Zülküf RÜZGAR

Zülküf RÜZGAR

Ey Müslümanlar neredesiniz? Kalkınız, kalkınız ve onurunuzu koruyunuz!

Kalkınız ve talan edilmeye çalışılan namusunuzu koruyunuz. Dirilmeniz ve kendinize gelmeniz için daha ne kadar Müslüman’ın kanının akmasını bekliyorsunuz? Daha kaç minik Ömer, Siyonistlerin bombaları ile can vermeli? Ümmetin suskunluğunun bedelini daha 12 aylık olan Ömer ve Ömerler ödüyor… Hani fitnebaz ve rezil Yahudilere dünyayı dar eden Muhammed Mustafa’nın ümmeti nerede? Kadınlarımız ve çocuklarımız katledilirken, hala miskin miskin yaşamaktan utanmıyor musunuz ey yaşadığını zanneden ruhsuz ölüler?

İslam Ümmetinin suskunluğundan cesaret alan Siyonistler, her gün cinayetlerine bir yenisini ekliyorlar. İşte Şeyh Ahmet Yasin, ümmete sitem ettiği mektubunda, İslam Ümmeti’nin bu halini Allah’a şikâyet ediyordu. Bir avuç Siyonist terörist, topyekûn bir İslam Ümmetine meydan okuyor. Mazlum Filistin Müslümanlarını en gelişmiş savaş araçları ve vahşi yöntemlerle imha etmeye çalışmaktadır.

Siyonist terör rejimine bağlı savaş uçakları dün ikindiden sonra Gazze’de İslamî Direniş Hareketi (Hamas)’ın askeri kanadı İzzeddin El-Kassam Tugayları komutanlarından Ahmed El-Ca’beri’yi şehit etti.

Mücahitlerin fiili saldırılarının olmadığı dönemlerde bile, siyonistler bahaneye bile gerek duymadan canici saldırılarda bulunuyorlar. Son saldırılarda yalnız Hamas komutanı değil, aralarında kadın ve çocukların da olduğu birçok Filistinli şehit oldu ve yaralandı.

İslam İşbirliği Teşkilatı ve diğer Müslüman kurumların, bu saldırıları önleme noktasında caydırıcı düzeyde bir çabası ve etkisi maalesef söz konusu değil.

Son dönem saldırıları bu düzeye gelmeden evvel zaten siyonistler bir dizi saldırı ile katliamlarını sıradanlaştırdılar. Her gün mazlumların kanı akıyor, ama ciddi anlamda bu vahşeti gündeme taşıyıp buna “dur” diyen çıkmadı.

Her halde İslam Ümmeti ve insanlık adına bir utanç tablosu olan bu durum karşısında onurlu ve izzetli Filistinli direnişçiler, pirleri Şeyh Ahmet Yasin gibi şöyle diyorlardır:

“Bırakın, bırakın bari savaşçı onuru ile ölelim.”

Her seçim döneminde ABD ve İsrail seçim sathına girince, politikacılar seçmenleri nezdinde puan kazanmak için, Müslümanların kanını dökerler. Bu zalimler için ne kadar çok Müslüman kanı akarsa, o kadar oy demektir. Müslüman kanı oy almanın en garanti yolu olarak görülüyor. Onlarca yıldır bu kaide hala da geçerliliğini koruyor. Yani idarecilerini vahşete motive eden halkların iradesi ve tercihidir. Akan her damla Müslüman kanından Siyonist ve emperyalist idareciler sorumlu oldukları gibi, halkları da sorumludur.

Siyonistlerin, israil seçimleri erkene aldıklarını açıklamalarından sonra bu terör dalgası yoğunlaştı.

O halde topyekûn tüm zalimlerin ayaklarının altındaki toprakları ateşe vermek gerekir.

Saldırılardan sonra, küfür âleminden Siyonistlerin saldırılarına hemen destek geldi. ABD ve Kanada gibi ülkeler, bu terör eylemlerini, “israil halkının güvenliğini sağlama” adı altında meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Acaba İslam Âlemi bu terör eylemini mahkûm etmek için nasıl bir çaba gösterecek, hep beraber göreceğiz.

İslam ümmetinin suskunluğu ve miskinliği karşısında kocaman yürekleri olan kahraman Filistinlileri görünce aklımıza şöyle demek geliyor:

Uyuyan ümmetin kıyamdaki kahraman evlatları…
Salı akşamı Bağcılar’da Özgür Kudüs Platformu’nun düzenlediği etkinlikte konuşan Filistinli mücahitler, Filistinlilerin tercümanı olmuş ve tüm Filistinlilerin direniş noktasındaki iradelerini ortaya koymuştu. Yirmi yıl Siyonist zindanlarında kalan bu yiğitler, davalarının adeta sütunları haline gelmişlerdi. Bu yirmi yıl dava ve direniş bilincini yüreklerinde zulme set olan dağlara dönüştürmüştü. Kendi varlık ve ömürlerini ümmetin ömrü ile kıyaslayarak, geçen ömürlerini İslam ve ümmet için feda ettiklerini söylüyorlardı ve bununla da gurur duyuyorlardı.

Peki, ümmet olarak biz bu davaya ne katkılar sunduk, artık düşünüp halimizden utanıp harekete geçme zamanı gelmedi mi? Ne zaman bu tozu toprağı üzerimizden silkeleyip de Mazlumların rehberi Resulullah(s.a.v)’a yakışır bir ümmet olacağız?
Ümmet adına Filistin cephesinde namusumuz ve onurumuz için kendilerini feda eden bu kahramanların, İslam ümmetinin bu yiğit evlatlarının mücadelesini ne zaman anlayacağız?

Daha ne kadar Hayberleri bekleyeceğiz, İmam Aliler nerede, Selahaddinler, Ömerler nerede?

Zalim Siyonist askerlere meydan okuyan Filistinli çocukları, kız çocuklarını görünce acaba halinizden hiç mi utanmıyorsunuz? Yoksa şöyle mi diyorsunuz:

Filistinli çocuklar ölürken, Filistinli çocuklar ebabil misali Siyonist askerlere taş atarlarken ve kurşunlara hedef olurlarken, biz yerimizde oturalım?

Annesi ve kardeşi siyonistler tarafından tutsak edilen kız çocuğunun direnişi ve feryatları, tek başına silahlı katillere göğsünü gere gere meydan okuması ve haykırması sizin için hiçbir şey ifade etmiyor mu?

O halde Vallahi toprağın altı, sizin için üstünden daha evladır!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar