıp Hz. Ebubekir’e biat ettiler. Bunun üzerine Hz. Ebubekir bir hutbe okudu: “Ey insanlar” dedi. “En hayırlınız olmadığım halde size emir oldum. Doğru yaparsam bana yardımcı olun, yanlış yaparsam beni düzeltin. Sıdk emanettir. Yalan ihanettir. Allah’a ve Resulüne itaat ettiğim müddetçe bana itaat edin. Eğer Allah’a ve Resulü’ne isyan edersem bana itaat etmeyin.” (İbn-i Hişam es-Siyre, c. 4, s. 414)

Hz. Ebubekir’in Halife olduktan sonraki icraatları:

*Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem’in defnedilmesi

*Usame b. Zeyd’in ordusunun yollanması

*Maliye, yargı, kâtip, askeri ve siyasi konularda atamalar yapması

*İrtidat hareketleriyle mücadele etmesi: Müseylemetü’l Kezzab, Esved El-Ansi, Tuleyha el-Esedi gibi.

*Kur’an-ı Kerim’in Cem Edilmesi: Zeyd bin Sabit kontrolünde toplanan ayetler “Mushaf” olarak bir araya getirilip Kur’an-ı Kerim mushafı oluşturuldu.

*Irak ve Suriye/Şam Fetihlerini yapması

c) – Vefatı:

Hicri 13. yılda (Ağustos 634) hastalanıp 15 gün yattı. Bu süre içinde Hz. Ömer’i namaz kılması için görevlendirdi. 22 Cemaziyel Ahir’de pazartesi günü, akşam ile yatsı arası vefat etti.

Hilafet süresi 2 yıl 3 ay 20 gün idi. Yaşı Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem gibi 63’tü. Ölürken “Rabbim! Müslüman olarak canımı al ve beni Salihlerle beraber kıl.” sözü son sözü oldu. Hanımı Esma binti Umeys vasiyeti gereği onu yıkadı. Hz. Ömer, namazını kıldı. Geceleyin başı Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem’in omuz hizasına gelecek şekilde yanına defnedildi.

e) – Fazileti:

* Ezberinde Arapların atasözleri ve şiirleri çokça bulunurdu. Öyle ki Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem’e Kus b. Saide’nin meşhur hitabesini ezbere okudu.

* Hz. Ebubekir, müşrikler tarafından öldürülürcesine dövülmüş, eziyetlere maruz kalmıştı. Kendine geldiğinde yaralarına aldırmadan ilk sorduğu Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem oldu. Bu olaydan sonra Hz. Ebubekir’in annesi Ümmü’l Hayr iman etti. Bu, onu çok sevindirdi.

* Hz. Ebubekir kendisine “Halifetu’r-Resulullah” Resulullah’ın Halifesi denmesini ve bu ünvanı kullanmayı kabul etmişti. Halife olmanın getirdiği sorumlulukla “Şura ve İstişare”ye dayalı bir yönetim anlayışı ortaya koydu.

* Zekât vermeyenlere karşı savaşıp İslam’ın birliğini korudu.

* Fetihlerle İslam topraklarını genişlettikçe genişletti.

Mehmet Ali Gönül

Kaynakça:

el-İsabe, İbn-i Hacer Askalanî, Sağlam yayınevi, 2011
İslam Tarihi, M. Asım Köksal, Şamil Yayınevi, 3. Cilt, 1989
https://islamansiklopedisi.org.tr/ebu-bekir
Ebubekir Devri İslam Tarihi, Ahmet Ağırakça, Buruc Yayınları
Dört Halife, Muhammed bin İbrahim bin Salih Eba’l Hayl, Nebevi Hayat Yayınları

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler