Zülküf RÜZGAR

Zülküf RÜZGAR

Filistin Uzlaşısı

Filistin’deki siyasi birliktelik çabaları, her seferinde bir engele takılıyor ve umutlar başka bir bahara kalıyor.
İslami Direniş Hareketi liderlerinden Salah El-Berdevil, uzlaşı görüşmelerinin ileri bir tarihe ertelendiğini belirterek ertelemeden El-Fetih Hareketi’nin sorumlu olduğunu söyledi.

Aslında bu çabaların başarısı konusundaki El-Fetih’in müzmin ve uzlaşmaz tavrı biliniyor. Ama her şeye rağmen, birçok olumsuzluk görmezlikten gelinerek Filistin halkının birlikteliği adına bu adımlar atılmaya çalışılıyor ve süreç yeniden başlatılıyor.

Filistin uzlaşısı konusundaki temel problemleri şu başlıklar halinde sıralamak mümkündür:

1. El Fetih’in Ciddiyetsizliği: Salah El-Berdevil’in açıklamalarında belirttiği gibi El-Fetih’in bu konuda ciddi bir tutumu ve kararlı bir duruşu yoktur. Bir yandan uzlaşıdan bahsederken diğer taraftan uzlaşmayı baltalayan hiçbir politikasından vazgeçmiyor. Aksine her geçen gün bu konudaki sabıkasını daha da kabartıyor. Uzlaşma müzakereleri sürerken bile Mahmut Abbas’ın koruyucu güvenlik gücü ara vermeden operasyon yapıp Hamas üyelerini gözaltına alıyor ve tutukluyor. Böylelikle siyonist rejimin gözüne girmeye çalışıyor. Abbas güçlerinin bu operasyonları, bazen de Hamas’ın lider kadrosuna yöneliyor. Bu adım ile Hamas’ın Batı Yaka’daki direniş potansiyeli zayıflatılıyor.

2. El-Fetih, Filistin’in dinamiklerini görüp buna göre politika üretmek yerine, küresel ve bölgesel aktörlerin kuklası olmayı tercih ediyor. Şu an El-Fetih, küresel aktörlerin ve siyonistlerin bölgesel siyasetlerinin bir parçası haline gelmiştir.
Filistin Özerk Yönetimi ve Fetih Hareketi, gözünü ABD Başkanı Barack Obama’nın bölgeye yapacağı ziyarete ve işgal yönetimiyle yapılacak müzakerelere çevirmiştir.

Filistin Özerk Yönetimi, anlamsız müzakereler peşinde koşmakta, uzlaşıya ve Filistin halkına sırt çevirmektedir. Ramallah yönetimi, uzlaşı görüşmelerine hâlâ taktik gözüyle bakmaktadır.

Direniş seçeneğini göz ardı eden El-Fetih, umudunu ABD ve siyonistlerin merhametine bağlamıştır. Bu konuda verilen siyasi rüşvet ve ulufeler, El-Fetih’in Filistin politikasını belirleyen temel etken olmuştur. Tüm umutlarını dış yardımlara bağlayan Abbas ve ekibi, dış yardımların kesileceği tehdidi ile terbiye edilmektedir. Bir ulusun kaderi, dış yardımlara ve lütuflara bağlanmak isteniyor.

3. El-Fetih, siyonistlerin Kudüs ve Mescid-i Aksa konusunda atmış oldukları adımlar başta olmak üzere yaptıkları hamleleri görmezden gelerek bu konuda hiçbir adım atmıyor. Kudüs’ün Yahudileştirilmesi projeleri görmezlikten gelinmektedir. Tam tersine direnen Filistinlilere karşı operasyona girişmektedirler.

4. Filistinli esirler konusunda Mahmut Abbas’ın hiçbir çabası yoktur. Hatta ajandasında böyle bir madde bile yok. Sadakati efendilerine biat olarak bilen Abbas, Filistin davası ve mücadelesinde çok önemli bir yere ve fonksiyona sahip olan bu davanın çilekeş erlerini çoktan unutmuşa benziyor. Siyonist zindanlarında Filistinli mazlum esirlerin işkence ile şehid edilmesi bile bu güruh açısından fazla bir şey ifade etmiyor. Tutsaklara baskı ve zulmün hafifletilmesi konusunda herhangi bir adım atmak bir yana, bu konuda açıklama ve kınama bile göremiyoruz. Filistinli esirler üzerinde her geçen gün ağırlaşan baskılar, beraberinde üçüncü intifadaya kapı aralarken El-Fetih yine işbirlikçi tavrından vazgeçmiyor. Ayrıca, Mahmut Abbas defalarca üçüncü bir intifadaya karşı olduğunu söyledi.

5. Hamas, siyonistlerin meşruiyetini ve iki devletli çözümü kabul etmezken El-Fetih bütün politikasını bunun üzerine kurmuştur. Hani, iki devletli çözüm derken de siyasi, ekonomik ve sosyal realiteye uygun, demografik yapı göz önünde bulundurularak adil şartlarda ve zeminde önerilen iki devletli çözüm akla gelmesin. Filistinliler açısından iki devletli çözüm ile bahşedilen lütuf değil, tam bir felaket ve fecaattir. Buna devlet demek için bin şahit lazımdır. Ve yeryüzünde de bunun bir örneği yoktur. Zaten maksat devlet kurmak değil, işgali meşrulaştırmak, siyonistlerin her türlü gasp ve işgallerini anlaşmalarla hukuki bir statüye kavuşturmaktır.

6. En az Filistin’de yaşayanlar kadar Filistin’in sahibi olan mülteciler konusunda da El-Fetih’in tavrı tam bir ihanettir. Milyonlarca Filistinliyi yok sayan siyonist tezler biraz makyajlanarak Özerk Yönetim’in tezine dönüştürülmüştür.

7. Dış baskılar: Hamas liderlerinin de beyan etmiş oldukları üzere uzlaşmayı engelleyen en önemli nedenlerden birisi de dış baskılardır. Özellikle bu konuda Amerika’nın tehdit ve baskıları belirleyicidir. Siyonistler bile uzlaşı arayışlarının yoğunlaştığı zamanlarda Abbas’a “Ya bizi, ya da Hamas’ı tercih et” diyebilmektedirler. Maalesef her seferinde Hamas yerine siyonistler tercih edilmektedir.

8. Batı Şeria’da Mahmut Abbas güçleri ile siyonistlerin kolluk kuvvetleri arasında akıllara zarar bir koordinasyon var. Bu işi beraberce devriye atmaya kadar vardırmaktadırlar ve bunda da hiçbir mahzur görmemektedirler.

Siyonistlerin zindanlardan salıvermek zorunda kaldığı esirleri, Mahmud Abbas’ın güçleri toplamaktadırlar.

Yukarıda belirtilen bu ve kaynağını bu nedenlerden alan sorunlar sebebi ile her seferinde uzlaşı çabaları başka bir bahara kalıyor.

En son, yine tüm çabalara rağmen Filistin uzlaşısının ileri bir tarihe ertelenmesinin altında yine El-Fetih’in uzlaşmaz tavrı yatıyordu.
 
 
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.