Selahaddin YILDIRIM

Selahaddin YILDIRIM

Haçlı İttifakı Bu Defa da Suriye’de

Suriye’ye ABD öncülüğündeki batı koalisyonunun yapacağı askeri müdahale kesinleşti gibi. Aslında Suriye’ye dış müdahale üç yıl önce, muhalefetin silahlandırılması ile başlamıştı. Şimdi Amerika, İngiltere ve Fransa koalisyonunun yapacağı müdahale, bunun aleni ve görünür şeklinden başka bir şey değildir. Irak ve Afganistan müdahalelerinden ağzı yanan ABD, öteden beri direk bir askeri müdahale istemediğini açıkça dile getiriyordu. Ama şimdi, Obama’nın kırmızı çizgi olarak ilan ettiği kimyasal silah kullanımının ihlal edildiğinin ortaya çıkmasından sonra sınırlı boyutta ve sınırlı sürede kalacak bir askeri operasyon için Obama yönetiminin yeşil ışık yakacağı anlaşılıyor. Öyle ya, Amerika’nın dünyada giderek zayıflayan “jandarmalık” imajını yeniden güçlendirmek için bir saldırı gerekiyordu.

Suriye’ye müdahale sınırlı olacak deniyor, acaba bu öngörü doğru çıkar mı? Müdahalenin sınırlı kalacağı nasıl kestirilebilir? Ya evdeki hesap çarşıya uymasa ne olacak? Baas rejimi elindeki füzeler ile saldırgan tarafın hedeflerini vurabilir mi? Ya da İran ve Hizbullah devreye girip İsrail’e bir saldırı yapabilirler mi? Saddam, İsrail’e sayılı sayıda da olsa bir kaç füze fırlatmıştı, ama Baas rejiminin bunu yapabileceği konusunda kuşkular var. Suriye dışişleri bakanı Velid Muallim, Salı günü yaptığı basın toplantısında kendilerini savunacaklarını söyledi, ancak bunu ne derece başarabileceklerini ileriki günlerde göreceğiz.

Sahi Suriye’de ne oldu ki Batı müdahale ediyor? Kimyasal silah kullanımı gerçek bir sebep olabilir mi? Kesinlikle hayır. Batının müdahale sebebi bu değildir. Üç yıldan beri yüz bini aşan insanın ölümüne seyirci kalabilen emperyalistler bu son kimyasal silah kullanımından sonra mı merhamete geldiler? Yahu şu kimyasal silahları Saddam Hüseyin’e verip Halepçe’ye attıranlar da bu batılılar değil miydi? İkinci Dünya Savaşında elli milyon insan öldürüp Japonya’nın Horişima ve Nagazaki şehirlerine Atom bombası ile saldırıp yüz bin masumu katleden ABD değil miydi? Bu adamların kitaplarında merhamet ve adalet diye bir şey yazmaz. Bunlar kan ve petrol içerek mutlu olabilen ahir zaman mahluklarıdır sadece.

Anlaşılan o ki, Suriye’ye yönelecek askeri darbenin ilk hedefi Askeri hava alanları ve hava savunma sistemleri olacak. Şayet Baas erken davranıp bazı Amerikan hedeflerini vurur ve güçlü bir direniş gösterirse Amerika’nın ve batılı müttefiklerinin işi zorlaşacaktır. Yoksa bu müdahale süreci Esed ve yakın ekibinin sonu olabilir. Amerika, Rusya ile de mutabık kalarak bir değişiklik yapabilir. Baas rejiminden devşirebildikleri bir kadroyu iktidara taşımanın yolunu deneyebilirler. Mısır’da yaptıklarının bir benzerini burada da yapabilirler.

Askeri operasyonun diğer bir amacı şu: Son aylarda muhalefet karşısında görünür üstünlük sağlayan Baas rejiminin nihai sonuca varmasını engellemek ve muhalefete de savaşı sürdürebilecek desteği sağlamak. Yani, ABD ve Batı, savaş sürsün istiyor. Bir taraf diğerine üstünlük sağlayıp tamamen ipleri eline almasın. Diyelim ki,yarın öbür gün muhalefet Baas’ı devirecek seviyede güçlenecek olursa, ona da bu şekilde müdahale edeceklerdir.

Sahi bu kimyasal silahı kim kullandı diye soran var mı? Daha BM uzmanları raporlarını hazırlamadan, ABD, İngiltere ve Fransa sonucu ilan ettiler bile. Peki Baas rejimi durup dururken neden kimyasal kullansın? Diktatörler aptal olur, ama bu kadar aptallık da inandırıcı gelmiyor. Bu işin içinde bir hinlik var diyorum. Mısır’da gerçekleştirilen darbe ile Şam yakınlarında gerçekleşen ve binlerce masumun canını alan katliamın failleri sakın bir olmasın? “Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” denmiş. Ne de çabuk unuttuk, dün Irak’a müdahale öncesi senaryonun biraz değiştirilmişi oynanıyor, ama farkında oluyor muyuz? Farkında olanlar varsa da, bir şey yapabiliyorlar mı?

Dün Mısır’da cuntanın işlediği katliama sessiz kalan ve hatta destek olan Batı’ya, bugün Ahmet Davudoğlu’nun destek ilan etmesine ne buyrulur peki? Bu yaman çelişki nasıl izah edilebilir? Türk dış politikasının başından beri Suriye konusunda düştüğü yanlışlara yeni bir tanesinin eklenmesinden başka bir şey değildir bu. Yoksa, A. Davudoğlu ve R.T. Erdoğan, bir hafta önce ABD ve Batı’nın Mısır ile ilgili takındıkları tavır hakkındaki haklı eleştirilerini unuttular mı?

Gerekçe ne olursa olsun Suriye’ye Batı’nın yapacağı askeri müdahale asla meşru değildir. Bu saldırı ve işgal, ne bölgeye, ne de Suriye halkına bir hayır getirmeyecektir. Bu da Afganistan ve Irak müdahaleleri gibi daha fazla kan, yıkım ve gözyaşı demektir. Ancak tüm bu olumsuzluklar yanında hayırlı sonuçlar da çıkabilir. ABD ve ittifakının yakacağı savaş ateşi kendi ellerini de yakabilir. Dileriz haçlı ittifakının elleri Suriye’de armut toplamaz.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar