Yasin bir samimiyet testidir

Yasin ve şehit arkadaşlarının mahkemesi bir samimiyet testi görevi görmeye başladı. Yasin ve arkadaşlarının kanları üzerinden siyaset yapanlar, iş onların katillerini bulup yargılamaya gelince ne yazık ki yan çizmeye başlıyorlar.

6-8 Ekim vahşetini bilmeyen yok. PKK'li çeteler herkesin gözleri önünde, zılgıtlar eşliğinde Yasin ve arkadaşlarını vahşice katletti. Alçakça işkencelerle katledildiler gencecik canlar. Ellerinde ne silahlar vardı ne de kimseye saldırmışlardı. İnanç ve dini kimliklerinden ötürü Kürdistan hainlerinin hedefi oldular.

Saldırganların kimlikleri belli… Görüntüleri ortada. Ne yaptılarsa kameralar eşliğinde yaptılar. Sıradan insanların bile saldırganları teşhis edeceği görüntü ve fotoğraflar sosyal medyada arz-ı endam ediyor. Ki polislerin elinde bu görüntülerin çok daha detaylısının mevcut olduğu kesin. Yani katiller belli. Cinayetlerin failleri meçhul değil.

Polisten bahsederken şunu belirtmeden geçmeyeceğim. Katliam esnasında Yasin ve şehit arkadaşlarının sığındıkları ev sahibesi kadının telefonla polisi imdada çağırma kayıtları medyaya düştü. Ses kaydında kadının feryatları, çığlıkları, imdat çağrıları, o esnada yükselen korkunç bağırtılar karşısında polisin takındığı pişkin ve vurdumduymaz tavır insanı dehşete düşürüyor. Ev sahibesi kadının olayı anlatırken ki panik halini hiç önemsemeyen polis sanki yaşananlar basit bir hırsızlık olayıymış gibi kadınla dalga geçer gibi konuşuyor. Kadının panik halini hiç önemsemiyor. Pişkin bir tonla kadına adresi tekrarlatıyor.

Bu ses kaydının da gösterdiği gibi polisin katliama göz yumduğu, katliamdan haberdar edildiği halde olay yerine gitmediği gün gibi ortada.

Kısacası vahşetin failleri, vahşetin azmettiricileri ve vahşetin göz yumucuları ortada oldukları halde hükümet bu konuda ciddi hiçbir adım atmıyor. Ciddi bir adım atmayı bir kenara bırakın davayı sulandırmaya çalışıyor. Katliamı unutturmaya çalışıyor.

Hükümete bağlı adalet bakanlığı ne yaptı. Önce mahkemeyi Diyarbakır'dan aldı. Yasin ve arkadaşlarının mahkemesi Ankara'da devam ediyor. Diyarbakır nere, Ankara nere? Şehit aileleri her mahkeme işlerini güçlerini bırakıp Ankara'nın yolunu tutuyorlar. Mağduriyet üstüne mağduriyet… Bütün bunlar yetmiyormuş gibi mahkeme katilleri adil bir şekilde yargılayıp mahkûm edeceğine mağdurlarla uğraşıyor. Adeta şehit ailelerini cezalandırmaya çalışıyor. Katiller belli olduğu halde mahkemeyi ha bire ileri bir tarihe atıyor.

Şehit aileleri ve avukatları sonunda patlama noktasına geldiler. Hiçbir taleplerini önemsemeyen ve mahkemeyi sulandırmaya çalışan hâkimleri protesto edip duruşma salonunu terk ettiler.

Yasin ve arkadaşlarının katledilmesine gerçekten üzüntü duyuluyorsa, neden katillerin yargılanması konusunda gevşek davranılıyor? Neden mahkemenin sulandırılmasına göz yumuluyor? Katiller ve azmettiricileri konusunda neden ciddi adımlar atılıp soruşturma başlatılmıyor. Yoksa şehitlerin kanları rakiplerle mücadelede bir propaganda aracı mı? Muhaliflerin köşeye sıkıştırılması için yeri gelince kullanılan bir argüman mı?

Böyle değilse şehit ailelerinin bunca mağduriyeti ve mazlumiyeti karşısında niye tepki yok? Niye şehit ailelerinin adalet arayışına destek verilmiyor?

Evet, Yasin artık bir samimiyet sınavı… Şehit Yasin ve arkadaşlarının davası herkes için bir samimiyet testi olmaya doğru gidiyor. Yasin ve şehit arkadaşları için dökülen gözyaşlarından hangisinin içten, hangisinin timsah gözyaşları olup, konjüktürel ve çıkarsal olduğu bu dava karşısında takınılacak tavırdan belli olacak.

Önceki ve Sonraki Yazılar