Selahaddin YILDIRIM

Selahaddin YILDIRIM

Yaşasın Gazze, yaşasın şanlı direniş destanı

Direnen Gazze tarihin en şerefli sayfalarını yazıyor. Yıllardan beri siyonist yapının acımasız saldırı, katliam, ekonomik ambargo ve ablukasına maruz bu asil belde ve insanları, benzeri çok az rastlanan cesaret, sabır ve direniş örneği sergiliyorlar. Sıcak bir mevsimde, mübarek Ramazan ayında oruçlu ağızlarıyla dünyanın tanıdığı en acımasız savaş makinesinin barbar saldırılarına karşı pes etmeyen şerefli insanlar.. Çocuk ve torunlarından tam on altısını vahşi saldırıda şehid vermiş, kendisi de yaralı bir şekilde hastanede yatan ihtiyar ninenin sabır ve kararlılığını dinlerken, kendimden, insanlığımdan utandım. ‘Allah böyle bir kararlılığı ve sabrı ahirette cennetle mükâfatlandıracağı gibi dünyada da bu azmi karşılıksız bırakmayacak’ diye içimden geçirdim ve ‘cennete bunlar girmeyecek de kim girecek?’ diye düşündüm. Evet direnen mazlum Gazze halkı eninde sonunda kazanacak. Zaten  tek başına ‘direniş’ en büyük kazanç değil midir? Ve  Allah Teala’nın va’di haktır. O, sabredenlerle beraber olduğunu söylüyor. Mevla’nın bu va’di gecikebilir, ama sonunda muhakkak gerçekleşecektir.

Siyonist zorba iki haftadan beri hiçbir kanun ve teamül dinlemeden, acımasızca ve barbarca  Gazze üzerine  ateş yağdırıyor. Sivillerin oturduğu evleri çok  ağır silahlarla bombalayarak katliamlar yapıyor. Her türlü ağır savaş suçu işleyen bu eşkıyaya bir çift söz söyleyen yok. Canının istediği her zaman terör estiren bu cinayet şebekesine karşı bütün dünya seyirci kalmaya devam ediyor. İsabet alan evlerin enkazı altından çıkan parçalanmış kadın, ihtiyar ve çocukların görüntüleri bile dünyayı harekete geçirmeye yetmiyor. Siyonist haydutlara sadece seyirci kalınmıyor; her türlü dertsek de sağlanıyor. Batı basını, kaçırıldıktan sonra ölü olarak bulunan üç Yahudi yerleşimcinin görüntülerini günlerce ekranlarda tutup ağıtlar yakarken, vahşice öldürülen çoğu çocuk ve kadın masum siviller için israil ve onu destekleyen güçlere tek bir  laf edemedi. Üstelik bu özgür(!) basın Gazze’ deki katliamın sorumlusu olarak Siyonist saldırganları değil, Hamas’ı gösterdi. Suçlu meğer Hamas’ın sadece bir kişiyi öldüren füzeleriymiş. İki yüzden fazla masumu katleden Siyonist vahşet ise, ‘İsrail’in kendini savunma hakkı’ imiş.

Gazze ateş altındayken şu gerici Arap rejimlerinin hallerine bakınca insan gerçekten kötü hissediyor kendini. Alçaklığın ve onursuzluğun bu kadarı da olur mu diye düşünüyor. Ümmetin devasa servetinin üstüne konmuş bu mahlûkların yemeden içmeden ve kendilerine bu hayvani imkânı tanıyan sahiplerine yalakalıktan başka bildikleri bir şey yok. Şerefle, izzetle, cesaretle Siyonist zorbalığa karşı dik duran Gazze’deki direniş bu mahlukları kahrediyor. Maddi olarak değersiz saydıkları bu insanların şanlı ve onurlu direnişi bu zavallı pısırıkları korkutuyor. Gazze’deki bu asil direniş ruhunun, keyiflerince yönettikleri ülkelerin halkına bulaşması korkusuyla gözlerine uyku girmiyor. Ne yapıp edip bu direnişi bitirmek istiyorlar. Arap dünyasının muharrik gücü sayılan Mısır’a bir bakın hele. Amerika’nın dikte ettirdiği ateşkes girişimini eline alıyor ve Hamas’a sopayı göstererek ‘kabul et yoksa israil’le beraber döveriz seni’ diyor. Hamas’a diz çöktürme ve beyaz bayrak kaldırmak demek olan bu alçak ateşkes girişimine Hamas füzelerle cevap verdi. Şimdi Arap şeyhleri de, kasap Şaron’un varisi Netanyahu da paniklemeye başladılar. Onca bombardımana rağmen sivilleri katletmekten başka hiçbir şey becerememenin kahrıyla yanıyorlar. Şimdiye kadar Gazze direnişinin simgesi olan hiçbir füze rampasını vuramadı  Netanyahu. O da selefleri gibi hezimetten başka bir şey elde edemeyecek. Kara harekatı yaparım tehditleri de boştur. Çünkü bunu yaptığında başına nelerin gelebileceğini biliyor olmalı. İsrail’in semalarına insansız uçak gönderen direnişin karada neler yapabileceğini tahmin edemeyecek kadar aptalsa eğer, bu aptallığının faturasını pahalı ödeyecektir.

Hamas ve direnişin diğer gurupları hep birden zillet ve teslimiyet demek olan bu ateşkes girişimini reddettiklerini ilan ettiler. İsrail ve onun arkasındaki bu hain Arap rejimlerine meydan okudular. Öyle ya, abluka ve ambargo kalkmadan, kapılar açılmadan nasıl ateşkes ve anlaşma olacakmış?

Gerici Arap rejimleri ile beraber Ramallah’taki Mahmut Abbas’ın durumu da içler acısı. Teslimiyetçi bir ruha sahip bu adam özgürlüğü ve direnişi en kıymetli değer olarak gören bir halkın başında nasıl durabiliyor? Aslında durmuyor, ama onu orada tutan güçler var tabii ki.

Evet Gazze, onurun ve direnişin okulu oldu. Bu şerefli direniş ruhu yerlerde sürünen ümmeti ayağa kaldıracak kadar güçlüdür. Zaten her taraftan bitirilmek ve teslim alınmak istenmesinin sebebi de işte budur.

Önceki ve Sonraki Yazılar