Zalime seslenmeyeceğim

“Ey zalimler!” ile başlamayacağım yazıma. “Acırım tükürüğe…” diyen şairin huyundan, acırım o zalime doğru gidecek hak sözüne. Bu cürümleri ilk değildir zira.

Yaşayan birini öldürmekle yargılanmışsak zamanında; aylarca zülüm edilmiş bir anneye ceza verilmesini de garip görmeyeceğiz. Son cürümleri de olmayacak bu karar. “Bê minnet” ellerinden geleni artlarına koymuyorlar zaten.

Çağrım, “Müslüman’ım” diyenlere…

Ey Müslümanlar! Tesettürünüze, aylardır yapılan hakaretten sonra bir de hapis verildi. Sahip çıkmayacak mısınız inancınıza? Siz dururken “Biz Hıristiyan’ız” diyenlere mi sesleneyim? Onlar halden anlarlar belki. İffetli Meryem’i adayan Hanne bu durumdan farklı değildi.

Çağrım, “demokratım” diyenlere…

Yüceltip durduğunuz demokrasiniz, sivil toplum kuruluşunun kapısına kilit vurdurdu. Partiler kapatılırken kopardığınız vaveylanız nerede? Bu mudur gelişmiş, sivil demokrasiniz?

Her şeyi yazan kalemleriniz bu zulümleri de yazabilecek cesarette midir? Cevap vermiyor musunuz?

Yoksa yaptığı bir ahlaksızlık sebebiyle bile olsa, hakarete uğrayan kendi kadınına sahip çıkan komünistlere mi sesleneyim? Kızının eğitim hakkını aradığı için heykelini dikerlerdi onlar.

Çağrım, öncü görünenlere…

Ey âlimler, fakihler, vaizler! Allah’a isyana teşvik ve zorlayanın yeri, Cehennem kuyuları değil midir? Allah’ın emrini yasaklayandan daha zalim kim vardır? Bırakın artık bu umursamazlığı, vurdumduymazlığı. Memleketin zalimleri, arsız yüzleriyle onlara hakkı haykırmanızı bekliyorlar.

Ama öyle sanıyorum ki size seslenmek, bir fayda vermeyecek. İşte yüzümü çeviriyorum. Bu davanın çileli önderlerine sesleniyorum.

Ey Muhammed!

Sen, bir kadının örtüsü için bir kavme savaş açmışken; seni ısrarla “Gel Ya Muhammed” diye çağıran ahir zaman müslümanları, örtüsüne sahip çıkan kadının mahkûmiyetine sessiz kalıyor.

Ey Erdemliler Antlaşması’na katılan Peygamber! Erdemliler hareketi diye siyasete atılanlar, erdemi ayaklar altına aldılar. Erdemiyle tanınan insanlara zulümden de geri kalmıyorlar.

Ey Zekeriya!

Zayıflığına rağmen hakkı haykıran mazlum peygamber! Günümüz Ferisi ve Sadukilerinin Al-i İmranlara neler yaptığını görüyor musun? İffetli kızları yaz-kış okul kapılarında bekletilirken, kendileri mahkemelerde cezalandırılıyor.

İhtiyar haline rağmen sana Yahya’yı veren Allah, İslam’ı kökünden koparmak isteyen güçlere karşı bugün Müslüman halka mustazaflarla hayat verdi. Bu halleridir cezalandırılan; bu muhteşem diriliştir, önüne set çekilmek istenen.

Senin mucizelerin karşısında lal olanlar, bugün tekrar hayret ve şaşkınlık içindedir. “Yok ettik” sandıkları müslümanların yükselişi karşısında şuursuzca saldırıları, bundandır.

Ve çağrım, Müslüman halkımıza!

Şikâyet için gittiği karakolda kara kara düşünmeyi tecrübe etmiş mazlum halk! Bu iffetli anneye sahip çıkacak olan sizlersiniz.

Ey yıllarca iki ateş ortasında yanan mustazaf halk! Bir yandan zorlama hukukla müslümanları cezalandıran rejime, diğer yandan öfkesi aklını ketmetmiş bir güruha direnen mustazafları siz anlarsınız. Onca haksızlığa rağmen; vakur duruşları, gözlerinizin önündedir.

O halde; bağrınızdan çıkan Mustazafları gene siz bağrınıza basın. Siz ses verin mustazafların çağrısına.

Ve Pazar günü Diyarbakır’da olun, hakkı haykırmak üzere…

Selam olsun her daim mazlumdan yana olana, selam olsun hakkı haykıran dillere…

Doğruhaber Gazetesi

 

Önceki ve Sonraki Yazılar