Selahaddin YILDIRIM

Selahaddin YILDIRIM

Mısır nereye gidiyor?

Mısır hızla istikrarsızlık ve kaos ortamına  sürükleniyor. Otuz küsür yıl süren diktatörlük döneminden sonra, kendine gelip ayakları üzerinde durması beklenen bu önemli İslam ülkesinin üzerinde şimdi kara bulutlar dolaşıyor. Ülke ekonomisi, derinleşen siyasi ve ekonomik istikrarsızlık nedeniyle çökme noktasına gelmiş durumda. 25 Ocak 2011 devrimi ile diktatör Mübarek’in  devrilmesi bir umut doğurmuştu. Haziran 2012’de yapılan seçimlerde İhvan’ın adayı Muhammed Mursi’nin aldığı çoğunluk oyları ile Cumhurbaşkanı seçilmesi de Mısır’ın konumu ile mütenasip bir seviyeye geleceği konusunda iyimser olmamızı sağlamıştı; ama işler tersi istikamette gelişti. Bir yılını dolduran sıkıntılı bir süreç, umutları tüketme noktasına getirmiş bulunuyor. Muhalif cephenin gösteri ve yürüyüşleri hız kesmeden devam ediyor. Eski rejimin emniyet ve yargıdaki taraftarları ile içeride ve dışarıda çıkarları zedelenen güçler, el birliği ederek Mısır’da kaos ortamı oluşturmak ve meşru otoriteyi çalışmaz durumda bırakarak  istifaya zorlamak, yahut bir çatışma ortamı oluşturarak  ordunun idareye el koymasını sağlamak için var güçleri ile çaba harcamaktadırlar.
 
Mursi, aslında başarısız bir lider değil. İktidarının ilk aylarında içeride ve dışarıda Mısır’ı güçlü konuma getirecek bazı icraatlara da imza attı. İhvan yönetiminde güçlü  bir Mısır’ın İsrail ve Batı’nın çıkarlarına ters düşeceği bilinen bir gerçek. Bundan dolayı Mısır hedef ülke durumuna geldi. Camp David antlaşması ile eli kolu bağlanan Mısır’ın, İhvan’ın öncülüğündeki bir idare ile neler yapabileceğini bilen odaklar hemen harekete geçtiler. Bir yıla yakın bir süreden beri devam eden sokak gösterileri bitmedi. Muhammed Mursi’nin muhalefete yaptığı bütün iyi niyetli diyalog çağrıları da bir karşılık bulmadı.Çünkü muhaliflerin maksadı üzüm yemek değil bağcıyı dövmekti.
 
Liberal, laik ve milliyetçi gurupların öncülüğünde süren  gösteriler, son aylarda şiddet olaylarına da sahne oldu. Etrafı yıkıp döken ve hatta silah kullanan, yüzleri siyah maskeli kişiler, sokak gösterilerini bir iç çatışmaya götürmeyi hedefliyor. Kendilerine Black Blok (Kara Blok) adı verilen bu kişiler, özellikle İhvan cemaatinin merkezleri ile Hürriyet ve Adalet Partisinin merkezlerine saldırılar düzenleyerek Mursi taraftarlarını da sokağa dökmek istiyorlar. Daha önceki tarihlerde bazı Avrupa ülkelerinde de buna benzer eylem ve kıyafetlerle sahneye çıkan bu tip grupların İsrail denetiminde oldukları ifade ediliyor.
 
Kısacası amaç, Mısır’da bir iç savaş oluşturmak. Laik-dindar,Şii-Sünni ve Müslüman-Hıristiyan çatışması oluşturarak Mısır’ı da Suriye gibi kan gölüne çevirmeyi hedefliyorlar. Basın ve propaganda yolu ile İslami kesimler ile siyasi muhalifleri arasında  ekilen fitne tohumları endişe edilecek seviyelere varmış bulunmaktadır. Mursi muhalifleri, kin ve öfke dolu. Nerdeyse  eski diktatörü cezaevinden   çıkarıp geri getirecekler. Halkın özgür iradesi ile seçtiği Cumhurbaşkanını istifaya zorlamak için var güçlerini ile çalışıyorlar.Şahsi çıkarları için ülkeyi ateşe vermekten sakınmayan bu tip gruplar, sadece Mısır’ın sorunu değil,Türkiye’de de bu tip marjinal gurupların neler yapmak istediklerini, kimlere hizmet için sokağa döküldüklerini Gezi Parkı olaylarında  gördük. 
 
İsrail için bölgede ve  Arap dünyasında en güçlü rakip şüphesiz Mısır’dır. Güçlü ve istikrarlı bir Mısır asla istenmez ve buna müsaade edilmez. Mısır’daki bu karışıklıkların nihayette nasıl sonlanacağı da bellidir. Ordunun müdahale edeceğine dair söylentiler artık sır değildir. Ordu müdahalesi de, Mısır’a bir kar değil, zarar getirecektir elbette. Çünkü orduların yönetimde olduğu ülkeler, her zamankisinden daha çok dışa bağımlı durumda olurlar.
 
Muhammed Mursi’nin Çarşamba  günü halka hitaben yaptığı konuşmanın da, muhalif cephede bir yankı yapmadığı anlaşılmıştır. Muhalifler 30 Haziranda yapacakları büyük gösteriye hazırlanırlarken ülkede kanlı olayların meydana gelmesinden endişe ediliyor. Nereden bakarsanız bakın, durum iyi görünmüyor.
 
Ayakları üzerinde durmak için çaba gösteren her İslam ülkesine diz çöktürme siyaseti devam ediyor. Batı, bölgeyi iç karışıklıklar ve mezhep kavgaları çıkararak yeniden hizaya getirip kendine bağımlı kılmanın oyunlarını  sergilerken, biz Müslümanlar da bilinçsizce bu sinsi oyunların malzemesi olmaya devam ediyoruz.
 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar