Selahaddin YILDIRIM

Selahaddin YILDIRIM

İran, Hamas, Hizbullah ve Suriye

İran İslam Cumhuriyeti’nde geçen Cuma yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini Hasan Ruhani kazandı. Hatırlanacağı gibi İran’da bir önceki seçimler olaylı geçmişti. Batı, seçimlere hile karıştırıldığı iddiaları  ile sokağa dökülen göstericilere destek çıkmış, bunun bir karşı devrim sürecine dönüşmesi için yoğun çaba harcamıştı. Bu defa yapılan seçimler olaysız ve gayet iyi geçti. Yeni lider Ruhani, oyların %51’ini alarak ipi göğüsledi.
 
Ruhani, deneyimli bir geçmişe sahip, birikimli ve  önemli bir şahsiyet. Ancak başta ekonomi olmak üzere İran’ın acilen çözüm isteyen ağır sorunları onu bekliyor. İran’a uygulanmakta olan uluslararası ambargo ve tecridin hafifletilmesi, İran’ın nükleer enerji dosyası, bölgedeki Arap devletleri ile ilişkilerin geleceği ve Suriye konusunda İran’dan beklenen olumlu ve yeni bir yaklaşımın sergilenmesi gibi önemli konularda yeni yönetim ülkeyi rahatlatacak adımlar atabilecek mi? İran’da başlayacak bu yeni dönemin İranlıların  refahı, bölgenin savaş tehlikesinden uzaklaşarak istikrar bulması ile Suriye’nin mazlum halkının dramının son bulması için olumlu adımların atılmasına vesile olmasını temenni ediyoruz.
 
Suriye meselesinin çözümünde İran’ın etkisi küçümsenemez. İran, Suriye’deki olayların ilk günlerinden beri Baas rejimini desteklemeye devam ediyor. Eğer İran desteği olmasaydı, Baas rejimi büyük bir ihtimalle  çoktan çökmüş olacaktı. En son Hizbullah’ın askeri olarak Suriye rejimine sağladığı destek, bölgede öteden beri oluşturulan mezhep eksenli ayrışmayı daha da derinleştirmiş  bulunmaktadır. Müdahale kararının başlangıcında, “Hizbullah’ın sahaya müdahalesi bir çözüm değil, daha çok kamplaşma doğuracak” demiştik ve  malesef olaylar hızla o yöne doğru ilerliyor. Hizbullah lideri  Hasan Nasrallah, “Suriye’ye en son biz müdahale ettik” diyerek yapılanın isabetli olduğunu göstermeye çalışsa da işin varacağı vahim noktaların iyi hesap edilmediği ortadadır. Amerikan yanlısı bölge ülkelerinin Suriye’ye müdahaleleri sizin de müdahalenizi haklı kılmaya yeter mi? Uğruna risk aldığınız rejim, bu kıymete değer mi? Savaşa girme kararı alabilirsiniz, ama bu savaşın sizi nerelere sürükleyeceğini kestirmeniz ve onu kontrol etmeniz çok zordur. Hizbullah, bu müdahalesi ile  kendisini zor bir duruma düşürdüğünü ve  amansız düşmanı israil’in elini güçlendirdiğini çok geçmeden anlayacaktır. İran ve Hizbullah, daha fazla beklemeden genişletilmek istenen bu  mezhep savaşı tuzağını artık ciddiye almalı ve siyonist-Haçlı oyununu bozacak yönde adımlar atmalıdırlar.  
 
İsrail’e karşı  direniş hareketi olarak tanınan Hizbullah’ın Suriye rejimine sağladığı bu askeri destek, İslam dünyasında derin bir hayal kırıklığı ile beraber yıllardan beri tutuşturulmaya çalışılan  mezhepçilik yangınının  da alevlenmesine neden oldu. Bölgenin en büyük Arap ülkesi Mısır, Suriye ile olan diplomatik ilişkisini tamamen kesti ve Hizbullah’ın Suriye’den çekilmesini istedi. Mısır’da toplanan ulemamız “Cihat fetvası” çıkardı. Yıllardır işgal edilen Kudüs ve Filistin için bu ulemamızın  benzer bir fetvası hiç oldu mu? Yok. Afganistan ve Irak’ı işgal edip milyonları katleden Amerika için de ulemamızın  bir fetvası var mı? Hayır.
 
Peki, Suriye ile diplomatik ilişkisini kesen Mısır, aynı şeyi işgalci israil için de  düşünecek mi acaba? Hiç sanmıyorum.
Hizbullah’ın Suriye’ye müdahalesine çok önemli bir tepki de HAMAS’tan geldi.  HAMAS, yıllardan beri Suriye, İran ve Hizbullah’tan  önemli askeri ve mali destek alarak işgalci israil’e karşı duran İslami bir  hareket. Suriye’de olayların ilk başladığı günlerde sessiz kaldıysa da Esed’in askeri çözümde ısrarını ve halkının haklı taleplerini acımasızca bastırdığını görünce Suriye’yi terk etme kararı aldı. HAMAS’ın, Suriye konusundaki bu tavrı ve  Hizbullah’ın Suriye’den çekilmesini istemesini, direniş ekseninden ılımlı eksene kayma olarak değerlendirmek doğru değildir. Bunu bir “nankörlük” olarak görmek ise hiç şık olmayacaktır. HAMAS, her zaman Suriye rejiminin kendilerini desteklediğini ve bundan dolayı da müteşekkir olduklarını ifade etmiştir bildiğim kadarıyla.
 
Büyük şeytan Amerika, bölgedeki kamplaşmayı daha da derinleştirmek ve bunu kapsamlı bir mezhep çatışmasına dönüştürmek için sinsi plan ve kararlarını uygulamaya devam ediyor. Son olarak aldığı Suriye muhalefetine silah yardımı kararı da bu amaçla atılan adımlardan biridir. Amerikan silahı, Suriye muhalefetine bir başarı ve hayır getirmeyecektir. Çünkü bu silahlar ile kimin vurulacağı bellidir.
 
Evleri ve yurtları dış güçlerin savaş alanı durumuna gelen Suriye halkı, bu acı faturayı ödemeye daha ne zamana kadar devam edecek? Ey ehl-i insaf, ehl-i vicdan Müslümanlar!  Akan bu kanı durdurmak için daha ne kadar bekleyeceksiniz
 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar