Eğilmeden Bükülmeden Dik Durabilmek

Gecenin bir kısmında Rasulullah (sav) ‘i Mescid-i Haram’dan, Mescid-i Aksa’ya oradan da bazı ayetleri kendisine göstermek için, gökyüzüne yükselten Allah’a Hamd olsun. O kutlu yolcuya, ehline, ashabına binlerce selat ve selam olsun.

           Dünya hayatı, hak ve batıl mücadelesinin devamlı olduğu bir arenadır. Bu mücadele Hz. Âdem’den kıyamete kadar sürecek zorlu bir süreçtir. Allah (c.c.) insanoğluna bu imtihan ve mücadele için kısıtlı bir süre tayin etmiştir. Allah(cc) indinde olan ve tayin edilmiş bu süre içinde insanoğlu çeşitli bela ve musibetlerle imtihan edilir. Hakkın savunucuları ve dava erleri hak ve batıl mücadelesinde eğer Allah’ın rızasına ulaşmak istiyorlarsa, küfre, zalimlere, despotlara karşı eğilmeden bükülmeden dik durmak zorundadır. Aksi takdirde bu mücadeleyi baştan kaybedenler zümresinden olurlar.

           Hz. İbrahim’in Nemrut’a karşı duruşu, Hz. Musa’nın Firavun’a karşı duruşu, Hz. Muhammed (sav)’in Mekke müşriklerine karşı duruşu tevhidi bir duruştur. İslam’ın en temel şartlarından biri zalimlere ve tuğyanlara karşı dik durmaktır. Bilal gibi, Ammar gibi, Yasir ve Sümeyye gibi binlerce örnek verilebilir.

            Halka ve Hakka hizmeti kendine şiar edinmiş bir müslümanın önüne her imanlı bedenin kaldıramayacağı zorluk ve sıkıntılarla mutlaka karşı karşıya kalacaktır. Bu yol sıratel müstakim yoludur. İşte bu yolda eğilmeden bükülmeden dost doğru ilerleyenler Allah’ın sevgili kullarıdır. Tarihi sürece bakıldığında bu niyetle yola çıkmış insanları, cemaatleri, teşkilatları görürsünüz. Ama bir süre sonra bunların tarihten silindiğini, akidelerinin bozulduğunu, bir zamanlar mücahit iken mütahit olan ve hiçbir başarı elde edemeden yok oldukları görülür. Ve bu insanlar kesinlikle iyi niyetle yola çıktıkları halde sizce ne oldu da ihlâslarını kaybederek sıratel müstakim yolundan saptılar ve savruldular. Âcizane ben,  iyi niyetle yola çıkmış bu insanların dost doğru yoldan sapmalarını dört ana sebebe bağlıyorum. Karşılarına çıkan zorluk ve meşakkatlere karşı direnememeleri, davalarında tavizkâr davranmaları,  sisteme entegre olmaları ve dünyevileşmeleridir.

            Küfür sistemi bu saydığım maddeleri çok güzel dava sahibi insanlar üzerinde uyguluyor.  İnsanları iki tercih arasında karar vermeye zorluyor. Tam da bu noktada cinni ve insi şeytanlar devreye giriyor. Eğer bir Müslüman sağlam bir imana ve iradeye sahip değilse maalesef kaybedenlerden oluyor. Bu, üç aşamada gerçekleşiyor. Ya dünyadaki bütün sıkıntılara karşı dik durup, sabrederek Allah ve Rasulünü dost kabul ederek ahiret hayatını tercih edecek. Ya da cinni ve insi şeytanları dost edinip, ahiret hayatını elinin tersiyle itip, dünya hayatını tercih edecek. Biri, sivrisineğin kanadı kadar kıymeti olmayan Dünya hayatını tercih etmiş. Diğeri ise içinde insanoğlunun idrak edemediği sayısız nimetlerin bulunduğu ebedi bir (Cennet) hayatını tercih etmiştir. Bu iki duruş gayet net bir duruştur. Fakat en önemlisi üçüncü aşamadır. Birileri Müslümanlara hem bu dünyada hem de ahiret hayatında baş tacı edileceksin diye yeni bir hayat modeli sunuyor. Ama unutulmamalıdır ki dünyasını feda etmeyen cenneti kazanamaz.  Bu hayat modeli “halka hizmet, hakka hizmet ise gerisi teferruattır“ diyecek. Hizmet adına her yolu mübah gören bir modeldir.

Hem Müslüman olacaksın hem de Amerika ve İsrail gibi zalimlere dost olacaksın. Hem Müslüman olacaksın hem de mazlum ve mustaz’af insanları tanımayacak, görmeyecek ve duymayacaksın. Hem Müslüman olacaksın hem de Dünya hayatını kendine cennet kabul edeceksin. Müslümanların ayaklarının kaydırılmasına ve sıratel müstakimden savrulmasına neden olan en tehlikeli tercih budur. Çünkü bu tercih insana sıkıntısız, zahmetsiz bir dünya ve ahiret hayatında da cenneti vaat ediyor. Bu da insanoğlunun nefsine gayet cazip geliyor. Nefse hoş ve cazip gelen her duygu, düşünce ve yaşayış insanı cennete değil, bilakis cehenneme yaklaştırır.

            Rabbim bizim ayaklarımızı sıratel müstakimde sabit kılsın. Zalimlere karşı dik duran, mazlum ve mustaz’afların yanında yer alan kullarından eylesin. Amin

Çınarınsesi.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar