Saadet SARITUNÇ

Saadet SARITUNÇ

NOLUYOUZ?

Hani, imanı tüylerimiz ürpererek, içimizin titrediği bir şekilde hissedişimiz

 

Hani, davamız hayatımızın eksenine oturmuştu...

Hani, kalbi inceliklerimiz.

Hani, kalbi mutmainliğimiz.

Hani, dünya, ahret tarlasıydı.

Hani, yüreğimize, inancımıza vurulan prangalar

Hani, yapılan nikâh akdindeki gibi, hastalıkta, sağlıkta taviz vermeyecektik.

Hani, dünyalıktan, maldan, candan, canandan, geçecektik.

Hani, oturulan mekânlar önemli değildi, mobilyalar süslü püslü perdeler, avize, kristaller…

Hani, yer minderlerinden fazlası lükstü, israftı. Gereksizdi.

Hani, evlerimiz mescit, camiler meskenimizdi..

Hani, aynı şeylere sevinip, aynı şeylere üzülüyorduk.

Hani, ellerimiz boş beleş şeyler yerine kitap-kalem tutacaktı.

Nerde kaldı?

Hani, kardeşimizin derdi derdimizdi, sevinci sevincimiz.

Hani, kardeşimizin çocuğu çocuğumuz, sıkıntısı sıkıntımızdı.

Hani, kardeşlere duyduğumuz şefkat.

Hani, kardeşimize kol kanat gerişimiz.

Hani, kardeşimizin hatalarına hoşgörü, onları savunma

Hani, mesken ettiğimiz evler! Adresini dahi unuttuk.

Hani , saf saf olup atlattığımız badireler...

Nerde kaldı?

Hani, muhacir, mazlum evsiz barksız kalanlara, evini, yuvasını, hatta eşini dahi teklif eden Ensar ruhu.

Hani, en zorlu imtihanlara girenlere ( imanlarının büyüklüğüne imrenerek)

Hani, dünyaya geliş sebebimiz, kendimizi. Nefsimizi tutsak değil miydi?

Hani,  acıyı soğuk şerbet gibi içmeyi ahdetmiştik!

Hani, sevdiğimiz dava uğruna çekilen yorgunlukları, açlıkları, acıları da sevecektik.

Hani, yediğimiz şefkat tokatları.

Hani, aynı dili konuşmak yetmiyordu, aynı duyguları paylaşmak gerekiyordu!

Hani, ilim ezberlenip korunan değildi, faydası dokunandı (İmam Şafi)

Hani, İslam bugün öyle mücahitler isterdi ki, dünyasını değil, ahretini dahi feda etmeye hazır olacaktı (Üstad)

Hani, hırs, insanın gözünü kör, kulağını sağır ederdi.

Hani, mümin olanların çoktu ezası, ancak ahretteydi sefası.

Noluyoruz?

Yoksa şebeke suyuna başka suları mı karıştı. Evet, bizler nazik, güçsüz, kuvvetsiz, hatalı, eksik, yarım, cahil, mahçup, nankör ve hatta günahkârız. Bunu Rabbimiz Furkan’da da teyid ediyor.

  Fakat tüm bunlara rağmen kurtuluşumuz için silkelenmeye, doğrulmaya, küllenmiş aşkı ateşlemeye yeni baştan var mıyız? Yeni baştan dirilişe, kıyama! Sanatçı diyor ya : ‘Sebı ma bıra sebı ma/ Ne olmuş kardeşim bize nel olmuş?’

Allaha emanet olunuz

Önceki ve Sonraki Yazılar