Abdulhalim SEÇKİN

Abdulhalim SEÇKİN

Türkiye israil Ticari İlişkileri

Ramazan bayramına yaklaştığımız şu günlerde israil bütün canilik ve gaddarlığıyla Gazze’ye saldırmaya devam ediyor. Şehit sayısı ve yaralı sayısı sürekli artıyor. Çünkü yoğun bombardıman devam ediyor.

Saldırıda kadın ve çocukların her birisinin şehit edilme karesi içler acısı. Binlerce insan sokaklarda, çünkü evleri yerle bir edilmiş durumda. Hamas ve tüm Gazze halkı iman gücüyle direnmeye devam ediyor. Etmelidir de. Çünkü israil siyonisti direnişe karşı sabırsızdır. Ölü ve yaralılarının sayısının artmasına dayanamaz ve geri adım atmak zorunda kalır. Dünya Müslümanları da tüm benlikleriyle gösteri ve dualarına devam etmelidir.

israil’in tüm malları boykot edilmelidir. Bazı büyük firmaların, tüketici ve ticaret odalarının, belediye tesislerinin israil mallarını kullanmayacakları veya satmayacakları yönündeki beyanatları sevindiricidir. Ancak bu söylemde kalmamalı, ciddi manada fiiliyatta yerini bulmalıdır.

Mekke müşriklerinin ticaret kervanları zarar gördüğü gibi israil’in dış ticareti de zarar görmelidir. Mekke ticaret kervanlarına yönelik olan girişimler nasıl karşılık bulmuşsa, israil’in dış ticaretine yönelik girişimler olursa karşılığını bulur. Gerçi Gazze’ye en çok destek veren Türkiye olduğu halde daha önceki Gazze saldırılarında Türkiye-israil ticari ilişkileri sadece gelen turist sayısının düşmesi ile sınırlı kaldı. Ticaret hacmi azalacağına arttı. Bu da pek sevindirici değil. İç acıtıcıdır.
Sadece saldırı anlarında israil hatıra geliyor. Rakamlara bakıldığında israil’den Türkiye’ye gelen turist sayısı 2008 yılında 558 bin kişi iken ‘One Minute’ gerginliğinin yaşandığı 2009 yılında 311 bine indi. Bu rakam ‘Mavi Marmara’ olayının yaşandığı 2010 yılında 109 bine, 2011 yılında 79 bine kadar düştü. Gazze’ye kara harekâtı başlatan israil’in önceki gün vatandaşlarına “Türkiye’ye gitmeyin” uyarısı göz önüne alındığında bu yıl da israilli turistlerin Türkiye’yi tercih etmeyeceği anlaşılıyor.

Turist sayısındaki düşüş ticari ilişkilerle ters orantılıdır. Zira son yıllardaki Türkiye-israil siyasi gerginliklerinde iki ülke arasındaki ticaret hacminin sürekli arttığı görünüyor. Örneğin Türkiye-israil siyasi ilişkilerinin kopma noktasına getiren ‘Mavi Marmara’ olayının yaşandığı 2010 yılı ile 2013 yılları arasında iki ülkenin ticaret hacmi yüzde 47 arttı.

Eğer yüzde 27 olan bu yılın ilk 5 aylık ticaret hacmi büyümesi yılsonuna kadar devam ederse, iki ülkenin 2014 ticaret hacmi 6,4 milyar dolara ulaşacak. Bu da 2008–2014 yılları arasında israil-Türkiye ticaret hacminin yüzde 90,2 artması anlamına gelecek.

Rakamlar, söz ile fiilin birbirini tutmadığını gösteriyor. Marketlerin raflarına baktığımızda tüm çamaşır-bulaşık deterjanı, şampuan, sigara ve içecek çeşitlerinin israil malı olduğunu görürüz(İstisnalar kaideyi bozmaz). Raflardaki mallara baktığımızda halkımızın israil’in mallarını pek de boykot etmedikleri, iş adamlarının da kar marjlarını dikkate aldıklarını görüyoruz.

Karşımızda karını düşünen bir satıcı ve neme lazımcı bir tüketici var. Böyle olursa da israilin saldırıları devam edecek gibi görünüyor.

Yahudi kendi ülkesine yardım etme noktasında bizden çok daha bilinçli hareket ediyor. Burada bir Yahudi ailenin yaptığını örnek vermek istiyorum. Aile beş kişilik, çaylarına sadece bir şeker atıyorlar. Sebebi sorulduğunda “biz şekerde tasarrufa gittik. Daha önce her birimiz çayına üç şeker atardı. Ancak kendi aramızda anlaştık ve şeker sayısını bire indirdik. Sabah, öğle ve akşam üçer çay içtiğimizi farz edersek, (5*2*3*3=90) günde fark eden şeker sayısı 90 ve bu da dört günde bir kutu şeker ediyor. Ayda ise bu rakam 4 kutu şekerden fazla ediyor. Biz bu parayı israil’e yardıma gönderiyoruz” diye cevap veriyorlar. Varın hesabını siz yapın. Buna bezer hesaplar yapıldığında ne kadar büyük miktarlarda israil’e yardım yapıldığına şahit oluruz.

Hakikatte biz çok aciziz ve bir malı bile gereği gibi boykot edemiyoruz.

Gazze’de zafer elde edilip bayramda hepimize çifte bir bayram yaşatması temennisi ile Allah’a emanet olun.

Önceki ve Sonraki Yazılar