"Yeni Bir Dünya"

Allah’ın adıyla

Malayani sayılabilir ancak, maksada araç olabilecek bir anekdot ile başlamak istiyorum. Futbol maçında kaybetmiş bir takımın teknik direktörü şöyle bir açıklama yapar. “Doksan dakika maçın hâkimi bizdik. Sahanın her yerinde biz vardık. Ancak hakem hataları hep bizi buldu. Talihsiz bir gol de yedik. Önümüzdeki maçlara bakacağız.”

Son 9 (dokuz) yılda sahanın gittikçe artan oranında dindarlar var. Ülkenin hangi tarafına bakarsak bakalım görüyoruz ki; amirinden memuruna kadar genelin tavrında bir mülayimlik hali var. Nerdeyse herkes haftada en az üç kez bir yerlerde sohbetlere katılıyor.

Çay bahçelerinden taziye evlerine kadar her yerde hamd-u sena koroları yükseliyor. Birçok kişi her haliyle şükür durumunda. “Efendim. Eskiden böyle miydi? Başımızdakiler artık başı secdeye değen insanlar. İki gözüm önüme aksın; daireye girince bir ‘selam aleykum’ demeye korkuyordum. Şimdi öyle mi? Çok şükür çok” methiyeleri yükseliyor.

Yalnız bu şakir ve -halkın genelinin yanlış zannıyla- şakirt kesim, kendilerinden olmayanlara Tek Türkiye’yi dar ediyorlar. Irkçı Avrupalıların çalışmaya giden Türkiyelilere baktığı gibi halka bakıyor; beğenmediklerini “pis Kürt, pis radikal” hakaretleriyle alt ediyor; kast sisteminin en tepesine “beyaz dindar” olarak yerleşiyorlar.

Kendileri, ardına kadar açılmış imkân kapılarından geçerken; memleketteki insan hakları ihlallerine adata kör kesiliyorlar. Herkesten ziyade önem verdikleri eğitimde, başörtülü öğrencilere ve velilerine çektirilen sıkıntıları, kesilen cezaları yok sayıyorlar. Demokrasi sayıklamalarından herkesin uykusunu kaçırdıkları bir devirde, sivil topluma darbe indiriliyor ancak demokrasi putlarının acziyetini sadece seyrediyorlar.

Bununla beraber içlerine aldıkları; “işte ben de Kürdüm ama hiçbir problemim yok” nakaratlı bir sürü uyumlu adamları var. Veya “hem demokratım hem Müslüman. Bilim çağındayız. Kalbin temiz olsun, etrafına iyilik yap, gerisi teferruattır” diyen ılımlı Müslümanlar… Bu uyumlu ve ılımlı kişilerle herhangi bir sorun yaşanmıyor. Ha bir de gazeteleri var. Ona da bi zahmet abone olursan; her şey tamamdır. Okumasan da infakın olsun. Apartman girişine bırakırsın.

Özellikle “Yeni Bir Dünya” şarkılarıyla şenlendikleri bu günlerde, sevinçleri Samanyolu’na bile sığmıyor. Mehtaplarda, Herkül burçlarında mutluluk şarkıları yankılanıyor. Milliyetçi misyonerlik sonucu devşirdikleri zavallı çocukları yedirip oynatırken, sevinçlerinden el çırpmadan duramıyorlar. Bir çocuğun, kendi ana dili dururken “Türkçe en güzel dil” demesini mest-u hayran bir eda ile seyrediyor, o çocuğu nasıl kişilik yoksunu yaptıklarının farkına bile varamıyorlar.

Onların bu zevk-u sefasına bir diyeceğimiz yok! Neticede kim neye gayret ederse Allah onu verir ona. Ancak özellikle son yıllarda sahaya nüfuz eden bu kesimin fertlerinin durup bir düşünmesi gerekiyor.

Madem her şey bu kadar muhteşem; nasıl oluyor da ülkemizin gençliği fuhuş ve uyuşturucu bataklığında debeleniyor? Gecelerimizi gündüzlere katarak ihlâs ve fedakârlıkla uğruna çalıştığımız gaye bu mudur? Ailelerimizi bırakarak hiç bilmediğimiz ülkelere gidişimiz; Türkçe şarkı söyleyip dans etmek semeresine değer mi?

Elinde o kadar eğitim imkânı olan bir kesim, bu imkânını aldığı infakların uğruna İslami terbiye için harcamalıdır. Yoksa siz de farkına varmışsınızdır; hükümete yönelik alkış seslerinde azalmalar var. Hatta alkış aralarında tokat sesleri bile geliyor. Hükümet hataları onları bulursa; maçın hâkimi oldukları halde her an talihsiz bir gol yiyebilirler. Her gün yayınladıkları “şok ses kayıtları” bunu gösteriyor.

Medya lincine tabi tutukları tecrübeli cellâtlar, zincirlerinde bir sıyrılsa önünüzdeki maçlara bakmaya fırsatları bile olmayabilir.

Artık onlar da Amerika’nın, bozulan YOP’un yerine GOP’u başlattığı gibi; “Yeni Bir Dünya” yerine “Genişletilmiş Bir Dünya” şarkıları söylerler.

Vesselam

Doğruhaber Gazetesi

 

Önceki ve Sonraki Yazılar