Menderes YILDIRIM

Menderes YILDIRIM

Ümmetin Muhacir Çocukları

Her yerimiz ağlıyor, feryat ediyor. Katliamlar, harabeler, şahadetler, göçler... hepsi bizim diyarımızda. Savaş çocuklarımız var, onların şahsında bir nesil yok oluyor; geleceğimiz kararıyor.

Uluslararası tüm kurum ve kuruluşların bu konulardaki hümanist(!) raporlarını okumaktan, duymaktan bıktık. Sahte raporları, söylemleri başlarını yesin! Dramları, komedi niyetine seyrediyorlar. Mazluma ulaşmayan vaatlerini de başlarına çalsınlar.

Bunca tecrübeden sonra o vampirlerden beklediğimiz bir şey de olamaz. Derdimiz Müslüman ülke ve milletlerle.

Osmanlıdan sonra, İslam âleminde başlayan Kurtuluş Savaşları bitmedi, Ümmete dayatılan işbirlikçi hain yönetimlerle; şimdi de Şer Karmasıyla devam etti, ediyor.

 Hudutlarımızdaki HAÇLI Savaşları;  dağlarımıza, haremimize, mütevazı aşımızın piştiği mutfağımıza kadar indi! Aş zehir; “yastık akrep, yorgan yılan oldu!”

Sefil, çaresiz, ötekileştirilmiş muhacirlerimiz dünyanın her yerinde. BM'nin Rapor Gözdesi Suriye'ye bakalım.

Savaşın altıncı yılında Türkiye'de dört milyona varan muhacir. Okul çağı demek olan 5-18 yaş arası okula gitmemiş beş yüz bin çocuk. Çoğu eğitimsiz bu çocukların 125.000'i Türkiye'de doğmuş. AB'deki durumsa bir dram. Avrupa geneli, sınırı geçip kayıtlara girmiş ama hâlihazırda KAYIP olarak değerlendirilen on iki bin çocuk. Almanya, 9000 kayıp çocukla başı çekmekte.

Kayıp çocukların; “oralardaki akrabalarına gittikleri; başka ülkelere geçiş yaptıkları; kaçak çalıştırıldıkları; hudut boylarında telef oldukları, organ mafyasının eline geçtikleri..” yorumları yapılmakta. Söylenenlerin tümü doğrudur.

Bir de hicret edemeyenlerin -mesela Halep'te- yaşadıkları var. Diyeceğimiz; “gavur etmez, Müslüman'ın Müslümana ettiğini..” vesselam!

Medeniyet ve insan haklarını zırvalayan AB'de asrın utanç tabloları yaşanıyor. Fransa'nın kapattığı Calais mülteci kampında olanlar; AB'nin utancı ve iflasıdır. Kadın ve çocukların kaybolduğu.. “dünyanın en kötü kampı” olarak tarihe geçti.  

AB; göçmenlerle yüzleştiği her durumda sınıfta kalmıştır. Ajandasında, dünyayı paylaşma değil “ötekilerin” başına yıkma vardır. AB, göçmenler için düşündüğü bu akıbetten kendisini kurtulmayacaktır. Onu bizzat kendisi yaşayacaktır.

Dünyanın en kusursuz yaptığı iş; yerlileri, daha mahir savaştırmak için “eğitmek, donatmak!” Siviller için “koridor açma; insani yardım ulaştırma; kamplar kurma” gibi işleri sadece konuşmaktır. Dilleri kurusun!

Dünya Eşkıyalığı -BİR-LEŞ-MİŞ- HAÇLI'nın güdümünde. İnsanlık âlemi hatta tabiat o Bir'den çekiyor. “Eşkiya bindi Bir'e indi/ Hepsinin hakkından gelen Hepsinden daha zalim şimdi”(Nef'i).

ÇÖZÜM: Bağışlayın eşeğimin de bildiği ama “göçü oluşturan sebepleri ortadan kaldırmak” diyelim. Muhaceret; dünyayı özellikle de Müslüman dünyasını etkilemekle tehdit etmektedir.

Etkili ve yetkili, resmi veya sivil inisiyatifler; din ve dindarın sırtından semirenler; omurgalı ve omurgasızlar; hülasa herkes artık düşünsün ve görsün! Girdikleri “bu sokak çıkmaz sokak!” lütfedip “kazandıklarının” yanında, telafisi zor belki de imkânsız olan “kaybettiklerini” düşünmeli! Geleceğimiz olan bir nesil terörize oluyor, yok oluyor..

Çocuklarımız; bu günün küçüğü, yarının büyüğü ama “üzerlerine şefkat kanatlarını gerecekler” nerde?

Ümmet muhacir durumda. Geleceğimiz için büyük risk ise yurdunda dahi garip kalmış çocuklarımızın durumudur. Eğitimsiz, anne-baba şefkatinden, devletin merhamet elinden nasibini almamış bu çocuklar; yarınlarımızın sahibi olacak ve böyle giderse dehşet saçacaklar.

İnsan deyince, canavar; devlet deyince katliam, sürgün, zindanlar; tel-örgüleri hatırlayan eğitimsiz milyonlar genelde tüm dünya, özelde ise İslam âlemi için bir felaket olacaktır.

Rabbimiz bize “şefkat kanadını aç!” demekte. Biz de Rabbimize “içimizdeki ahmaklar yüzünden bizi helak mi edeceksin?” ayetiyle ona yalvarıyoruz.

Aziz Allah; elbette kâfirin/zalimin belasını verecektir ancak şimdilik “mazlumlar, bunca yıl sustuklarının HESABINI vermekte,”

Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar