Ji Mustez'ef-Komê Gaveke Dîrokî
Komela piştevaniya bi mustezefan re Mustezef-Der, ğeyretkêşî dike ku mezargehê Şêx Seîd Efendî û hevalên wî bên kifş kirin, hurmet û î’tîbara wan bê î’tîrafkirin.
Serekê komelê parêzer M. Huseyîn Yilmaz, di merkeza komelê de civînek bi medyayê re li dar xist. Di civînê de parêzer Yilmaz wiha xeber da:
“Ji bo mezelên Şêx Seîd Efendî û hevalbendên wî bên kifşkirin, hurmet û î’tîbara wan bên dayîn, arşîvên meclîsê yên der heqê mehkemên Îstîklalê de bên vekirin, me kampanya îmzeyê dest pê kiribû. Heta niha 110 hezar îmze hatine berhev kirin. Emê wan bişînin meclîsê û belediya bajarê mezin û emê daxwaz bikin ku navê Dağkapi bibe “Meydana Şêx Seîd”
Parêzer Huseyîn Yilmaz, peyva xwe wiha dewam kir: “Di dewra xwe de Firqeya Cimhûriyetê, gelek kes bê sebeb û bê sûc ceza kiriye. Bi hezaran kes marûzê wan neheqiya mehkemên Îstîqlalê bûne. Yek ji wan jî, Atif Xocayê Îskîlîbî ye. Îro ji bo î’tîrafkirina î’tîbara wî, navê wî li nexweşxaneyekê dikin, ji alî dewleta hiqûqî ve pêşveçûnek qenc e.”
Yilmaz di peyva xwe de weha da zanîn: “Şêx Seîd Efendî û hevalên wî, ji aliyê belediyê ve hatine defin kirin. Ji ber vê yekê, em daxwaz dikin ku belediyeya bajarê mezin, arşîvên belediyê tetkîk bikin da ku mezelên wan bên dîtin, mezargehê wan ji bo bi rihetî bên ziyaret kirin, turbe li ser wan bê avakirin. Ji bo vê jî rêkûpêk bên kirin. Bêşek wê xelqê Kurd vê meydanê bi navê Meydana Şêx Seîd qebûl bike. Lewra Şêx Seîd Efendî û 47 hevalên wî li ba xelqê musluman pir bi qîmet in.”
Wekî tê zanîn, par ji bo bîranîna Şêx Seîd Efendî û hevalên wî, li meydana Batikentê beyanatek ligel xelqê hatibû dayîn. Li ser vêya jî Sawciyê Diyarbekir, li serekê şûbeya komelê Nûrî Guler, li îlahiyatvan Omer Çelîk, li axaftvan Vedat Tûrgût û li weşankarê kovara Kelhaamed Necat Ozdemîr de’we vekiribû. (Ferman Çiyayî- Bangaheq)
***
İstiklal Mahkemelerinin kuruluşu ve çalışma şeklinin, evrensel hukuki kriterlere uygun olmadığını belirten Yılmaz, bu mahkemelerin hukuk dışı uygulamaları ve verdikleri yanlış kararların kamuoyunun malumu olduğunu söyledi. Yılmaz, "Yine bilindiği gibi bu mahkemelerin heyetleri, meclisi oluşturan tek parti CHF (Cumhuriyet Halk Fırkası) tarafından seçilen hukuki bilgileri olmayan partili vekillerden teşkil edilmiştir. Hem yargı, hem de infaz yetkisi verilen bu kişilerin kararları nihai karar olup temyizi yoktu. CHF`nin memuru olan bu mahkeme heyetinin kararlarının yanlışlığı sorgulanamamaktaydı. Mahkemeler sahip oldukları bu yetkiyi rejim muhaliflerini sindirmek ve halkı itaat ettirmek için kullanmıştır. Bu nedenle birçok hukuksuzluğa ve keyfiliğe imza atmıştır. Haksız yere birçok kişiyi cezalandırmıştır" dedi.
İstiklal mahkemelerinin haksız ve hukuksuz uygulamasına maruz kalan birçok kişinin bulunduğunu ifade eden Yılmaz, İstiklal mahkemelerinin zulmüne maruz kalanlardan birisi olan İslam âlimi İskilipli Atıf Hocanın adının İskilip Devlet Hastanesine verilmesinin, geçmişle yüzleşme ve hukuk devleti olma yolunda önemli bir gelişme olduğunu söyledi. Yılmaz, isim değişikliği töreninde Sağlık Bakanlığının üst düzeyde temsil edilmesinin iade-i itibar olarak yorumlandığını hatırlattı.
Bölgemizde halkın saygı duyduğu ve sevgi beslediği Şeyh Said ve arkadaşlarının mezar yerlerinin halen halktan gizlendiğine dikkat çeken Yılmaz, Şeyh Said ve dava arkadaşlarının mezar yerlerinin ortaya çıkarılarak, itibarlarının iade edilmesi ve İstiklal Mahkemelerine ait TBMM arşivlerinin açılması için düzenledikleri imza kampanyasıyla yüz on bin imza topladıklarını açıkladı.
Topladıkları imzaları ve taleplerini TBMM Başkanlığına göndereceklerini açıklayan Yılmaz, "Meclisten talebimiz, İstiklal Mahkemelerine ait arşivlerinin açılması, halk nezdinde saygınlığı olan Şeyh Said ve Arkadaşlarının mezarların ortaya çıkarılması, saygınlıklarının iadesinin sağlanmasıdır. Bu taleplerin karşılanması toplumsal barışa hizmet edecektir" diye konuştu.
Bu imzaları aynı zamanda Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine de vereceklerini ifade eden Yılmaz, idam edilen Şeyh Said ve arkadaşlarının defin işlemlerinin belediyesi tarafından yapıldığını hatırlattı. Yılmaz, "Büyükşehir Belediyesinden, belediye arşivlerinin araştırılarak mezar yerlerinin tespit edilmesi, tespit edilen mezarların koruma altına alınması ve halkın ziyareti için uygun çevre düzenlemesi yapılması, Şeyh Said ve arkadaşlarının medfun oldukları Dağkapı Meydanına, Şeyh Said Meydanı adının verilmesi talebimiz olacaktır. Bundan böyle bu meydanı, Şeyh Said Meydanı olarak kabul etmekteyiz. Halkımızın da bu alanı, Şeyh Said Meydanı olarak benimseyeceğinden ve gündelik yaşamda bu adı kullanacağından şüphemiz yoktur" dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi`ne verilecek dilekçede ise Yaşadığımız coğrafyada halk tarafından sevilen ve özellikle Müslüman Kürt halkın nezdinde büyük bir saygınlığı bulunan İslam âlimi Şeyh Said ve 47 arkadaşının İstiklal Mahkemesi tarafından idam edilmelerinin halkta derin izler bıraktığına dikkat çekiliyor.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine verilecek dilekçede yapılan araştırmalara ve o dönem belediye çalışanlarının ailelere verdikleri bilgilere göre; mezarların, Dağkapı Meydanı`nda bulunan Alman Hastanesinin arka kısmına tekabül eden mevkide bulunduğu ifade ediliyor. Dilekçenin devamında ise "Halk nezdinde büyük bir saygınlığa sahip olan Şehid Şeyh Said ve dava arkadaşlarının mezar yerlerinin tespiti ile saygınlıklarının iadesi için Mustazaf-Der tarafından yüz on bin imza toplanmıştır. Halkımızın bu yöndeki taleplerinin yerine getirilmesi, bir yönüyle Büyükşehir belediyesinin de sorumluluk alanına girmektedir. Belediyenizin arşiv kayıtları tetkik edilerek, Şehid Şeyh Said ve arkadaşlarının medfun oldukları yerin tam olarak tespit edilmesi, tespit edilen bu yerin mezarlık (türbe ) olarak koruma altına alınması, halkın burayı rahatça ziyaret edip Fatiha okumasını sağlayacak şekilde çevre düzenlemesinin yapılması, Şeyh Said ve arkadaşlarının saygınlığını korumak için medfun oldukları Dağkapı meydanına, Şeyh Said Meydanı adının verilmesi, halkımızın isteği ve talebidir" deniliyor.
Mustazaf-Der Diyarbakır Şubesi tarafından 29 Haziran 2011 tarihinde Batıkent Meydanı`nda Şeyh Said ve 47 arkadaşının idam edilerek şehid edilmelerinin 86. yıldönümü münasebetiyle büyük halk topluluğunun katılımıyla bir basın açıklaması düzenlenmişti. Cumhuriyet dönemiyle ilgili arşivlerin de açılmasının istendiği bu basın açıklamasının miting havasında geçtiği sonucuna varan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Mustazaf-Der Diyarbakır Şubesi Başkanı Nuri Güler, Kelha Amed Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Avukat Necat Özdemir ve etkinlikte basın açıklamasını okuyan İlahiyatçı Ömer Çelik ile Vedat Turgut hakkında soruşturma başlatmıştı. Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı tarafından açılan soruşturmanın iddianamesi tamamlanarak Diyarbakır 6. Asliye Ceza Mahkemesine sunulmuş ve kabul edilmişti. Davanın ilk duruşması 10 Nisan Salı günü yapılacak.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.