Devleşiyor muyuz? Devletleştiriliyor muyuz?

  Son AK Parti kongresinin estirdiği rüzgâra bakılırsa devleşiyoruz. Nasıl mı? Arap âlemi liderliğimizi Halit Meşal’in delaleti ve şahadeti ile kabul etmiştir. Kuzey Kürdistan Güneydeki Şiilerin baskısı nedeniyle Türkiye ile birleşmeye hazır görünüyor. Suriye düşürülüp Şam’da Emevi Camiinde Başbakan, Genelkurmay başkanı ile omuz omuza Cuma namazı kıldıktan sonra ilk iş Irak’a girmek olacaktır. Zaten son tezkerede özellikle Suriye’den söz edilmemesi anlamlı değil mi? Suriye içinmiş gibi gösterilerek Irak’a girişin tezkeresi hazırlanmıştır. Zaten Lozan anlaşmasına göre Kerkük Musul Petrol payımızdan kalan milyarlarca dolar alacağımız var. Bu alacağımızı ödemeye yanaşmayan Şii Irak yönetimi devrilerek borcumuzu ödemeyi taahhüt edecek olan Haşimi Devlet başkanlığına hazır. Kerkük Musul petrol gelirlerinin %25 ini alan bir Türkiye’yi kim tutabilir. Bu durumda Osmanlı yeniden ihya olmuş olacak. Eskiden olduğu gibi ezeli rakip İran’la savaşılacak. Kuşatılmış ve ambargolarla yıpratılmış bir İran’ın da teslim olmaktan başka şansı kalmamış olacak. Böylece Recep Tayyip Erdoğan’a hiçbir padişaha nasip olmayan İran’ın tamamının Fethi nasip olacak.

Yakında Azerbaycan’ı ziyaret eden Başbakanın İttihat ve Terakkicilerin “Kızılelma” rüyasını gerçekleştirme girişimleri de unutulmamalıdır. Bütün bu olup bitenlere bakınca gerçekten devleştiğimiz sonucuna ulaşılabilir.

Okuyucu, bunları nerden çıkardığımı düşünebilir. Ancak Sosyal medyada gizemli yazarlar, istihbarat muhabirleri böyle bir rüyanın gerçekleşmesi için epey gayret gösteriyorlar. Bu hayal ciddi bir kesimi heyecanlandırıyor. AK Partinin hararetli savunucusu ve hayranları bütün bu olup bitenlerde ABD ve AB nin rolünü ve desteğini inkâr etmiyorlar. Ancak bu hayalleri gerçekleştiğinde Onların hakkından da gelineceği gizli gizli konuşuyorlar. Zaten oralarda ekonomik krizler onları yıkılma ve dağılma sürecine sokmuştur.  

Oysa hâlihazır duruma baktığımızda şu an izlenen dış politika tam da Devletin kadim ulusalcı ve batıcı politikasıdır. AK Parti bu devlet politikasını üstlenmiş ve başarıyla uygulamaya çalışmaktadır. Nedir devletin politikası? Batı bloğu içerisinde doğu bloğuna karşı ileri karakol olmak. Kürecikte Kurulan Füze kalkanı bunun en somut göstergesidir. Herkes biliyor ki Suriye olayı doğu ve batının bir hesaplaşmasıdır. Aslında batı bloğunda yer alması gereken Suriye diğer Arap ülkelerinden farklı olarak ve yalnız başına doğu bloğunda yer almaktadır. Suriye’nin barışçı yollarla saf değiştirmesi sağlanamamıştır. Türkiye Suriye’yi bu bloğa sokmak için açıkça bağrına basmış, ortak bakanlar kurulu toplantısı yapmıştır. Vizeyi kaldırmış, pasaportu kaldırmış nerdeyse sınırı dahi kaldırmaya çalışmıştır. Ama Suriye’yi bir türlü yola getirememişti. Daha önce de Türkiye “Suriye-İsrail” düşmanlığını dostluğa dönüştürmek için gayret etmişti. Bu durum İsrail’i ilk tanıyan Türkiye’nin ulusal politikasına da uygundu. Ancak İsrail’in sabırsızlığı ve Gazze’yi bombalaması planı bozmuştu.    

Hâsılı kelam CHP’nin kurduğu ancak kurulduğundan beri Müslümanlarla hiçbir zaman barışmayan devlet, AK Parti tarafından barıştırılmıştır. Devletin en kutsallarıyla Mustafa Kemal ve Laiklikle barıştırılmışlardır. Başta anlattığımız hayallerle AK parti bir bakıma Müslümanları DEVLETLEŞTİRMİŞTİR.

Önceki ve Sonraki Yazılar