Allah'ın Emri, Peygamberin Kavli Nerede

Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a; salât ve selam da O'nun pak Rasulüne olsun.

“Efendim, Allah'ın emriii Peygamberin kavli ilee…” diye başlar cümle… Ve adım atılır, sonucunu yalnız Allah'ın bileceği bir meçhule… Allah'ın emri; yani Allah'ın fıtrata yerleştirdiği biyolojik ve psikolojik faktörler. Peygamber(sav)'in kavli; yani O “Evleniniz, çoğalınız…” buyurdu ve kendisi de evlendi diye. Evet, Allah'ın emri. Sahi Allah'ın emirlerine ne deniyordu? Farz mı dediniz? Hah işte ondan!

‘Allah'ın emri' kelimesinin bu kadar sık kullanıldığı bir ibadet dahi bulamazsınız. Namazı Müslümanların bile kılmadığı düşünüldüğünde, zekât vermemek için türlü hilelere başvurulduğu ve başörtüsünün moda malzemesi yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda, kız istemeye gidenlerin ‘Allah'ın emri' ile başlaması önemli bir mesele.

Evlilik, cennettekilerin ilk ameli, babamız Âdem ve annemiz Havva'dan miras kalan… Evlilik, Hz. Âdem ile Hz. Havva'yı dünyaya indirildiklerinde de bir araya getiren ve oradan da bizlerin yani âdemoğlunun yaratılmasına vesile olan şey… Evlilik, bekârın ne yaparsa yapsın yarım olan dinini ve salih amelini ikiyle çarpan ikramiye… Hepsi bir yana, evlilik Rasulullah (asv)'ın en kuvvetli sünnetlerinden.

İnsan, zayıf yaratılmıştır ve o zayıflığı başka zayıflarla beraber olarak güçlendirir çoğu zaman. Çocukken annedir, büyüdüğünde aile ve çevredir, yetişkin olduğunda da aile, çevre ve eştir insanın sırtını dayayıp güç aldığı kişi. Ama illâ ki eş… Nefsi baskın geldiğinde kendisiyle bastıracağı, imtihanın yükü ağırlaştığında kendisiyle omuzlayacağı, koskoca dünya dar geldiğinde küçücük omzunda genişlik bulacağı bir eş… Teoride böyle, peki pratikte de böyle mi? Pek nadir.

Tatlı bir telaş olan nişanlılık döneminde artık günümüz insanı depresyona girebilmektedir. İnsanlar olarak küçük güzellikleri büyük sorunlara çevirmekte üstümüze yoktur. Kötü geçen bir nişanlılığın ardından adım atılan evlilik, evciliğe dönüştürülmekte ve eşler adeta akşam olup da evlerine dağılan çocuklar gibi oyuncaklarını alıp babalarının evine dönmektedirler. Ertesi gün yeniden başlayan evcilik, dünküne nazaran daha fazla huzursuzluk ve sıkıntı kaynağı olmaktadır.

Eskiden, biraz uzakta yıkılan yuvalar görüldü mü şükredilirdi Allah'a; bizi İslam'la müşerref kıldı da yuvalarımız huzurlu diye. Şimdi ise mütedeyyin dediğimiz insanların da yuvaları kurulur kurulmaz yıkılmakta. Tahammül sıfır, tolerans asla yok, birbirinin derdiyle dertlenme ise bir hayal… Herkes kendi mutluluğunun derdinde. Allah'ın emri, Peygamberin kavli nerede? Allah aynı Allah olduğuna göre, değişen ne?

Evlilik, güllük gülistanlık bir hayat değil; dikenler arasından gül koklama ve koklatma sanatıdır. Ama şimdilerde ‘Gülü ben koklayayım, dikeni senin olsun!' anlayışı hakim maalesef. Bu durum düzelmeli, hem de acilen.

Öyle devletin verdiği “Gel kocanı bana şikâyet et, ben onun kulağını çekeyim!” tarzı haklar, ailenin huzuruna hiçbir katkı sağlamıyor maalesef. Son yıllarda boşanma sayısında yaşanan patlama bunun en büyük göstergesidir. Peki, ne yapılmalı? Âcizane tavsiyem şu ki; hangi çevre, hangi parti, hangi cemaat-tarikat olursa olsun, geniş çaplı ve dikkat çekici programlar yapmalı. Çünkü evlilik, günümüzde, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar önemli. Bu yüzden edebiyatta ne kadar materyal varsa hepsi bu yolda kullanılmalı. Seminer, panel, konferans, miting, mütalaa, makale, şiir, anket… Aklınıza ne gelirse… Bütün basın yayın organları seferber edilmeli ve imkânlar nisbetinde günlük, haftalık veya aylık yazılar yazılıp, TV veya radyo programları yapılmalı. Kadın ve erkeklere ayrı ayrı eğitim seminerleri düzenlenerek, eşlerinin iyi yönlerini fark ettirecek ödevler verilmeli. Örneğin ‘eşinizin on adet güzel huyunu yazınız' şeklinde. Tabii bu ödevler de mahrem sayılmalıdır. Ayrıca aile ile ilgili dernekler kurulup, bir etkinlik takvimi belirlenmesi ve konferanstan pikniğe kadar eşlerle yapılabilecek her şeyin etkinlik takviminde yer alması da çok güzel olur.

Konunun içine girersek detayları çok fazladır. Kısacası; Rabbim bizleri hayırda çığır açanlardan eylesin. Rahman'a emanet olunuz.

Önceki ve Sonraki Yazılar