Yeni Nesil Gelinler

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah'a Salât ve selam da O'nun pak Resulüne olsun.

Yazmak, yazmamak, yazamamak veya yazmak zorunda kalmak… Eliniz azıcık kalem tutuyorsa ve bir kişi de olsa okuyanınız varsa, bazı konular yazarken belki bin kere düşünüyorsunuz. “Yazmak mı daha iyi yoksa yazmamak mı? Yazmak bazı hataların yaygınlaşmasına sebep olur mu?” gibi soruların kemirdiği beyninizden bir delik bulup kaçıverir cümleler.

Yine lafı geveleyip durduğumuza göre farklı bir mesele olmalı, öyle değil mi? Mesele; feminizm rüzgârına kapılan Müslüman genç kızlarımız; başka bir ifade ile ‘yeni nesil gelinler'. Feminizmden daha tehlikeli bir hastalığa yakalanmışlar ki o da ‘feminizme İslami kılıf geçirme' hastalığıdır. Bu kardeşlerimiz evliliği komün bir sistem olarak yaşamak isterler. ‘Herkes kendi hayatını yaşasın, kimse kimseye karışmasın, herkes kazandığını ortaya koysun yiyelim.' tarzı bir hayattır istedikleri. Okumuşluk oranı ve buna dayalı olarak çalışan kadın sayısı arttıkça, bu tarz şartlar sunan bacılarımızın sayısı artacağa benziyor. Kayınvalideye yakın yerde oturmak istememe ise en masum istek olarak görülüyor.

Dedik ya, feminizme İslam kılıfı geçiriyorlar diye. Müstakbel eşe sunulan şartlar devam ediyor: “Yemek yapmam, hazır getireceksin. Çocuklara bakmak zorunda değilim. Bebekken süt vermem, vücudum bozulur; sütanne tutacaksın.” Yuvanın huzuru bozulduktan sonra, vücudun bozulmasa ne olur! Evladına hasret giden analar, analarının kefenin içindeki soğuk yüzünü dahi öpemeyip koğuşun ranzasında battaniyesini gözyaşıyla ıslatan koca adamlar da mı gelmez aklına?

Dünyayı gezmemize gerek yok. Şöyle bir etrafımıza bakalım ve herkesin, mecbur olmadığı işten elini çektiğini düşünelim. Hayat çekilmez olurdu. Hele ki anneler, annelerimiz. Kadınlar hele de...

Kadınların elinin değmediği işin tadı kaçar. Kadının duasıyla pişmeyen yemeğe hiçbir baharat kâr etmez. Kadının muhabbetle dokunmadığı demlik küser çaya ve o çaydan tat alamazsınız. Kadının sevmediği çiçek ya kurur, gider ya da gelişmez. Kadının beslemediği hayvan da ya gelişmez ya da aşırı gelişir ve azman olup sağa sola zarar verir. Hal böyleyken kadının, yani annenin elinin değmediği, sütünün beslemediği, elinin okşamadığı, yemeğinin midesine girmediği bir çocuğun hali nice olur? O çocuk büyür ve yarın o annenin bile başına bela olur.

Çocuk… Ana rahmine düşer düşmez imtihandır. Kıpırdamaz, imtihan; kıpırdar, imtihan; gelişir, imtihan; doğar, imtihan. Çocuk anneye, anne de çocuğa hem rahmet hem imtihan. Zaten hayatın tamamı imtihan değil mi? “Mü'minin her hali şaşırtıcıdır.” şeklindeki hadis-i şerifte hem nimetten hem de musibetten bahsediliyor. Efendimiz (sav) adeta “İkisi de size imtihan.” mesajı veriyor.

Biz Müslümanız. Fakat günahsız da değiliz. Her halimizde Allah'ın rahmetine ve affına muhtacız. Af içinse bahanelere muhtacız. Evet, bazı işleri yapmaya mecbur olmayabiliriz. Fakat çocuğumuzun altını temizlerken “Allah'ım! Ben mecbur olmadığım halde bu çocukla ilgileniyorum. Sen de mecbur olmadığın halde beni affet.” desek fena mı olur?

Biz Müslüman hanımlarız. Komün sistemi ‘common' (yaygın) hale getirip eşimizle ‘Come on man!' tarzı Amerikan takılamayız.

Biz Müslümanız. Çocuklarımızı; ahlakını, ne yiyip ne içtiğini, dahası kimlerle oturup kalktığını, hangi dizilere müptela olduğunu bilmediğimiz bir kadının sütüne ve insafına bırakamayız.

Biz Müslümanız. “Hatice (r.anha) da mecbur değildi Rasulullah (asv)'a azık götürmeye ama canını bile serdi yoluna.” der, önümüze bakarız.

Esma b. Yezid soruyor: “Ya Rasulallah! Biz kadınlar erkeklerin ihtiyaçlarını gideriyoruz. Sizin çocuklarınıza bakıyoruz, işlerinizi yapıyoruz. Ama biz evde oturuyoruz, sizler cihada gidip sevap kazanıyorsunuz.” deyince Efendimiz (sav) buyuruyor ki:

“Sizin evinizde iffetinizle oturup çocuk bakmanız cihada denktir.”

Bu müjdeyi duyan Hz. Esma yüksek sesle tekbir getiriyor. Allâh-u Ekber. Ne büyük kâr! Ne mühim kazanç! Kutlu doğumu ve Üç Ayları idrak ettiğimiz bu en mübarek günlerde, sahabenin ahlâkıyla ahlâklanmaya niyet edelim. Niyet edelim isâra, başkasını kendi nefsimize tercih etmeye. Niyet edelim yuva kurmaya, imtihan edildiğimizde dinde sabitkadem durmaya ve bu suretle Hakk'ın rahmet kapısını çalmaya.

Receb-i Şerifiniz ve Kutlu Doğum programlarınız mübarek olsun. Dualarınızda yerimiz olması dileğiyle… Rahman'a emanet olunuz.

Önceki ve Sonraki Yazılar