Menderes YILDIRIM

Menderes YILDIRIM

Müslümanları idare eden liderlere(!) İntizarımdır

Yüzyıllardır Müslüman halklar, elinde ve ekmeğiyle büyüttüğü mankurtlardan, gâvurdan çekmediği kadar çekti. Geçmişte sultanların, günümüzde de ‘emperyalistlerin yerli işbirlikçilerinin’ mustaribi bir ümmet olageldiğimizden ekseri dizayn edilmiş İslam tarihi de; “seçilmiş yöneticilerin” değil, “seçkinlerin tarihi” olmuş gibi. İslam âleminde; “Resulullah’ın bizzat uyguladığı DEVLET ŞEKLİ ve LİDER TİPLEMESİ acaba nasıldı veya bunu sorgulayanlara neler reva görüldü” diye sorgulayabiliyor muyuz? Asla! Bu yüzden, “Hakk adına bir şeyler isteyen halkına; aşırı dinci, terörist...” yaftalarıyla acılar çektiren bizdeki liderleri, Siyonist Netanyahu ile kıyaslayacağım. Kusura kalmayın.

İsrail başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrailli fanatiklerin yakarak şehit ettikleri Filistinli Ebu Hudayr için; “Ailesine taziyelerimi gönderiyorum. Bu korkunç suçun faillerinin yasanın tüm ağırlığıyla yüzleşeceklerini söyledim.” diyerek, kerhen de olsa dünyaya; ‘’üzgünüz(!)” demek istedi. Elbette inanamayız ancak, bu sözün yalanı bile iyi.

Netanyahu, olaydan etkilenmiş olmalı ki suikastlar için: “Bu, sona ermeli. Çok fazla acı var” dedi. Tarihi bir söylem! Halklarına karşı yaptıkları hatadan dolayı; “açık özür dileyen, istifa eden…” çok devlet adamı da vardır. Bizde var mı? Hani? Bu garabetler nereden türedi? Ne biçim insan bunlar. Her gün çocuk, kadın, yaşlı, genç ve korumasız engellilerin çığlıkları yanı başlarında arşa yükseliyor. Yaptıkları ise Batı’daki ağababalarını memnunun etmektir. Acaba, bu canilerin evlerinde; çocukları, eşleri, anaları, babaları yok mudur? Bunlar,  gerekirse gözlerini kırpmadan, “ahirete inandıkların” bile söyleyebiliyorlar da Netanyahu’nun dahi dediği(!); “çok fazla acı var” sözünü diyemezler.

Fas’ta İslamî düşünen yüzlerce insana müebbet hapis veriliyor ve hanımlarının tesettürleri yırtılarak zorla açtırılıyor;

Cezayir’de; 1990’da yapılan ilk demokratik seçimlerde FİS (İslamî Kurtuluş Cephesi) %54, iptalden sonraki 1991 seçimlerinde de %76 oy alınca; ‘suikastlar, faili meçhuller ve nihayet darbe’ sonrasında da 10 yıllık iç savaş ve 200 bin ölü.

Tunus’ta despot Burgiba’ya rahmet okutan Zeynel Abidin Bin Ali; pazarlarda dahi tesettürü yasaklamaya çalışırken, dünyası kararmış halkının tercümanı olan Tarık el Tayyib Muhammed Buazizi, yaşamı anlamsız bulup; “kral çıplak “ demek için kendini yaktı da halk, ‘Hakk’ın gücünü’ görerek isyan etti. Zihin engelli başkan da halkın 2,5 ton altınını gasp ederek “düşkünler yurdu” olan Suudi Amerika’ya kaçtı.

Mısır; “piramitler, Bel’am, firavunları gark eden Nil ve Asayı Musa’nın” ülkesi. Dünyanın seyrettiği canlı yayınlarda, insanlık onuru adına ne kadar güzellik varsa cümlesi kurşunlandı. Namaz saflarında insanlar tarandı, binlerce masumu keskin nişancılar avladı, kurtulanlar da idama mahkûm edildi. Lakin “Bu, sona ermeli. Çok fazla acı var” sözü, oralarda hala düşünülmüyor. Umudumuz Şaban İKTB Ekmel Bey olanları; “görmedi, duymadı ve konuşmadı.” Ne de olsa ciğer oralardandır.

Libya’nın ‘Don Kişot’ Kaddafi’si, Suriye’nnin Cellat Esatları, Irak’ın İmam Hüseyin’i Yezid’e kurban eden gafilleri Pakistan’ın ABD adına halkıyla savaşan muhtarları, Afganistan’ın Araf’taki ucûbeleri... Hâsılı kelam Afrika’dan Çin Seddi’ne kadar saymakla bitmez; arazi pek mümbit.

Hâsılı kelam İslam âlemi; kan, ölüm, hicret ve komploların cenderesindeyken liderler(!); suskun dünya güçlerine bakarak avunuyorlar.  Amma Yerin-göğün sahibi vardır! Bizdeki çağdaş despotların pek değişmediğine; Akif’in, -İmam Humeyni’nin babasının da katili olan dönemin Yezid’i-“Acem(İran) Şahı’na” yazdığı şiirinden bakalım:

  “ Bu müthiş velvelen İran’ı daim inletir sanma. “Muzaffersin!” diyen sesler bütün haindir, aldanma./

Zaferyâb olduğun kimdir? Düşün bir kere, millet mi? /Adalet isteyen bir kavmi vurmak galibiyet mi?/ Nasibin yok mudur bir parça olsun âdemiyetten? /Nasıl aldırmıyorsun yükselen feryada milletten?/ Emîn ol bunca mazlumun yüreklerden kopan ahı,/ Tependen indirir elbette bir gün lâ’netu’llâhı!/ “Bütün dünyâ için bir damla kan çoktur” diyorlar, sen,/ Şu ma’sûm ümmetin seller akıttın hûn-i pâkinden!/ Kazak celbeyleyip tâ Rusya’dân sâdâtı çiğnettin;/ Yezid’in ruhu şâd olsun... Eminim çünkü şâd ettin!/ Şehâmet gösterip binlerce Beytullâh’ı bastırdın;/ Şecâat arz edib birçok ricâlullâhı astırdın!/ Ne Allah’tan hayâ ettin, ne Peygamber’den âr ettin:/ Devirdin kâ’be-i ulyâ-yı dîni, hâk-sâr ettin!/ Hamâset perverân-ı kavmi tuttun bir bir öldürdün,/Umûmen Şark’ı ağlattın, umûmen Garb’ı güldürdün / O Sâ’dî’ler, o Hâfız’lar, o Firdevsî, o Râzî’ler,/ Gazâlî’ler, o Kutbüddin, o Sa’düddin, o Kâdîler./ Şehâmet perverâ, Şâhâ! Zaman, bî-dâdı kaldırmaz;/ Hatâ etmektesin şâyed diyorsan: “Kimse aldırmaz.”/ Bu istibdâda artık bir nihâyet ver ki: İstikbâl/ Karanlık derler amma işte pek meydanda: İzmihlâl!”

Merhum; günümüzü ve İmam Humeyni’yi müjdelemiş gibi. Dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar