Ramazandan Bayrama

Rabbinin rızasını kazanmak isteyen her Müslüman için Ramazan Ayının önemi büyüktür.

Ramazanda her şeye dikkat etme ihtiyacı hissedilir.

Yeme içmeden uzak durulduğu gibi kötü söz ve davranışlardan da uzak durulmaya çalışılır.

Yumuşayan kalbin insanı hayra teşvik ettiğini hemen herkes hisseder.

Ramazan’a başlarken nefsin telkinleriyle açlık ve susuzluktan korkan Müslüman, ayın sonuna doğru bir dosttan ayrılmanın burukluğunu yaşar.

Bir dahaki Ramazana özlem duyulur.

Tabii bu anlattıklarımız samimi bir şekilde Allah’a yönelenler içindir.

Bir de umursamazlar var tabii.

Onlar için bir şey ifade etmez bu mübarek ay.

Allah’ın emrine isyan ettiklerinde yüzleri kızarmaz.

Kimi bilim putuna yönelir ve bu mevsimde “Oruç tut, sıhhat bul”un bir anlam ifade etmediğini iddia eder. Suya ihtiyacı olan bedenin uzun saatler boyunca ondan uzak kalmasının bünyeye zarar verdiğini söyler.

Kimi inkar ettiği için ilgi duymaz Ramazan’a.

Başka şeyler söyleyenler de var tabii.

Orucu sadece eğlenceler ve gösterişli iftarlar olarak düşünen birileri…

Onların kalbi sanki hiç etkilenmiyor Ramazan’dan.

Pkk’yi Ramazana saygısızlık edip saldırılar yaptığı için kınarlar bunlar.

Pkk hiçbir zaman Ramazan’a saygı gösterdiğini söylemedi ki.

Ramazan’a saygı gösterdiğini iddia edenler sizlersiniz. Siz bu mübarek aya saygı gösterip operasyonları durduruyor musunuz?

Kendiniz yapmadığınız şeyi neden başkasından bekliyorsunuz?

Bu, Ramazan’ın ruhunu anlamamak değil midir?

Sadece bu da değil.

Oruçla, namazla, Kur’anla kalbinizin yumuşaması gerekirken biz neden sizde bununla ilgili bir şey göremiyoruz?

Felçli haliyle 15 yıldır zindanda tuttuğunuz Fikret Bayram’ı hatırlıyor musunuz?

Peki ya hastalıklarla boğuşan Yasin Demir’i…

Kendi başına ihtiyaçlarını göremeyen birini zindanda tutarak neyi başardığınızı sanıyorsunuz?

Hani nerede o öve öve bitiremediğiniz hukukunuz?

Nerede tarafsız yargınız?

Ahmet Necdet Sezer, ideolojik davranıp kendi görüşüne yakın olan çok sayıda kişinin zindandan çıkmasını sağlamıştı.

Siz ideolojik davranmayın, İslami davranmayın!

Biz sizden insani ve hukuki davranmanızı istiyoruz.

Onu da yapmıyorsunuz.

Oruç tutmayan bilumum kaymak tabakayı çağırdığınız gösterişli iftarlarınızda Ramazan’dan yola çıkıp sevgi ve hoşgörü mesajları vermeye devam ediyorsunuz.

Peki akşam kendinizle baş başa kaldığınızda bir muhasebe yapıyor musunuz?

Hiç düşünüyor musunuz?

Neden bu memlekette zindanlar bu kadar dolu?

Neden insanlar Allah’a isyanda bu kadar pervasız?

Sizin bunda hiç sorumluluğunuz yok mu?

İşte Ramazan bitiyor.

Zaman durmadan ilerliyor.

Orucu hakkıyla tutanlar için de tutmayanlar için de zaman ilerliyor.

Ramazan bitiyor ve Ramazan Bayramına doğru gidiyoruz.

Ramazan’ı hiç anlamayan birileri bizden daha çok bayram hazırlığı yapıyor.

Sanki “Ramazan” bizim de “Bayram” onlarınmış gibi.

İşin ruhu ortadan kalkınca daha ne gariplikler oluyor.

Geçenlerde bir banka reklamından söz ettiler.

Kapitalizm ve sömürünün simgesi olan banka, eğlencelere bakıp “Ramazan’a katkıda bulunmak” istemiş.

Ramazan’a özel “düşük faizli” kredi veriyormuş.

Allah’a isyan olan faiz de Ramazanla iliştirildi ya…

Bunlara bakıp Ramazan’ın neden bazı insanları değiştiremediğini anlayabiliyoruz aslında.

Neden yüreklerin yumuşamadığını anlayabiliyoruz.

Bazıları için Ramazan’ın sadece ismi kalmış maalesef.

Her şey olacağına varır.

Gönlünü İslam’ın nuruna açmayanların gönlüne başka şeyler dolar.

Ramazanlar nasıl arındırsın böyle gönülleri? 

Önceki ve Sonraki Yazılar