Her Yerde Ölen Benim

Allah’ın adıyla “Mübarek Ramazan’dır, gündemi es geçecem” dedim olmadı. Dökülen bu kadar kana, yapılan bunca zulme duyarsız kalamadım. Diyeceksiniz ki duyarsız kalamıyorsunuz da ne yapıyorsunuz.Tepkilerimiz sınırlıdır. Mısır’da milyonlarla beraber izzetli bir duruş sergileyenlerimiz tabiî ki var. Fakat ümmetin geneli sessiz, tepkisiz çoğunluk. Ümmet bu acınacak halinden ar etmiyor, silkinip de kendine gelmiyor. Kardeşleri vahşiyane öldürülürken seyrediyor. Onların içinde bulunduğu halin, onlara uygulanan vahşetin bazı karelerine bakamıyoruz bile.

Geçen internet üzerinde karşılaştığım sadece üç tane kareden bahsedeyim size. Karelerden biri şehit edilmiş orta yaş bir Müslüman kardeşimize aitti. Yüzünde alnından boğazına kadar paralel iki derin yarık vardı. İkinci kare bir bebeğe aitti, yüzünde yara yoktu, kefeninin içinde ve alnında “lailahe illallah” bandajı bağlıydı. Tüm masumiyetiyle yüzü gülüyordu adeta. Fotoğrafın altındaki bilgilere bakmayanlar şehit bebeğin uyurken güldüğü zannına kapılıyordu. Üçüncü kare, insanın içini parçalayan, insanlığından utandıran, insanın başını önüne eğdiren bir kareydi.

İyice bakamadım, şehit miydi gazi miydi onu da bilmiyorum. Bir çocuktu yaşı beş altı mı yedi sekiz mi desem bilmiyorum. Karenin dehşetinden bu bilgilere odaklanamadım, bir iki saniyelik bir iki kez bakmaya çalıştım, başkalarına gösterdim. Çocuğun hemen hemen bele kadar bacakları parçalanmış, kopmuştu. Kanlar içindeydi, kollar var mıydı, onu da bilmiyorum…

Yakıldığından kömürleşmiş, üst üste yığılmış, yan yana dizilmiş cesetler bir yana; sadece bu kareler bile ümmetin içinde bulunduğu mazlumiyete tercüman olmak için yeter ve artar bile.
Evet, kareler fazlasıyla kardeşlerimizin mazlumiyetlerini dile getiriyor:
“Size ne oluyor da, Allah yolunda ve, “ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran mustazaf erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz? (Nisa -75) ayeti kerimesi de aynı minvalde bu acı manzarayı tüm gerçekliğiyle ortaya koyuyor.


Arakanlı Müslümanların “bizden başka Müslüman yok mu?” çığlığı hala kulaklarımızda, utanıyor muyuz? …
Garibinize gitmiyor mu? Nerde bir Müslüman varsa oradan çığlıklar yükseliyor arşa. Her yerde Müslümanın başına bin bir çorap örülmüş; orda entrikaların, komploların, fitne kazanlarının bini bir paradır. Tüm müstekbirler de vampirler gibi bedenime dadanmış, kanımı emme yarışındadır.


Batı, ABD bize demokrasi getiriyormuş. Al da başına çal demokrasini, insan haklarını (!), ikiyüzlü politikalarını. Coğrafyamıza kandan, fitneden, darbeden, diktatörlükten, tekçilikten, uşaklıktan başka ne getirdin?
Mısır, Suriye, Irak, Afganistan, Pakistan, Arakan, Çeçenistan, Doğu Türkistan, Gazze, Filistin, Kürdistan… Bedenim parça parça, vücudumda bin yara. Her yerde vurulan, yakılan, sürülen, entrikaların kucağında azgın kurtların sofrasına bırakılan benim. Bu perişanlık, bu mazlumiyet, bu parçalanmışlık nereye kadar!


Unutmayalım ki, mağlubiyet işkenceye uğramak, zindanlara tıkılmak, meçhullere sürülmek ve öldürülmek değildir. Zindan medrese, sürülmek hicret ve ölüm şehadet olarak en büyük kazançtır. Mağlubiyet; çaresizlik içerisinde kıvranmak, ümidini yitirmek, duyarsızlaşmak, eli kolu bağlı durmak, şeytanın sağdan yanaşmasına “eyvAllah” demektir. Ümmeti harekete geçirememektir, dünyaya mazlumların sesini duyuramamaktır.


Zulme karşı yeterli olmasa da tepkiler var. Bunlardan Diyarbakır’da gösterilen tepkiyle “Diyarbakır, Kahire oldu” yorumları yapıldı. Yiğitlere selam olsun, Kürdü, Türkü Arabıyla Müslümanlar her yerde bu şekilde uzun soluklu sivil, yasal tepkilerini dile getirmelidir. İslami sivil toplum kuruluşlarından bu kapsamda yapılan açıklamalardan dolayı her yerde benzer veya farklı şekillerde tepkilerin devamını bekleyebiliriz.

Müslümanın Rabbinden ve Müslüman kardeşinden başka kimi kimsesinin olmadığı bir daha ortaya çıktı. Ölümüne birbirimize sahip çıkma vaktidir. İnsanlık bile buhrandaysa bu da ümmetin içinde bulunduğu haldendir. Yani sadece mazlum Müslümanlar değil, tüm dünya mustazafları Müslümanları bekliyor. Şairin dediği gibi “uyan artık Müslüman, seni bekliyor cihan” diyoruz. Ümmetin uyanması, dünyada akan kanın durması, mazlumların serfiraz olması, adaletin yeryüzünde kaim olması temennisiyle, Allah’a emanetsiniz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.