Abdulhalim SEÇKİN

Abdulhalim SEÇKİN

Eylemlerin Ekonomiye Yansımaları

Gezi Parkı’nı topçu kışlasına çevirme girişimini engellemeye çalışmak için yapılan eylem ve protestolar, tamamen ideolojik eylemlere dönüştürüldü.  Marjinal gruplar hazır tetikte beklercesine Gezi Parkı’nda kaldırılan ağaçları bahane ettiler. 
Duvarlara, arabalara veya yerlere yazılan sloganlar ve o sloganların içerikleri, bu eylemleri yapanların taşkınlık meydana getirmekten başka hiçbir hedeflerinin olmadığını gösterdi.  Olaylar esnasında eylemcilerin rengini ve düşüncesini en net ortaya koyan ve çok da üzücü olan şey, tarihi camide yapılanlardır. Camideki halılara ayakkabıları ile basan göstericiler, dedelerinin izinde gittiklerini ispat edercesine camiyi bir çöp yerine dönüştürdüler. Camilerin, Beytullah olan Kâbe’nin bir şubesi olduğunu ve Kâbe’ye saldıran fil ordusuna karşı ebabil kuşlarının varlığını kendilerine hatırlatırım. 
 
Taksim ve çevresindeki semtlerde, İslami STK ve derneklere tencere tabaklarla saldırıldı. Bu da göstericilerin gaye ve hedefini göstermiyor mu? Bunu dindar kimi çevreler yapmış olsaydı tepkiler acaba nasıl olurdu? Bir ayı aşkın tüm yurtta kutlanan kutlu doğum etkinliklerini görmezden gelen kimi basın ve yayın kuruluşları göstericileri haklı çıkarırcasına kesintisiz yayın yaptılar, halka verilen zararları görmezden geldiler.
 
Halkın gördüğü maddi ve manevi zararlar, kelimelerle ifade edilemez. 
Olaylar nedeniyle, Borsa İstanbul (BİST) son on senenin en sert düşüşünü yaşadı. Borsa, yeni haftaya yüzde 6,43 kayıpla başladı. Kapanışta ise yüzde 10,5 düşüş kaydetti. 9.006 puan değer kaybederek 76.983 puana düşen satışların banka hisselerinde yoğunlaştığı borsada banka hisseleri yüzde 11’i bulan kayıplara uğradı. Borsada işlem gören şirketlerin toplam piyasa değeri de bir günde 33 milyar dolar eriyerek 291 milyar dolara geriledi. Dolar 1.90 TL’ye çıktı. 
Borsanın bu kadar ani ve bu kadar sert düşüş yaşaması, Türkiye’de ekonominin ne kadar hassas dengeler üzerinde oturduğunu gösterir. Maksadını aşan eylem ve söylemlerin halka nelere mal olduğunu çok rahat bir şekilde ortaya koyar. Haram olan ve ülke olarak bütün alanlardan çıkarılması gerektiği halde çıkarılmayan fakat Müslüman bireyleri de etkileyen şu faiz melanetinin böylesi günlerde daha bir etkisini gösterdiği bir gerçektir.
 
Kasım 2000 krizi ve Şubat 2001 krizini hatırlarınıza sunmak istiyorum. 
2000 Krizin ilk gününde merkez bankasından 3 milyar dolar çekildi. 1 Aralık 2000 günü, İMKB bir şok yaşayarak %26 oranında düştü. Gecelik repo faizi % 1.700 seviyesine yükseldi. 
 
Yine 19 Şubat 2001’de dönemin Cumhurbaşkanı Sezer ve Başbakanı Ecevit arasında meydana gelen sert tartışma sonrasında, kurul tarihinde ilk kez başbakanın toplantıyı terk etmesi ve içeride olanları basına açıklaması ile mali piyasalar alt üst oldu. İMKB yüz endeksi %14,6 oranında düşerken repo faizleri %760’a yükseldi. Merkez Bankası’ndan 7,6 milyar dolar çekildi. Kriz derinleşti ve üç gün içerisinde merkez bankası rezervleri 27,9 milyar dolardan 22,6 milyar dolara indi.  Bankalar arası para piyasasında gecelik faiz oranı, önce %3000 sonra % 7500’e yükseldi. Hazine %144 faiz oranı ile borçlanabildi. Döviz kurlarının dalgalanmaya bırakılması ile beraber Türk lirası %40 oranında değer kaybetti. Bu sonuç bir anda devletin dış borcunun Türk lirası cinsinden 29 katrilyon artmasına neden oldu. Dolar 686,5 lira seviyesinden 920,0 seviyesine çıktı. 
 
Bu verileri vermemin sebebi ekonominin ne kadar hassas dengeler üzerinde oturduğunu, eylem ve söylemlere dikkat edilmediği zaman piyasaların ne kadar etkilenebileceğini göstermek içindir. Bu yüzdende gecelik repo faizlerinin artış miktarlarından da örnekler verdim. 
 
Bu olayların sebepleri her ne olursa olsun eylemlerdeki taşkınlıklar, çevreye verilen maddi ve manevi zararlar, bir haklılık çerçevesinde değerlendirilemez. Hiçbir hak başkasının hakkını çiğnemeye sebep değildir.
 
Vesselam…
 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar