Kitaba uyanlar yahut Kitabına uyduranlar

Baba ile oğul uzak bir mesafedeki, uzak akrabalarını ziyaretten dönerken vakit akşama dönmüş. Bu arada yola revan olan baba ve oğul, ilk ezan sesi ile bir an duraklamışlar.

Baba sormuş: “Bu ezan nerenindir evlat.”

Oğlan cevap vermiş: “filanca köyündür.”

Baba hızla yürümeye devam etmiş. Az ilerde tekrar bir ezan sesi ve aynı konuşma. Az ötede yine aynısı. Vakit geçmeye yakın yeni bir ezan sesi duyulmuş ve baba tekrar ile “Bu nerenin ezanıdır evlat” diye sorunca, oğul demiş “Baba bu bizim köyün ezanı, okuyan da bizim müezzin.”

Baba ciğerini hava ile doldurarak bütün ruhu ile: “Aziz Allah!” demiş ve namaza durmuş…

Cemiyetin hâli bu iken, kime görev düşüyor bilinmez; ama ayrışmayı din üzerinden yapmak herhalde yönetilenlerin işine gelmez. Yönetenlerin ise bu işten hem sevinç hem de sevk-i idarede kâr umması işten değil.

Müslümanlar bildikleri ile işledikleri arasında bazı çelişkilerin yer aldığını üzülerek ve şaşarak görmüşlerdir. Bu hâl ve şerait içerisinde yapılması gerekenin kitabına uydurmak olduğu zehabı ile yeni hayat tarzı tatbikat sahasına konulmuştur. Günümüz Müslümanlarını kafa karışıklığına uğratan olay. İslam kültürü ile İslam nasları arasında açıkça belli olan mesafenin varlığıdır. Mesafe ise din adına yetkili bazı zevatın her hal ve şartta işi kitabına uydurma ameliyesidir.

Bu alışkanlık yukardan aşağıya akışkanlık arz edince, her hadisede farklı yorum ve tefsirlerin olağan sayılması, dinden sayılmaktadır. Din ise devletin tekelinde, dindarlara afyon niteliği taşımaktadır. Yutmayanın hâli devletçe belirlenip afyonu patlayana kadar himaye altına alınmaktadır. Mazeret ise gayet basit; devletin düzenine, düzensizlik sokmaya çalışmak. Kim olduğunuz ya da ne düşündüğünüz önem arz etmez. Yeter ki koronun ortak sesine aykırı bir ses çıkartmaya çalışın ya da koroyu kabullenmeyin, sonunuz vahim…

Bu kadar görüş farklılığı, her İslami güruhun kendi görüşünü haklılaştırma çabası içinde mütalaa edilmekte ve yürünen yolda yanlış-doğru tüm muamelelerimiz kitabına uydurulmaktadır. Oysaki Müslüman olmak iddiası Kitab'a uymak olması gerekirken durum bu.

Hâsılı bu kadar kaosun içinde doğru olanı tespit edip hakça hizalanmak varken, birilerinin bizi hizaya getirmesini umursamamak; kitabına uydurduğumuz ikbal beklentilerinden mütevellit tutum ve davranışlarımızdır.

Hükümdarlar kendilerine ilerde zarar verecek çocuğu bertaraf etmeyi en uygun iş olarak addederler… Lakin ormana öldürmesi için çocuğu gönderdiği şahsın kendi emri yerine vicdanını dinlemesini engelleyemez. İş burada bu göreve talip olmamak, yok “Atandım ne yapayım” derseniz, katil olma yerine yalancı olmayı seçip, çocuğun gömleğini kendi kanıyla değil, avladığınız avın kanıyla boyayıp işi bitirdiğinize dair delil getirmek olmalı.

Hâsılı her şeye kutsal kılıfı giydirip doğrulardan feragat etmemeli, kaç köyden kovulacaksak da…

Önceki ve Sonraki Yazılar