Hüda Par Halkın Umudu

Geçenlerde doğuda bir ilin MÜSİAD başkanıyla sohbet ediyorduk. Bölgede yaşananlar gündeme geldi.  HÜDA PAR'lı olmayan MÜSİAD başkanı aynen şunları söyledi: “HÜDA PAR ülkemizde İslâm'ı referans alan tek parti. Dindar halkın, özellikle bölge halkının umudu… HÜDA PAR daha fazla sahada olmalı. Gençlik elden gidiyor. Ahlâki değerlerini kaybediyor. HÜDA PAR bu konuda da bir şeyler yapabilecek tek camia…”

Ben bu sözlere hak verdim. Hak vermemek de elde değil. Gerçekten de böyle. Halkı için gözünü kırpmadan partisel çıkarlarından vazgeçen, halkının mazlumiyeti ve mağduriyeti karşısında gözyaşı döken başka hangi parti ve camia var. O yüzden HÜDA PAR güçlenmeli ve daha çok sahada olmalı. Sadece bölge halkının, Kürt halkının değil tüm ülkenin bu parti ve camiaya ihtiyacı var.

Kürdistan'da olup bitenleri her gün görüyor ve yaşıyoruz. PKK'nin de hükümetin de halk diye bir derdi yok. Halkın mağduriyeti ve mazlumiyeti önemsenmiyor. PKK'nin yaptıkları ortada. PKK eylemleriyle şehirlerimizin yerle bir olmasına yol açtı. Milyonlarca Kürd'ü mağdur etti. Yerinden yurdundan etti. Anaların, eşlerin, bacıların acılarına acı kattı. Yapıp ettikleriyle bölgemize, halkımıza acıdan, kaostan, fakirlikten, zulümden, yıkımdan başka bir şey getirmedi. Var olan kazanımlarımızın da ellerimizden kayıp gitmesine yol açtı. Yoksulluğumuza yoksulluk kattı. Esaretimize esaret kattı. Türlü desise ve hilelerle ortaokul, lise çağındaki çocuklarımızı alıp ellerine silah tutuşturdu ve şer güçlerin emperyalist emellerine kurban etti.

Rejimin asırlık zulüm ve faşizan uygulamalarından yararlanıp mazlum Kürt halkına kendini kurtarıcı diye pazarladı. Bilinçli olarak cahil bırakılmış, sahipsizlik girdabı içinde yüzen kitleleri peşine taktı. Bu mazlum halkın dünyasını da mahvetti, ahretini de… Rejimin yüz yıl boyunca başaramadığını başardı. Yabancı bir bayan görünce yüzü pancar gibi kızaran Kürt gençlerini eşcinselliği normal görür hale getirdi.  Yabancı erkeklere adını bile söylemeye utanan Müslüman Kürt kızını sokakta her türlü melaneti yapar hale getirdi. Kürtlük adına, Kürdistan adına Müslüman Kürdün ne kadar İslâmî ve insani değeri varsa, ne kadar ahlâki erdemi varsa hepsini düşman ilan edip ötekileştirdi. Kürdistan'ın sokak ve caddelerini Ege'nin çıplaklığıyla meşhur kıyılarına çevirdi.

Evet, Kürtlük adına, Kürdistan'ın kurtuluşu adına Kürt halkına onur ve izzet bahşeden, Kürtleri medeniyet ve erdem sahibi yapan İslâm'ın yerine Komünist, Marksist ideolojiyi pazarladı ve bu yolla genç nesillerin beyinlerini iğfal etti.

PKK neden bütün bunları yaptı? Çünkü bu örgütün halk diye bir derdi yok. Halkın mutluluğu, kurtuluşu onların umurunda değil. Parti ve örgüt çıkarları için Kürdistan'ı ateşe vermekten, halkı kurbanlık koyun gibi boğazlamaktan çekinmezler. Ki bugün yaptıklarını hepimiz görüyoruz.

Hükümet de halkı umursamıyor. O da kendi çıkarlarına bakıyor. Halkın mağduriyeti ve perişanlığı pahasına, bölge şehirlerinin yanıp yıkılması pahasına o, devletin âli(!) çıkarlarını önceliyor. Öyle değilse bu yapılanlar neyin nesi oluyor?

PKK'li militanlar aylar önceden şehir ve ilçelerde çukur kazmaya başlıyor. Herkesin gözleri önünde… Yollara ve sokaklara mayın döşüyorlar. Tehdit ve şantajlarla halkın evlerini cephanelik yapıyorlar. İç savaşa hazırlanıyorlar. Bunun için her türlü propaganda faaliyeti yapıyorlar ve devlet hiçbir şey yapmıyor. Hiçbir önlem almıyor. Adamlar polisin ve askerin gözleri önünde ellerini kollarını sallayarak savaş hazırlığı yapıyorlar. Cizre'de, Sur'da, Silopi'de, Nusaybin'de ve daha birçok yerlerde dediklerim aynen yaşandı. Savaş ve yıkım göz göre göre geldi. Hükümet iktidar hesaplarıyla veya artık hangi nedenle bilmiyorum tüm bunlara göz yumdu. Halkın perişan olacağını, şehirlerin yakılıp yıkılacağını, insanların iki ateş arasında kalacağını bile bile önleyici tedbir almadı. Çünkü PKK gibi hükümet de halktan çok kendi partisel çıkarlarını, iktidarının geleceğini önceliyor.

Ülkede korkunç boyutlara varan ahlâki yozlaşma, gençliğin dini ve ahlâki değerlerden uzaklaşması ve aileyi tehdit eden sapkın grupların çığ gibi artması konusunda da hükümet yüzeysel, pansuman tedbirler dışında bir şey yapmadı. Yani hükümet halkın huzur ve güvenliğini umursamadığı gibi insani ve İslâmî değerlerini koruma konusunda da umursamaz davranıyor.

Halkı umursayan, halk için çırpınan, halkın maddi ve manevi gelişimi için didinen tek parti ve hareket HÜDA PAR… İslâm'ı referans alan, Allah'ın rızası ve halkın mutluluğunu gaye edinen tek yapı HÜDA PAR… Madem öyle o zaman HÜDA PAR daha çok sahada olmalı. Halka ulaşmasını engellemeye çalışan şer güçlere inat halka ulaşıp onu kucaklamak için tüm enerjisini harcamalı.

Bölge insanının, ülke insanının geleceği kesinlikle HÜDA PAR'ın güçlenmesine bağlı. Bu halkı seven ve acıyan herkes HÜDA PAR'ın önünü açmak için çalışıp didinmeli.

Önceki ve Sonraki Yazılar