Geçmişin değerlendirmesi ve gelecek için tavsiyelerimiz

 Değerlendirme; gözlem sonuçlarının bir ölçütle kıyaslanıp karara varılması işidir. Biz de bu yazımızda geçmişle ilgili değerlendirmemizi yapıp geleceğe ışık tutmaya çalışacağız.

Bilindiği üzere pazar günü saat onda yükseköğretime giriş sınavı yapıldı. İki milyon kırk altı bin on dokuz aday sınavda ter döktü. Her sınav öncesinde yaşanan telaş bu sınavda da yaşandı. Kaygılananlar, strese girenler, heyecanlananlar, sınava yetişemeyip ağlayanlar, sınava yetişip de sınavı yetiştiremeyenler, sınav sonrası resmi sitelerden zaman eksenli yanlış ifadeler, soruların çalınıp çalınmadığı tartışmaları, sınava giren öğrencilerden daha fazla heyecanlanan anne ve babalar, okunan Yasin-i Şerifler, artık kültürel bir özellik kazanan okutulmuş pirinçler, ağlayanlar ve bayılanlar eşliğinde bir sınav maratonunu daha geride bıraktık.

Her yıl konuşulanlardan biri de soruların zorluk dereceleridir. Öğrenciler arasındaki kalıplaşmış düşünce tekli yılların soruları ile çiftli yılların sorularından zorluk derecelerinin birbirinden farklı olduğu kanısıdır. Buna sebep ise soruların bir yıl Milli Eğitim Bakanlığı  (MEB) bir yıl Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından sanılmasıdır. Öğrenci, sorular MEB tarafından hazırlandığında kolay TÜBİTAK tarafından hazırlandığında zor geldiğini zanneder. Oysaki soruları hazırlayan, uygulayan, değerlendiren tek merkez ÖSYM'dir.

Kıyaslamaların düzgün yapılabilmesi için öncülleri dikkate alıp çıkarım yapmak gerekir. Bizler de bu ölçütten hareketle bu yılı önceki yıllarla kıyasladık. Kıyasımızda öne çıkan en önemli etken sınavın ders yöntemidir.

Daha önceki yıllarda sorular bilgi ve yorum içerikliydi. Yorum yapabilmenin yolu yüzeysel bilgiden geçmekteydi. Anahtar cümleler yorum için yeterliydi. Bu yıl için bunu söylemek oldukça güçtür. Bu yıl Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) sürprizlerle doluydu. Türkçe dersinin anlam soruları çok uzun ve ALES tarzı olduğundan çözümleri zaman aldı. Sosyal bilimler testindeki sorular önceki yıllara oranla bilgi düzeyindeydi. Matematik testinde ilk on beş soru matematiksel işlem kabiliyetini ölçmeye diğer sorular ise uzun paragraf şeklinde verilip okuduğunu anlama ve matematiksel işleme dökme becerisine yönelikti. Bu yöntem soruların zorluk derecesini arttırdı. Bu olumsuz durum özellikle sayısal ve eşit ağırlık öğrencilerini ziyadesiyle etkiledi.

Fen bilimleri testine gelince her sene olduğu gibi bu sene de fizik soruları bizi yanıltmadı. Önceki yıllarda çıkan sorularla kıyaslandığında ağır matematiksel işlemler gerektirmeyen tamamen kişisel beceri ve yoruma dayalı normal bir çalışma temposu ile çözülebilen rahat ve güncel sorular gördük. fakat öğrencilere öğretilen fiziksel ve matematiksel bilgiler önümüzdeki Lisans Yerleştirme Sınavında (LYS) etkisini gösterecektir. Yükseköğretime Geçiş Sınavına nazaran önümüzdeki sınavda pratik ve işlemsel mantığa dayalı sorular karşımıza çıkacağını tahmin ediyoruz. Genel itibariyle kimya ve biyoloji soruları da bu mantık içerisinde olup bu dersler için de aynı tavsiyelerde bulunmak istiyoruz.

Son olarak öğrencilerimize tavsiyemiz şudur: Hayatlarında yeni bir sayfa açıp kalan zaman dilimini verimli bir şekilde kullanmaları, öğretmenlerle bilgi alış verişinde bulunarak bu maratonu tamamlamalarıdır.

Selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar