Abdulhalim SEÇKİN

Abdulhalim SEÇKİN

Kendimize doğru kazmak

Kazmanın ağzı kişiden yanadır. Kazarken hep kendine doğru kazar. İşin yağlı tarafının, etin butlu tarafının kendi payına düşmesi için uğraşır. Kepçenin büyüğünü kendine, ufağını kardeşine verir. Lehine sonuçlanan davanın sonucuna razı olur ve sesini çıkarmaz. Lehine sonuçlanmayan bir davayı kurcalar, tahkik eder. Kendi lehine neden sonuçlanmadığının sebebini bulur ve itiraz eder. Halbuki dava kendi lehine sonuçlanırken de bazı şüpheleri olduğu halde, gözünü yumar sesini çıkarmaz.

Meseleyi bir örnekle açayım. Ay ay aylığınızdan artan çeşitli miktarlardaki bir miktar parayı bir esnafın yanına indiriyorsunuz. Her ay ne kadar bıraktığınızı esnaf not almakta ama siz not almayı ihmal ediyorsunuz. Bir kaç ay sonra esnafa bir hesap yaptırdığınızda, esnaf beklediğiniz üzerinde bir rakam söylüyor. Bu duruma seviniyorsunuz. Durum hoşunuza gidiyor. Ben bu kadar parayı nasıl toplayabildim gibi bir şüphe hiç aklınıza gelmiyor. Kısa bir zaman sonra esnaf hemen size dönüyor ve hesabı yanlış yaptığını, toplanan paranızın çok daha az olduğunu belirtiyor. Bu sefer, ilkinin aksine, kendi kendinize hesaplar yapıyorsunuz. Ben falan ay şu kadar, falan ay bu kadar bırakmıştım gibi son söylenen rakamı bulmaya çalışıyorsunuz. Esasında siz not almış olsaydınız böyle bir durum oluşmazdı. Meselede bir art niyet olmamakla beraber nefse hoş gelen durumda kabullenme, hoş gelmediğinde itiraz etme durumu vardır. Yani nefis kendine doğru kazmak istemektedir.

Mahalle bakkallarından alış veriş yapanlar genelde aldıklarını yazmaz. Çoluk çocuk, küçük büyük herkes bakkaldan ihtiyacını karşılar. Ay sonu meblağ az ise ses çıkmaz. Hesap biraz şişik gelince de itirazlar başlar. Bakkalla “şunu aldık mı? bunu aldık mı?” hesapları yapılır. Bu tarz sıkıntıların yaşanmaması için doğrusu iş sahibinin alınan her şeyi tarihi ile birlikte yazması, mümkünse müşteriye de bir defter tutturmasıdır.

Kazmayla kendimize doğru kazdığımızı şöyle bir örnekle biraz daha genişleteyim. Bir anne bir elmayı büyük oğluna verir ve “oğlum elmayı kardeşinle adilane paylaş der.” Çocuk: “anne adilane paylaşmak nasıl olur?” diye sorar. Anne: “ oğlum, adilane paylaşmak, parçanın büyüğünü kardeşine ufağını kendine almandır” deyince, çocuk elmayı hemen kardeşine uzatır ve “al kardeşim bu elmayı adilane paylaştır” der.

Peki, doğru olan, kazmayla kendimize doğru kazmamız mıdır?

Elbette ki hayır. Doğru olan hakkaniyeti gözetmek, adaletli olmak, kazmayı kardeşimizden yana çeviremezsek de ortaya vurmaktır.

Bu maksatla Hz. Peygamber Aleyhissalâtü vesselâm, tartıcısına (vezzân): “Tart ve (terazinin kefesini müşteri lehine) ağır kıl” diye emretmiştir. Bu şekilde kazmanın yönünü bir nebze müşteri lehine çevirmiştir.

Bu hadisten yola çıkarak dindar, duyarlı esnaf kendisine sabahın erken saatlerinde gelen müşteriye:

“Ben siftah yaptım. Siftah yapmayan komşumdan alın!” der.  Bunun üzerine müşteri diğer bakkala gider. O da aynı şekilde:  “Ben siftah yaptım. Siftah yapmayan komşumdan alın!” der.  Bu şekilde esnaf alışverişten komşu esnafların da faydalanması ile kardeşliğin örnekliğini sergilemiştir. Tamahkarlıktan uzak durup kazmanın yönünü kardeşlerine doğru çevirmiştir.

Yukarıda verdiğimiz örnekler, duyarlı olmak ve yanlışa düşmemek için tedbiri elden bırakmamak içindir.

Bilerek yapılan ise hiledir ve dalaveredir. Bilerek teraziyi kendi lehine ağır tutmak, komşunun tarla sınırını ihlal etmek, her neyi ölçüyorsa lehine ölçmek, bilerek bir davanın neticesini lehine çevirmek kat'i olarak haramdır. Ve kişinin lehine çevirdiği o şey ateşten bir parçadır.

Kur'anâ-ı Kerim'de, eski milletleri helâk eden musibetlerden biri olarak ölçü ve tartıda yapılan hîle gösterilir. Sözgelimi, Hz. Şuayb'ın kavmi bu zaafından dolayı uyarılmış, yola gelmeyince helâk edilmişlerdir. (Hûd 84, 85, 94)

Mutaffifîn Sûresi 1-6'ıncı ayeti kerimelerde: “Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline! Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler. Fakat, kendileri onlara bir şey ölçüp, yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar. Onlar, büyük bir gün; insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?” buyrulur. Bu şekilde bilerek yapılan hileden uzak durmak emredilir.

Bilerek hile yapanlardan olmamak temennisiyle  Allah'a emanet olun.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar