Mehmet ŞENLİK

Mehmet ŞENLİK

Suriye’nin görünmeyen sonu

Suriye’de yürek yakan iç savaş, bin bir belirsizlik içinde ciddiyetini korurken küresel emperyalizm de “müdahale edelim mi etmeyelim mi” kararsızlığı içinde ayak oyunlarına devam ediyor. Bu da israil’in elini güçlendirdiği için duyarlı Müslümanların endişeleri daha da artırıyor. Bu vahim manzara karşısında sözde hami görünen kimi devletlerin tamamen menfaat ve çıkarlarını ön planda tuttuğu, kimileri de hırs ve intikam duygularıyla ve kimileri de mezhep taassubuyla hareket ettiği için Müslümanların yararına bir şeylerin olacağı akıldan uzak görünüyor. 

Şu an Suriye’ye karşı bir operasyon halinde Amerika tüm masraflarını garantilemiş gözüküyor. Zaten Körfez krallıkları bunu peşinen taahhüt etmişlerdir. Ancak Amerika bununla yetinmeyecek. Onun mantığı, koyunu yemek sonra dişinin ücretini de istemektir. Bunu da garanti etmeyinceye, yani Suriye’nin petrol kaynaklarını garanti etmeyinceye kadar “yok efendim kongrenin izni gerekir, yok kimyasal silahların teslimidir, yok şudur yok budur” gibi ayak oyunlarıyla işi sürüncemede bırakmaya devam eder.

Ancak şunu da hemen belirtmemiz gerekir ki Amerika orada hazır bir lokma bulamıyor, bulsa bile yutup yutamayacağı meçhul, “ya boğazımda kalırsa” korkusu var. O zaman tüm hesaplar alt üst olur ve Ortadoğu’daki prestijini tümüyle kaybedebilir. O yüzden firavun Obama, bir sağa bir sola yalpa atarak nasıl işin içinden çıkabileceğinin yollarını aramaktadır.

Amerika’nın bundan kaçınması iki sebepten dolayıdır. Birincisi: Suriye’de iştah kabartacak miktarda zengin petrol kaynakları bulunmuyor. Amerika, ucuz şeylere büyük yatırım yapmaz. Böyle bir şey yapmak istese bile Suriye’den kendilerine bunu taahhüt edecek birinin bulunması gerekir. Oysa şu an itibariyle muhalifler arasından Amerika’ya veya batılı emperyalistlere bunu taahhüt edecek, uşaklık yapacak birinin çıkması mümkün gözükmüyor. Kısacası artık emperyalistlerin, eskisi gibi Ortadoğu’da at oynatmaları mümkün değildir.

İkincisi ve en önemlisi ise Amerika; bir yandan İran’la yeni yeni arayı yumuşatmışken bunu bozmak istemiyor, diğer yandan da el Kaide’nin uzantısı olan en-Nusra ile karşı karşıya gelmek istemiyor. Çünkü orada aktif rol oynayan aktörlerin hiç birisi yani ne İran, ne Hizbullah ve ne de en-Nusra cephesi Amerika’yı istemiyor. Dolayısıyla Amerika durup dururken böyle bir riskin altına giremez. Çok zor durumda kalırsa belki dostları olan körfez krallarının gönlünü almak için bir hava operasyonu yaparak işin içinden çıkabilir.

Aslında, Amerika da İran da dolaylı olarak Suriye’de savaşın içindedirler. Daha doğrusu muhalifler cephesinde Türkiye, Suudi Arabistan, Ürdün ve Katar gibi devletler işin içine girdiği gibi mevcut rejimden yana Rusya, Çin ve Hizbullah da işin içine girmiştir. Öte yandan İngilizler, Fransızlar ve İtalyanlar da istihbarî olarak orada aktif rol oynamaktadırlar. Ancak bütün bu aktörler, hiçbir bedel ödemeden risksiz kazanç peşindedirler.

Hiç şüphesiz ki bu savaşın en avantajlısı, en kazançlısı ve yegâne galibi israil’dir. Hele bir de Amerika’yı oraya çekip İran’la karşı karşıya getirebilirse ve sonu görünmeyecek bir savaşın fitilini yakabilirse zevkten oynamaya başlar. Şu an bile israil, en mutlu ve en güvenli günlerini yaşıyor. Korkulu rüyası olan Hizbullah’ın başını bu şekilde belaya soktuktan sonra bir de HAMAS’ın önünü, Mısır’la kesebilirse “lale devrini” yaşayacaktır.

Netice itibariyle bugün Suriye’de çok vahim bir durum var. Bir yandan PYD ve en-Nusra çatışması, öbür yandan tarafların Şii-Sünni ayırımcılığı üzerinden savaşı tırmandırmaları yürekleri ağızlara getirmektedir. Muhaliflerin kendi aralarında savaşmaları, Beşar Esed’in elini güçlendirmekten başka bir işe yaramamıştır.

Suudi krallığının maşası durumunda olan selefiler, bugüne kadar hiçbir yerde kendi aralarında bile birlik sağlayamamışlardır. Bilakis ihtilafları daha da körüklemiş, savaşı dıştan içe taşıyarak ümmet içerisinde fitneyi kızıştırmışlardır.

Bugün Irak’ta da durum böyledir. Şimdi Irak’taki fitne, Suriye’de tezgâhlanmakta ve Mısır için de aynı planlar yapılmaktadır. Müslüman ümmetin, böyle sonu gözükmeyen bir maceraya sürüklenmesi son derece esef verici ve kahredicidir. İnşaAllah Mısır’daki Müslümanlar bu oyuna gelmeyeceklerdir. Rabbim, fitnelerden korunmak isteyen Müslümanlara bir hayır kapısını açsın, basiret ve feraset versin.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar