Selahaddin YILDIRIM

Selahaddin YILDIRIM

"Fitne" Öldürmeden Beterdir

Batı dünyası İslam ile olan tarihi rekabetinde kuralları hep ihlal edegeldi; daima kaçak güreşti. Ortaçağ karanlık Avrupası haçlı zihniyetinin insanları İslam ve Müslümanlardan nefret ettirmek için kullandığı asılsız yalan, iftira ve hakaretlerin bugün hala revaç bulduğunu görmek, kendilerini dünyanın en medenileri olarak gören batılılar için bir yüz karasından başka bir şey değildir. Batı, tarihinin her döneminde kendi üretmiş olduğu korkularının esiri olmuş, varlığını bir düşman oluşturmak esası üzerine bina etme, yeni dönemde İslamofobia adıyla yeniden sahnedeki yerini almış bulunmaktadır.

 

Batılı yönetimler İslam aleyhine kötü niyetli hakaret içeren yayınların ortaya çıkmasını “ifade özgürlüğü” adı altında himaye ediyorlar. Selman Rüştü’den Danimarka’daki karikatürlere ve oradan en son Amerika’da yapılan ve olaylara neden olan bu filme kadar İslam’a iftira ve hakaret içeren bu tür yayınları yasaklayacak hukuki bir düzenleme yok. Dahası böyle bir düzenlemeyi ifade özgürlüğüne karşı kısıtlayıcı olarak görmektedirler. Nitekim olayların başlamasını takiben Amerikan yetkililerinin yaptığı açıklamalar da bu yönde oldu. Ancak bütün batı dünyasında Yahudileri ilgilendiren kimi konularda konuşmanın hemen “antisemitizm” suçlamasıyla yargılanıp takibe uğradığını bütün dünya bilmektedir. Yaşayan 25-30 milyon Yahudi’nin tarihiyle ilgili bir konuda konuşup yorum yapmak suç; ama bir buçuk milyar Müslüman’ın mukaddeslerine hakaret suç sayılmamalı diyorlar.

 

Batı Haçlı zihniyeti Müslümanların neyine saygı duydu ki, mukaddesatına saygı duysun? Kimi gafil Müslümanların öve öve bitiremedikleri bu batı, tarihinin en kanlı ve uzun savaşlarını Müslümanlara karşı yapmadı mı? Bu uygar (!) Batı,  kuzey Afrika’da yüz yıl boyunca işgalci olarak kalıp milyonlarca masumu katletmedi mi? İslam dünyasını parçalayıp sömüren bu medeni(!) Batı değil mi? İsrail devletini bir hançer gibi İslam dünyasının bağrına saplayıp bunca acıyı bize çektiren Batı’dan başka kimdir acaba? İşgalci İsrail’i kurulduğu tarihten beri mütemadiyen destekleyip besleyen Amerika ve Batı değil de kimdir?

 

Yalandan bahanelerle Irak ve Afganistan’a girip üç milyon insanı katleden Amerika değil mi? İşgal ettiği bu yerleri elli yıl geriletecek kadar yakıp yerle bir eden bu Amerika değil midir? İnsansız savaş uçaklarıyla, devinen her şeye ateş edip sivilleri katledenler kimdir? Afganistan-Pakistan sınırındaki bölgelerde her gün sivil hedeflere bomba yağdıran, hatta düğün konvoylarını bombalayarak kadın ve çocukları katleden Amerika ve NATO değil mi?

 

Katlettiği Afgan direnişçisinin cesedine bevleden, ölüsüne işkence ederek eğlenen, Mushaf-ı Şerif’i yakan bu psikopat Amerikan askerleri değil mi? Bütün bunları ve daha nice envai türlü işkence ve hakareti Müslümanlara reva görenler daha ne istiyor Müslümanlardan? Evet, istedikleri, bekledikleri daha çok şey var. Bakın bir de, “Müslümanlar neden Amerika’yı sevmiyor?” diye üzülüyor ve bunun ortadan kalkması için çaba gösteriyorlar.

 

Amerika ve Batı, yüzyılı aşkın bir süreden beri İslam ve Müslümanlara hakaretinin, onları insan yerine koymama politikasının sonuçlarını yavaş yavaş görecektir. Bayan Clinton Libya da olup bitenlere şaşırmış.” Nasıl olur da kurtardığımız ülkeden böyle bir şey sadır olur?” buyurmuş. Bunu diyeceğine, kendisi ve önceki başkan W.Bush’un yaptıklarını ve söylediklerini hatırlasaydı, karşılaştıkları şeyler hakkında şaşkınlık yaşamazdı. Haçlı seferlerini başlatan zihniyet daha çok bedeller ödeyecek elbette. Kur’ani tabirle “fitne” peşinde koşanlar cinayetten daha beter bir iş yapmaktadırlar. Ve Müslümanlar, “fitne” ortadan kalkana kadar mücadele ile mükellef kılınmışlardır. Fitneye karşı çok yönlü bir mücadele aksamadan devam etmeli ki, yeryüzüne barış hâkim olabilsin.

 

Hakaret dolu filme gösterilen öfkeyi anlayamaz Amerikalı kafa! Neden? Çünkü onun tek taptığı, kutsal bildiği para ve menfaatten başkası değildir de ondan. Değer ölçüsü çıkar ve para olan köhne bir medeniyetin mensuplarından başka ne beklenir?

 

Batı hızla çöküşe doğru gidiyor. Bir yandan insanların İslam’a olan ilgisini, diğer yandan da muhacir Müslümanların batı toplumunda kendileri olarak kalmasını hazmedemediği için böylesi adi yöntem ve yollara pirim veriyor.

 

Siyonist çevrelerin bu işin arkasında oldukları çok güçlü bir ihtimal. Mısır’da karışıklıklar çıkarmak, Arap uyanışı sürecini baltalamak, kılavuzluk ettikleri Amerika’yı bölgede yeni maceralara koşturmak ve daha önemlisi, Müslümanların en hayati meselesi olan Kudüs ve Filistin sorununu unutturmak hedeflenmiştir. Ancak, bütün bunlar Müslümanların haklı tepkilerini ortaya koymaları gerçeğinin göz ardı edilmesini gerektirmez. Müslümanları tepkilerinden dolayı kınayıp, Amerika’ya karşı özür vaziyeti takınan zevata sadece acımak gerekir.

 

Keşke Müslümanlar, yüzyıldan beri gasp edilmiş haklarını, aşağılanmış onurlarını ve ellerinden alınmış özgürlüklerini geri almak için daha bilinçli ve ses getirecek tepkiler ortaya koyabilselerdi. İşte o zaman, el mi yaman bey mi yaman belli olurdu.

Önceki ve Sonraki Yazılar