M. Zülküf YEL

M. Zülküf YEL

Halep

Suriye'de tek kelime ile bir insanlık dramı yaşanıyor. Bu savaşta en çok siviller zarar görüyor. Özellikle kadınlar ve çocuklar, bu acımasız savaşta en çok mağdur olan kesimi oluşturuyor. Çoğu zaman emperyalist Rusya ve Amerika'nın farklı bahanelerle yaptığı bombardımanın neticesinde şehit olan onlarca çocuğun bedeni yan yana diziliyor. Hatta daha anne karnında iken ve hayata gözlerini açamadan, bu dünyadan göçen yüzlerce bebek var. Taraflara soracak olursanız, herkes kendisine göre onlarca haklı gerekçe ortaya koymaya çalışmaktadır. Kimisi Amerika'nın bombardımanından medet umarken, kimisi de Rusya'nın bombardımanından medet ummaktadır. Bunlar dışında; hem Amerika ve Rusya'nın bombardımanından medet umanların yanı sıra, hem Amerika'nın hem de Rusya'nın bombalarına maruz kalanlar vardır. Her iki emperyalist güç ve müttefikleri, mazlum sivil halkı ittifakla bombalamaktadırlar. Ve emperyalistlerin asıl üzerinde ittifak ettiği husus ise, Suriye sahasındaki İslami direniş güçlerinin tamamen imha edilmesi gayretidir. Suriye sahasında günü birlik ve değişken ittifaklara şahit oluyoruz. Baş döndürücü gelişmeler var. Son derece kirli ve derin ilişkilerle buradaki siyaset ve sahadaki mücadele dizayn edilmeye çalışılmaktadır. Bölge ülkeleri ve yerel güçler oluşturulan bu kirli siyaset çarkı içerisinde bir tarafta yer almaya zorlanmaktadır. Herkese adeta bir konum biçilmiş, dizayn edilen siyasi denklem içerisinde herkes kendi rolünü oynamayı hayat memat meselesi olarak görmektedir. Bütün varlığı ile odaklandığı stratejiden başka bir alternatiflerinin olmadığı konusunda, kendi taraftarlarını ve üçüncü tarafları ikna etmeye çalışmaktadırlar.

Bütün bu hesapların arasında, hesaba katılmayan kayıplarımız vardır. Tarihimiz ve şehirlerimiz, her türlü kaynak ve zenginliğimiz kaybolup gidiyor. Bunlardan daha da önemlisi, islamî ve insanî değerlerimiz her geçen gün daha fazla erozyona uğruyor. İslami ve insani değerlerimizin yerini, siyasi çıkarlar almaktadır. Tek geçerli ölçümüzün Kur'an ve sünnet olması gerekirken, siyasi önceliğimiz istikametimizi tayin etmektedir. İslam ümmetinin büyük bir kısmının Suriye'deki durumu budur. Özellikle siyasi hesapların dini kisvelerle icra edilmesi, son derece çirkin ve rezilcedir. Siyasi ihtiraslar ve hesaplar, gözleri tamamen kör etmektedir. İşte Halep... Halep'te katledilen çocukların şahsında insanlığımız toprağa gömülmektedir. Masum çocukların kuzular gibi naaşlarının yan yana dizilmesi, vicdan sahipleri dışında hiç kimseyi sarsmaz iken, Müslümanlığımız ve insanlığımız bombalarla moloz yığınlarının altına gömülmektedir. Bizlere mezarlarımızı ellerimizle kazdırıyorlar, daha sonra insanlığımızı, onurumuzu ve bütün değerlerimizi ellerimizle bize gömdürüyorlar. Halep, bir ibret vesikasıdır. Haçlı koalisyonu Halebi var gücü ile bombalarken, bölgesel güçler ise, sadece Halep'in ne zaman düşeceği ile ilgileniyorlar. Ey Müslümanlar, kendinize gelin! Hiçbir siyasi hesap ve strateji, kadınlarımızın ve masum çocuklarımızın kanından daha değerli değildir. Hiçbir mevzi ve kazanım, zalimleşmeye değmez. Haçlıların çocuklarımızı bombalarla paramparça etmesi, utanç olarak bize yeter. Küfrün farklı renklerinin safında yer alıp zalimleşmek yerine, izzetimizle ve onurumuzla ayakta kalıp haklarımıza sahip çıkalım. Zalimce Ortadoğu'nun fatihi olmak yerine, mazlumca ve özgürce kara toprağa düşmek daha iyidir. Rabbimiz ile olan ahdimizi ve sorumluluğumuzu unutmayalım. Zalimleşmek ne zamandan beri mübah oldu ey Müslümanlar? İslam'ın neresinde zalimleşmeye cevaz vardır? Zülüm ve küfre karşı durmayı misyon edinen bir peygamberin ümmeti, ne zamandan beri zalimliği sevmeye başladı? Özgür ve adil olmak bize yakışıyorken, zalimlerin safında niye yer alıyoruz? Tüm Müslümanların kendilerini hesaba çekip nereye gittiğimizi görmeleri lazımdır? Zalime meyletme, cehennem ile cezalandırılmaya yeter iken, bizatihi zalimleşenlerin, Kahhar olan Allah karşısındaki halleri nice olur? Yarın o siyasi hesap ve kitaplarınız, mazlumların Rabbi olan Allah karşısında hiçbir mazerete gerekçe olamaz. Çocuklarımız bombalarla paramparça oluyorken, siz siyasi hesap ve kitaplardan bahsetmeye utanmıyor musunuz? Bu kadar mı körleştiniz? Kalpleriniz ve vicdanlarınız öldü mü? Onur ve haysiyetimiz ayaklar altına alındıktan ve biz, “biz” olmaktan çıktıktan sonra, bütün dünyanın hazineleri sizin olsa bile ne anlam ifade eder?

Başta Halep olmak üzere, bütün insanlarımız için, özellikle de çocuklarımız için ayağa kalkmalıyız. Zalimlerin, işbirlikçilerin ve menfaatperestlerin yüzlerine tükürme zamanıdır. Bu zulme herkesin dikkat çekmesi lazımdır. Ellerimizdeki imkânları zorlayarak neler yapabileceğimizi yeniden düşünmeliyiz. Ha Halep, ha evimizin içi... Herkes, Halep'te şehit edilen çocukların, kendi çocukları olduğunu hayal etsin. Vicdanların feryat etmesinin zamanıdır. O çocuklar bizimdir. O çocuklarımız bombalarla paramparça edilirken, herkes imanını ve insanlığını bir kez daha sorgulamalıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar