Şehirleşmenin ördüğü inat, Sıla-i Rahim

“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah üzerinizde bir gözetleyicidir.” (Nisa 1)

Dinimiz, akrabalar arasındaki ilişkilerin sağlam, sıcak ve devamlı olmasına, akrabaların birbirine maddeten ve manen destek olmalarına çok önem vermektedir. Kur'an-ı Kerim ve hadislerde akrabalık bağlarının karşılıklı ziyaret, haberleşme, maddi ve manevi yardımlaşma gibi çeşitli yollarla korunması ve güçlendirilmesi üzerinde hassasiyetle durulur. Akraba arasındaki bu ilişkiye “Sıla-i Rahim” denmektedir.

Sıla-i rahim denince ilk olarak yakınlarımızla olan ilişkimizi sürdürme akla gelmekle birlikte insan, Yüce Yaratıcısı olan Allah ile de bağını devam ettirmelidir. Zaten yakınlarla olan sıla, Rab ile olan sılanın varlığı durumunda daha da bir önem kazanmaktadır. Sıla-i rahim görevi en yakın dairede ebeveynden başlayarak uzak akrabalara kadar uzanan bir ilişkidir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) kendi akrabalarına her zaman yakın ilgi gösterdiği gibi, onlarla olan akrabalık bağlarını zayıflatıcı davranışlardan da uzak durmuştur; maddi ve manevi yardımları hiçbir zaman esirgememiştir.

Peygamber Efendimiz (s.a.s) sıla-i rahimde bulunulması gereken kişilerin öncelikli olanlarını şu hadislerinde ifade etmişlerdir. Sahabeden biri Rasûlullah (s.a.s.)'a gelerek sormuştur: "Ey Allah'ın Resulü kime karşı iyilik yapayım?" Hz. Peygamber: "Annene, babana, kız kardeşine, erkek kardeşine, bunu takip eden azatlına. Bu iyiliği de, üzerine vacip olan bir hakkın ödenmesi, yani, sıla-i rahmin yerine getirilmesi olarak yapacaksın.” (Ebu Davud, Edep, 129) Hadise baktığımızda yakın akrabadan başlayıp uzağa doğru genişleyen bir açılım vardır.

Sıla-i rahim konusunda dikkat edilecek hususlardan biri de şudur: İyilik, karşılık bekleyerek yapılmamalı, sadece görüp gözeten yakınlara karşı sıla-i rahimde bulunulmamalı; aksine, unutan, akrabalık bağlarını koparanlara karşı bu görev yerine getirilmelidir.

Ziyaretler akrabalar arasındaki sevgi bağlarını güçlendirir. Dargınlıkları sona erdirir. Sevinç ve üzüntülerin karşılıklı paylaşılmasına, sıkıntılara birlikte çareler aranmasına vesile olur. Özellikle yaşlılar toplumda yalnız kalmadıkları, çevrelerinde kendilerini seven, arayıp soran insanların bulunduğu inancı ile son yıllarını huzur ve mutluluk içinde geçirirler.

Bugün özellikle şehirleşmenin, maddeye ve menfaate önem vermenin getirmiş olduğu aileler arasındaki soğukluğu, hatta parçalanmaları; akrabalar arasındaki bağları yeniden canlandırmaya dönüştürebiliriz. Şehirleşmenin ördüğü setlere inat, sıla-i rahim… Buna ihtiyacımız vardır. Sevinçlerimizi paylaşmakla çoğaltır, üzüntülerimizi paylaşmakla azaltırız. Bu sebeple ana-babamızı, akrabalarımızı ve büyüklerimizi yeniden hatırlamalı, onlara el uzatmalıyız.  

Önceki ve Sonraki Yazılar