M. Müfit YARAY

M. Müfit YARAY

Çözüm süreci bitiyor mu?

Çözüm süreci büyük umutlarla başlamıştı Türkiye’de. Pek çok kimse sürecin sağlıklı yürüyeceğine inanmasa da gelişmeleri olumlu karşılıyordu. Ancak ilk günlerden itibaren bazı aşırı Türk ve Kürt milliyetçileri bu sürecin asla başarılı olamayacağını ısrarla dile getiriyorlardı. Bunlara göre diyalog başlamış olsa da tarafların bu süreci devam ettirmesine imkan yoktu ve eninde sonunda bir gün yine savaş başlayacaktı. Bu görüş sahiplerine göre tek bir çözümü var o da savaştır. Savaştan ve karşı tarafı gerekirse toptan yok etmekten başka çare yoktur. Her iki tarafın şahinleri sayılan bu düşünce sahipleri aslında bu ülke için en büyük tehlikeyi oluşturuyorlar. Uzun yıllardan beri Türkiye’ye kan, gözyaşı, kin ve nefret getirenler de bunlardan başkası değil aslında. Bunlar, çözüm için ne söylenirse söylensin, hangi adım atılırsa atılsın savaş çığırtkanlığı yapmaktan asla vazgeçmezler.

Ancak son bir ayda meydana gelen gelişmeler şahinlerin bu fikirlerini destekler mahiyette gelişiyor. Çünkü son bir ayda PKK onlarca silahlı eylem gerçekleştirdi. Kimilerine göre bu eylemler barış sürecinin bittiğini gösteriyor, kimileri de zaten biz daha önce bu işin yürüyemeyeceğini söyledik ama kimse bizi dinlemedi demeye başladı bile.

Olaylar dikkatlice incelendiğinde bu son eylemler aslında perde arkasında tarafların birbirleriyle kıran kırana bir pazarlık yaptığını gösteriyor. Evet son eylemler ilişkilerde bir sıkıntının olduğunu da gösteriyor kuşkusuz. Ancak birçok tarafsız yorumcuya göre bu eylemler aslında “Öcalan’ın savaş kartını tekrar göstererek masadaki konumunu güçlendirmeye çalışması” şeklinde yorumlanıyor.

Aslında çözüm sürecinin başladığı günden itibaren PKK’lilerin devletin güvenlik güçleri dışında bölgede kendilerine muhalif gördükleri oluşumlara yönelik, baskı ve sindirme çabaları hiçbir zaman durmadı. Bu çerçevede son bir yıl içinde sadece HÜDA PAR’a yakınlığı ile bilinen kişi ve kuruluşlara PKK’lerin 200’den fazla taşlı, sopalı, molotoflu saldırı düzenlemesi bu iddianın en önemli ispatı. Ancak son bir ayda PKK’nin silahlı eylemlerinin hedefinde artık resmen devlet güçleri var. Son bir aydan örnek verecek olursak;

26 Mart 2014, Şırnak’ın Silopi ilçesinde PKK’nin yaptığı molotoflu saldırıda polis memuru Zeynep Özçelik yanarak ağır yaralandı.

06 Nisan 2014, KCK, İmralı görüşmelerinin yasal çerçeveye oturtulmasının yanlış olacağını söyleyen Başbakan Tayyip Erdoğan’ı tehdit etti.

14 Nisan 2014, PKK’li teröristler, Hakkari’nin Şemdinli ilçesindeki 11’inci Komando Bölüğü unsurlarına DOÇKA ve Bixi gibi ağır makineli silahlarla saldırdı.

27 Nisan, Hakkâri’nin Şemdinli İlçesi’nde Irak sınırında bulunan Kale Tepe Mevkii’ndeki askeri birliğe PKK’lılar tarafından taciz ateşi açıldı.

27 Nisan 2014, Diyarbakır’da terör örgütü PKK sempatizanı bir grup,  akşama doğru Bingöl - Diyarbakır yolunu kapattı, 2 jandarma uzman erbaşı kaçırdı.

30 Nisan Tepe Jandarma Karakol Komutanlığı’na giden askeri helikoptere PKK’lılar tarafından açılan ateş sonucu, 4 kurşunun isabet etti.

Evet olaylardan bazıları kısaca böyle. Görüldüğü gibi son bir ay da onlarca eylem var ortada. Hükümet kanadında bu eylemlerle ilgili ses seda yok. Belli ki Hükümet her şeyi sinesine çekerek her şeye rağmen süreci devam ettirme niyetinde.

Peki, PKK’nin bu son eylemlerde amaç ve hedefi ne?

Kandil’in bu eylemlerden ve gerilim siyasetinden birkaç şeyi hedeflediği anlaşılıyor.

Masadaki Öcalan’ın elini ve dolayısıyla pazarlık payını güçlendirmek.

Öcalan çözüm süreci için yasal güvence istiyor. Aslında söylentilere göre BDP seçimden önce bu konuyla ilgili bir yasa teklifini hükümete iletti, ancak hükümet henüz bu konu ile ilgili bir adım atmadı.

Yine Öcalan cezaevi koşullarının iyileştirilmesini, adaya gazetecilerin gelmesini ve kendisiyle görüşmesini istiyor. Kandil, hâlen sürmekte olan karakolların yapımının durdurulmasını ve özerklik ile ilgili adım atılmasını istiyor.

Ancak hükümet Gezi Parkı ve 17 Aralık sürecinden sonra, girilen seçim atmosferinde PKK ve Kandil’in beklediği adımları pek atacağa benzemiyor.

PKK’nin son bir ayda yaptığı silahlı eylemlerin, bu hedeflere ulaşmak için Hükümet’e silahların hala bir seçenek olarak ortada olduğunu gösterme arzusundan ibaret olduğunu söyleyebiliriz. Yoksa çatışmaların yeniden başlaması PKK’nın de işine gelmez aslında. Çünkü PKK’nin silahlı güçlerinin büyük çoğunluğunun halen Rojava bölgesinde olduğu bilinen bir gerçek. Onların Türkiye’ye kaydırılması Rojava’daki kazanımlarını ciddi manada tehlikeye atmak olacağından şu anda Türkiye’de geniş kapsamlı bir hareketlenme beklenmiyor.

Bu da çözüm sürecinin hala bitmediğini ve bir süre daha ağır aksak da olsa süreceğini gösteriyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar