Ateşkes ‘ateşi' kesecek mi?

Suriye'de nihayet bir ateşkes anlaşması imzalandı. Türkiye ve Rusya'nın garantörlüğünde, Esed rejimi ve Muhalif grupların (DAEŞ ve Nusra Cephesi hariç) uymayı taahhüt ettikleri bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi. Artık silahların susması ve insanların ölmemesi adına büyük bir müjdedir. Halep trajedisi hala hafızalardaki yerini kururken, her gün vahşi bombardımanlar sonucu enkaz altından çıkarılan cansız bedenlerin görüntüsü zulmün ve gaddarlığın dehşetini bizlere yeteri kadar anlatıyor.

Son on yılın en büyük katliamlarının yaşandığı Suriye'de barış adına bu atılan adamı ciddiye almak, herkesin ve her kesimin dört elle bu işe sarılması bir insanlık onuru olacaktır. İnsanlar, birbirlerini vurmak için silahlarına davranmayacak, geçici de olsa silahlarının namlularını aşağıya indirecek ve geride bıraktıkları enkaza bakarak, eğer düşünebilirlerse bu yaptıklarının anlamsızlığından hareketle bu ateşkes fırsatını barış sürecine çevirmek için yeni bir anlayışa gireceklerdir.

Suriye'de yaşayan her kesimin buna şiddetle ihtiyacı vardır. Ateşkes Esed rejimi için de, muhalifler için de büyük bir şanstır. Silahların ve bombaların söz sahibi olduğu zeminde akl-ı selim ile düşünmek ve sağlıklı adım atmak mümkün değildir. Gerginliğin ve çatışmanın hissiyatları beslediği yerde, sağlıklı düşünmek ve akl-ı selim ile hareket etmek devre dışı kalır. İhtiraslar, gaddarlıklar ve zulümler devreye girer. Böylesi zamanlarda yapılan ‘işlerin' vahameti pek anlaşılmaz, geriye dönüp ceset yığınlarına, tahrip edilmiş şehirlere ve yok edilmiş ‘geleceklere' bakıldığında pişmanlıklar başlayacaktır. Ancak o zaman çok geç kalınmış olacaktır.

Tıpkı bugün bu ateşkesin yürürlüğe girmesinin çok ama çok gecikmiş bir adım olması gibi. Bütün bunlara rağmen ateşkes bir umut ışığı olarak ortaya çıkmıştır. Bu umudu besleyip büyütmek ve gerçek bir barış sürecine çevirmek herkesin esas meselesi haline gelmelidir. Çatışan tarafların hemen bir tefekküre dalıp bugüne kadar ‘ne elde ettiklerine' bakmalarını, en azından bundan sonra daha fazla tahribata, ölüme ve yokluğa sebebiyet vermemek için kendilerini ciddi bir muhasebeden geçirmeleri gerekir.

Ancak işlerinin hiç de kolay olmadığını söylemek kehanet olmayacaktır. Zira bugüne kadar sadece Suriye'deki ateşe körükle yaklaşanların, taraflara silah ve fitne ortamı sağlayanların, kandan ve kaostan beslenenlerin bu işten memnuniyet duyacaklarını sanmıyorum. Çatışma ortamının oluşması için her türlü fitneyi ortaya koyanların, etnik, mezhep ve bölge faklılıklarını derinleştirip bundan harabe olmuş bir ülke devşirenlerin bu ateşkese ‘ateşkes' ile karşılık vereceklerini sanmıyorum. Ama yine de ümidimizi her şeye rağmen korumak ve barış sürecinin başladığı bir güne uyanmak istiyoruz.

Kukla Arap Birliği, batıya alelacele hitaben:” Uluslararası bir gözlem heyetinin bu işe dâhil olmasını ve gerçek bir iradeyle var olmasını istiyoruz” diye seslenmeye başladı. PYD, bizi kimse görüşmelere çağırmadı' diyerek maşalık görevine devam edeceğinin sinyalini verdi. ABD, ‘masaya davet edilmedik' şeklinde memnuniyetsizliğiyle beraber kaosa ve yıkıma yapmış olduğu bunca yatırımdan vazgeçmeyeceği imasında bulundu. DEAŞ ve Nusra söylem ve faaliyetlerinden dolayı denklem dışı tutuldu. Bütün bunlara bakıldığında ateşkesi isteyenler kadar, belki de daha fazla ‘ateşi' büyütmeyi esas görev belleyenler de sinsice pusuda beklemektedirler.

Her şeye rağmen ateşkes sağlanmışsa, izan ve insaf sahibi, insanlık onurunu kaybetmemiş her kes ve her kesim buna sahip çıkmalıdır. Bu ateşkesin kalıcı hale getirilip, bir barış sürecine başlangıç olmasına gayret edilmelidir. Taraflardan her birinin daha fazla vebalin altına girmemesi ve insanlık adına artık kan dökülmemesi için bu ateşkes çağrısına evet diyelim.

Önceki ve Sonraki Yazılar