Selahaddin YILDIRIM

Selahaddin YILDIRIM

Biz onlar gibi olamayız

İslam sulh, selamet ve kardeşlik dinidir. Yeryüzünde barış ve istikrarın hakiki anlamda oluşturulması ancak İslam ile mümkündür. İslam ile nurlanmamış gönüller zulmetten kurtulamadıkları gibi, İslam’ın öngördüğü tarzda hayatlarını düzenleyememiş toplumlar da fitne, fesat ve kötülüğün hiçbir türünden yakalarını  kurtaramazlar.

 

Müslümanlar nefislerini ve yaşadıkları toplumun fertlerini her türlü şerden korumak gibi büyük bir sorumluluk taşıdıklarını anlama bilinciyle kuşanmalı,  bu kutsal vazifeyi ifa etmek için zamanın gerektirdiği meşru sebep ve vasıtaları hazırlamalılar.  Amenna. Bu konuda aykırı bir fikir ileri sürmek elbette İslam ile bağdaşmaz ve aklı başında hiç bir Müslüman da buna muhalefet etmez.

Ancak işin uygulanma aşamasına geçildiğinde kimi   yanlışlardan kurtulmak oldukça zordur. Bazen de,  yanlışın farkına varmak zaman alır. Hele hele hataların kabulü ve düzeltilmesi kültürü yerleşmemiş ise tehlikeli mecralara sürüklenmemek elden değildir. Bazen   hareketlerimizin meşruiyetini  belirlemesi gereken temel ana ilkelerimizi, hasımlarımızın yanlışlarını ve takati zorlayan tecavüzlerini gerekçe göstererek göz ardı etme yanlışlarına daha kolay düşebiliriz. Hak hedeflere hak vesilelerle ulaşmak gibi bir zorunluluğumuzun olduğunu bilsek de,  uygulama konusunda yeterli sabrı göstermede zaafa düşmemeye dikkat etmek gerekir. Evet, bizler farklı olmak zorundayız. Kalbimiz ve kalıbımızla, her türlü iş ve eylemimizle muhatap kitlemize ancak bu farklılıklarımız ile  mesajımızı iletebilir, onların kalelerine bu tarz ile yol bulabiliriz. Tabir caiz ise, başkalarıyla olan farkımız beş duyu organıyla hissedilebilecek kadar net olmalıdır. Duyularına dokunabildiğimiz insanların kalbine de rahatlıkla ulaşabilir ve bugün bize düşman görünenleri dost ve kardeş yapabiliriz. Müslümanların yaptığı ve yapması gereken en büyük inqilab budur: Düşmanları azaltmak,dostları çoğaltmak ve bugünün düşmanlarını yarının dostları kılabilmek için kendimizi adamaktır.

Müslümanların yürüttüğü hayırlı hizmetler elbette habis ruhları rahatsız edecektir. Hatta, elde edilen başarıları  kıskanan bazı Müslümanlar olacak, haksız eleştiri ve saldırılara maruz kalınacaktır. Bu ve benzeri haller  İslami mücadele yürüten şahsiyet ve hareketlerin yabancısı olmadığı şeylerdir. Bizden öncekilerin başına gelen her türlü eziyet, işkence ve belalar bizim de başımıza gelecektir. Bunun ilahi bir yasa olduğunu asla unutmamak gerekir.

Hak bir davanın sahipleri bazen uyguladıkları yanlış yöntemler, zamansız çıkışlar ve orantısız tepkilerle  kendilerini haksız konuma düşürebilirler. İslam  davasının sahipleri diğer beşeri ideolojilerin tabileri  gibi muhaliflerine acımasız ve zalim davranamazlar. Rasulullah(as)  efendimizin ahlak ve sireti hareket ve siyasetimizin yol haritası olmalıdır. Rasulullah(as), muhalifleriyle daima barış fırsatı aradı. Barışın en zor şartlarını kabul etmede tereddüt etmedi. Ve İslam davası barışın sağlandığı  ortamda  daha geniş kitlelere ulaşma imkanı elde etti.

Kürdistan’da halk savaş istemiyor. PKK ile Kemalist rejim arasında uzun yıllar  devam eden savaş halkımızı canından bezdirmiştir. Zaten PKK’yı da barışa zorlayan halkın bu iradesidir. Kaldı ki,  her iki tarafın çatışmaları durdurma ve  barışı sağlama girişimlerini başlattığı bir ortamda, Müslümanları tekrar eski tarz bir çatışma içine çekme hesabı yapan karanlık odakların varlığını dikkate almak gerekir. Dün çatışma ortamının olumsuzluklarını yaşayanlar olarak, herkesten daha ziyade sulh, sükunet  ve itidal çağrıları yapmalı; hatta bununla yetinmemeli barışın sağlanması için mesai harcamalıyız. Büyük kalabalıkların oluştuğu ve gelenekselleşen Kutlu Doğum etkinliklerinde insanımıza gül dağıtalım, tebessüm ederek gönüllerine güven ve kardeşlik mesajı verelim. Mücadelemiz İslam’ın belirlediği ölçüler dahilinde olunca endişe edip korkmamıza gerek yoktur. Hasımlarımız her türlü kışkırtma, sürtüşme ve engellemeyi insafsızca sürdürebilirler. Ellerindeki güç ve imkanları kendi karanlık amaçları uğrunda harcayarak kin, düşmanlık,terör  ve vahşet saçabilirler.Tüm bunlara karşı sabrı,itidali ve hikmetli siyaseti ısrarla sürdürmeliyiz.Yıllardır sabır dersleri aldık bir şey kaybettik mi? Hiçbir şey  kaybetmedik, bilakis çok şeyler kazandık ve kazanmaya da devam edeceğiz inşallah.

Hasılı  biz onlar gibi olmadık, olamayız da. Onlar gibi olmaya başladığımız an tehlike var  demektir.  Doktor, elindeki bıçağı ne için kullanıyorsa bizim de elimizdeki imkanları aynı amaçla, insanların maddi ve manevi hastalıklarını tedavi eden ıslah ve irşad yolunda  kullanmamız gerekir. Bu konuda samimiyetle harekete devam edersek, Yüce Allah başka tür vasıtalar kullanmaya da bizleri mecbur etmez inşallah.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.