Gezi eylemlerinin faydaları

Domuzdan Post Gâvurdan Dost Olmaz” gerçeği ortaya çıktı. Yıllardır ABD’ den dost olmaz, AB ye girmemiz çok yanlış olur dedik. Bu konuda atasözlerinden önce Dinimizin açık hükümlerini olduğunu söyledik. Onların dinine girilmedikçe onları razı etmenin imkânsızlığını söyledik. Ancak bu beyanlarımız reel politikten uzak, ayağı yerden kesik, radikal düşünceler olarak nitelendirildi. Gelinen durum hamdolsun Müslümanlarla gâvurların arasının açılmasına vesile olması bakımından önemlidir. Müslümanlık azıcık görünür hale gelince gâvurların gerçek yüzü ortaya çıktı. Ya da şimdiye kadar bu yüzlerini ısrarla görmek istemeyenler görmek zorunda kaldılar. Umarım giderek gâvurlarla aramıza mesafe koymaya devam ederiz. Ancak bu konuda çok da umutlu olmadığımı belirtmem de yarar var. Çünkü hala hükümet sözcüleri herhangi bir düzenleme yapılacaksa Avrupa kriterlerini referans almaya devam ediyorlar. 
 
ABD ile ilişikler için Sayın A. Dilipak’ın “Made In USA!” başlıklı yazısında “Kanaat önderlerimize hatırlatırım; ABD’nin dostluğuna güvenip iş tutan işadamlarımıza, ABD dindarlar için bugünden sonra pek de güvenli bir yer değil.. ABD’de Neoconlar ve ılımlı İslamcıları destekleyenler kendi aralarında kavgalı.. Ilımlı Islamcılık, onlar lehine yeteri kadar başarılı değil.. Ellerinde Kur’an-ı Kerim’i taşıdıkları sürece ve MÜSLÜMAN kimliği ÜMMET AİDİYETİ, bütün planları boşa çıkarıyor. Ilımlı İslam politikası yeniden gözden geçirilebilir. Bunu herkese söylüyorum aslında.. Onların dostları yok, çıkarları var. Tarih bunun acı örnekleri ile doludur.. Bugünki Ergenekoncular da dünki dostları idi.. Bugün değiştirmek istedikleri Ortadoğu denilen bölgedeki birçok yönetim de ABD’nin eski dostu idi. Suudi kralı da bu dostluğa güvenmesin, Kuveyt de..” diyor. Başbakan ve yakın çevresi bu uyarıyı dikkate alır mı bilemem. Son ABD ziyareti sırasında yazılıp çizilenleri hatırlayalım. 
 
ABD için dostumuz, müttefikimiz, stratejik ortağımız derken:: “Bizimle işi bittiğinde ya da çıkarları gerektirdiğinde Ülkemizi işgal edecek, başbakanımızın başına Saddam ve ya Kaddafi’nin başına getirdiklerini getirecek” demiş oluyoruz. Zira perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Ama ne yazık ki hala bu tehlikeden bahsettiğimiz dostlarımız bir yandan benizleri sarararak içlerindeki korkuyu dışa vuruyor bir yandan da “yok canım asla yapamazlar, ABD’nin Ortadoğu’da Türkiye’ye ihtiyacı var.” diyorlar. 
 
ABD’nin Türkiye’ye ihtiyacının nereden kaynaklandığını biliyoruz. İran, Hizbullah Hamas ve ayrıca bölgedeki mücahitlerin İsrail’in güvenliğini tehdit etmesi karşısında ABD İsrail’in güvenliğini teminat altına almak için Türkiye’ye hep sadık bir müttefik olarak bakmıştır. Bu nedenle önceliği ülkeyi işgal değil de bu hedefe hizmet etmeyenleri ortadan kaldırmak olacaktır. Ancak bu konuda zorlanırsa mesela halkın desteği Başbakanı yemeye mani olursa işgal de seçenekler arasına girer.
 
AK Partili kardeşlerimin inandığı fakat benim inanamadığım bir komplo teorisi gerçekleşirse ne olur. Teori şu: “Hükümetimiz görünürde ABD dostu ancak gerçekte Hamas ve mücahitlerin dostu, İran görünürde ABD düşmanı ancak aslında gizli bir müttefiki. İran ve İsrail düşmanlığı da kendi halklarını düşmanla korkutma amaçlı sadece göstermelik birer düşmanlıktır. Bir anda gizlilik perdesinin kalktığını düşünelim. Göstermelik dostlar gerçek düşman; göstermelik düşmanlar da gerçek dost, olurlarsa ne olur. Başbakan Hamas’ın iki büyük lideri ile baş başa görüşüyor, AB ve ABD’ye rest çekiyor. İran’ın yeni Cumhurbaşkanı ABD’ye gülücükler gönderiyor. ABD Suriye muhalefetinin dostu Türkiye’yi bırakmış İran’ın dostu Rusya ile işi pişiriyor.”
 
Bu benim inanmadığım senaryo gerçekleşirse Başbakanı yere göğe sığdıramayanların ne diyeceklerini şimdiden kestirmek zor değil: “O da Erbakan hocası gibi acele etti. Hocaefendi’nin uyarılarını dikkate almadı. Kimsin, nesin, neyine güveniyorsun da ABD ye AB ye kafa tutuyorsun. Ülkeyi felakete sürükleyen bir hayalperestin peşinden gitmişiz.” diyecekler. 
Gezi eylemlerinin önemli ikinci faydası da şu olmuştur: Meğer ülkede ne çapulcular varmış da haberimiz yokmuş. Ne prof.lar, ne yazarçizerler, ne liderler ben çapulcuyum yarışına girdiler. Başbakan’dan istirhamım bir daha ki konuşmalarında bunlar için sülükler, hainler desin. Bunlar yine hep bir ağızdan ben sülüğüm ben hainim diyecekler. Böylece bir gerçek tescillenmiş olur. Hakaretten dava açılmayacağını bilsem başka hayvanların adlarını da sayacaktım ama buna biraz da edep müsaade etmiyor.
 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar